11 Ocak 2026 - Pazar

İran Düşerse Sıra Türkiye’dir

Tarih bir kez daha kapımızı çalıyor. Ama bu sefer zırhla değil, haritayla geliyorlar.

Yazar - Gökalp Şentürk
Okuma Süresi: 2 dk.
Gökalp Şentürk

Gökalp Şentürk

gokalpsenturk@gmail.com -
Google News

Tarih bir kez daha kapımızı çalıyor.

Ama bu sefer zırhla değil, haritayla geliyorlar.

Bugün İran üzerinden yürütülen kuşatma; ne nükleer meselesidir, ne demokrasi masalıdır. Bu, Türk milletini Asya’dan koparma projesinin son perdesidir.

Irak’ta ne yaptılar?

Devlet dağıttılar.

Suriye’de ne yaptılar?

Toprağı parçaladılar.

Libya’da ne yaptılar?

Milleti birbirine kırdırdılar.

Şimdi sıra İran’da.

Neden?

Çünkü İran yıkılırsa, Türk dünyasıyla Anadolu arasındaki son jeopolitik set çöker.

O zaman PJAK, YPG, Barzani, Talabani, SDG, bilmem ne…

Hepsi aynı anda “Kürt halkı” adına sahneye çıkar.

Ama mesele Kürt değildir.

Mesele denize çıkan bir emperyal kukla devlet kurmaktır.

Denize çıkmayan yapı bağımlıdır.

Denize çıkan yapı işgal üssüdür.

Irak Kürtleri

Suriye Kürtleri

İran Kürtleri

Türkiye’nin güneydoğusu…

Bu dört parçayı birleştiren şey etnik bağ değil,

Washington haritasıdır.

İran işte bu yüzden hedefte.

Çünkü İran yıkılırsa:

Doğuda parçalanmış bir cephe,

Güneyde YPG devleti,

Batıda Yunan–AB duvarı…

Türkiye dört yandan boğulmuş olur.

Sonra ne isterler?

“Mavi Vatan’dan vazgeç.

Siz kara milletisiniz, deniz size fazla.”

Meis denilen kayaya 40 bin km² deniz veren akıl,

Anadolu’nun 1600 km kıyısını yok sayar.

Sonra gelirler:

“Montrö çok rahatsız edici.

Boğazlar serbest olsun.

Lozan zaten eskidi.”

Yani Türkiye’ye derler ki:

“Egemenliğini teslim et.”

Sonra Rusya’yla aranı bozmanı isterler.

Nükleer santral istemezler.

S-400 istemezler.

Bağımsız savunma istemezler.

Çünkü onların istediği Türkiye;

güçlü değil, bağımlı bir Türkiye’dir.

Ama bu topraklar öyle bir millettir ki…

Çanakkale’de yedi düvele,

Sakarya’da kaderine,

Kıbrıs’ta ambargoya,

15 Temmuz’da ihanete diz çöktürmüştür.

Bugün İran’a bakan Türk,

yarın Ankara’ya gelecek fırtınayı görür.

Bu yüzden İran’ın ayakta kalması

bir rejim meselesi değil,

Türkiye’nin çevrelenip çevrelenmeyeceği meselesidir.

Ve biz tarih boyunca şunu öğrendik:

Düşman önce komşunu yıkar, sonra sana gelir.

Türkiye ya bugün uyanacak

ya yarın parçalanmış bir coğrafyada

“keşke” diyecek.

Ama bu millet “keşke” için değil,

kaderi için savaşır.

 

Strateji Uzmanı

Gazeteci Yazar

Gökalp Şentürk

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss