31 Ocak 2026 - Cumartesi

Türk’ü Yok Sayarak Kurulan Hiçbir Avrupa Dengesi Meşru Değildir

Yazar - Gökalp Şentürk
Okuma Süresi: 3 dk.
Gökalp Şentürk

Gökalp Şentürk

gokalpsenturk@gmail.com -
Google News

Avrupa, Moldova ile Romanya’nın birleşme ihtimalini “demokratik tercih” ve “tarihsel bütünleşme” söylemleriyle meşrulaştırmaya çalışıyor. Ancak bu tartışmanın bilinçli biçimde örtülen bir gerçeği vardır: Gagavuzya ve orada yaşayan Gagavuz Türkleri.

Ve artık şu açıkça söylenmelidir: Türk’ün iradesi yok sayılarak çizilen hiçbir siyasi harita ne ahlaki ne de kalıcıdır.

Gagavuzya, Moldova Cumhuriyeti sınırları içinde anayasal özerkliğe sahip bir Türk yurdudur. Moldova Anayasası açıkça hükme bağlamıştır: Devletin egemenlik statüsü değişirse, Gagavuzya kendi kaderini tayin etme hakkına sahiptir. Dolayısıyla Moldova–Romanya birleşmesi, Gagavuz Türkleri açısından bir “sınır düzenlemesi” değil; mevcut siyasi sözleşmenin ihlalidir.

Bugün Gagavuzya’dan yükselen “bağımsızlık” vurgusu bir tehdit değil, hukuki ve meşru bir hatırlatmadır. Avrupa’nın Ukrayna’da, Balkanlar’da ve Baltık coğrafyasında yüksek sesle savunduğu self-determinasyon ilkesi, konu Türkler olunca neden askıya alınmaktadır? Bu çifte standart, Batı’nın demokrasi söyleminin bir maske olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.

Gagavuz Türkleri; kimliği Türk, inancı Ortodoks olan, yani Avrupa’nın ideolojik kalıplarına sığmayan bir millettir. Ne tamamen “Doğulu” ne de “Batılı” kabul edilirler. Bu yüzden görmezden gelinmekte, sessizlikle tasfiye edilmek istenmektedirler. Oysa Gagavuzya, Balkanlar ile Karadeniz arasında Türk varlığının jeopolitik sürekliliğini sağlayan stratejik bir kilittir. Bu kilidi kırmaya yönelik her girişim, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirir.

Türkiye açısından Gagavuzya meselesi duygusal bir soydaşlık dosyası değildir. Bu mesele; Karadeniz güvenliği, Avrupa’nın doğu sınırları ve Türk dünyasının Avrupa’daki mevcudiyetiyle doğrudan bağlantılıdır. Ankara’nın bu süreçte suskun kalması tarafsızlık değil; stratejik alan terkidir.

Türkiye kimseye tehdit savurmak zorunda değildir. Ancak şunu net biçimde ilan etmek zorundadır:

Gagavuz Türklerinin iradesi yok sayılarak atılacak her siyasi adım, Türkiye’yi doğrudan ilgilendirir.

Bu duruş saldırgan değil; meşru, dengeli ve devlet aklına dayalıdır. Uluslararası platformlarda Gagavuzya’nın anayasal haklarını savunmak, Türkiye için bir tercih değil; tarihsel, stratejik ve milli bir sorumluluktur.

Avrupa tarihi şunu defalarca göstermiştir: Türk’ü denklem dışına iterek kurulan her düzen ya eksik kalmış ya da çatırdayarak dağılmıştır.

Bugün Gagavuzya, yalnızca Moldova’nın değil; Avrupa’nın Türk gerçeğiyle yüzleşme sınavıdır.

Ve bu sınavda sessizlik, tarafsızlık değildir.

Sessizlik, yok saymaya razı olmaktır.

 

Strateji Uzmanı

Gazeteci Yazar

Gökalp Şentürk

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss