Töre ile Tevhid Arasındaki Köprü: Türk Milleti Neden İslam’la Yürüdü?

Gökalp Şentürk
gokalpsenturk@gmail.com -Tarih boyunca bütün peygamberlerin çağrısı birdi:
Tek Tanrı.
Tek hakikat.
Tek teslimiyet.
Hz. Âdem’den Hz. Nuh’a…
Hz. Musa’dan Hz. İsa’ya…
Ve nihayet Hz. Muhammed’e…
Mesaj değişmedi. Değişen kavimlerdi, coğrafyalardı, zamanlardı. Kur’an açık konuşur: “Her ümmete bir uyarıcı gönderilmiştir.” Bu ne demektir? Yeryüzünde sahipsiz bir millet yoktur. İlahi hitaptan mahrum bırakılmış bir kavim yoktur.
Bugün “Musevilik”, “Hristiyanlık” diye ayrıştırılan isimler tarihsel kimliklerdir. Kur’an’ın diliyle Hz. Musa da, Hz. İsa da Allah’a teslimiyeti tebliğ etmiştir. Yani öz itibarıyla İslam’ı. Çünkü İslam, teslimiyettir. Tevhiddir. Allah’a yöneliştir.
Peki Türk milleti?
Türk milleti İslam’ı kılıç zoruyla değil, gönül kapısıyla kabul etti. Çünkü zaten zihninde bir Gök Tanrı inancı vardı. Çünkü zaten töresi adalete dayanıyordu. Çünkü zaten devlet anlayışı “kut” kavramıyla ilahi meşruiyete bağlanmıştı.
Oğuz Kağan Destanı’na bakın.
Töreye bakın.
Ahlaka bakın.
Adalet anlayışına bakın.
Tek Tanrı inancı var mı? Var.
Ahlaki disiplin var mı? Var.
Namus, aile, devlet, istişare, liyakat var mı? Var.
Kur’an’ın mesajıyla açık bir çatışma görüyor musunuz?
Türk milleti gökten inen hakikate yabancı değildi. Çünkü vicdanı kirlenmemişti. Çünkü fıtratı bozulmamıştı. Çünkü töresi zulme değil adalete dayanıyordu.
Bazıları soruyor:
“Mete Han peygamber miydi?”
Burada ilmi çizgiyi korumak gerekir. Kur’an’da adı geçmez. İslam kaynaklarında açık bir delil yoktur. Akaid, hamasetle kurulmaz. Peygamberlik iddiası delil ister.
Ancak şu gerçeği kim inkâr edebilir:
Tanrıkut unvanı, yönetimin ilahi kaynağa bağlandığını gösterir.
Kut anlayışı, salt kaba güç değildir.
Devlet, Tanrı’nın verdiği bir sorumluluktur.
Bu bilinç, vahiyden tamamen kopuk bir zihnin ürünü olabilir mi?
Türk milleti tarih boyunca sapkın putperest imparatorluklar kurmadı. Firavunlaşmadı. Tanrı adına kendini ilahlaştırmadı. Devletini kutsadı ama Tanrı yerine koymadı. Bu çizgi tesadüf değildir.
İslam geldiğinde Türk milleti “yeni bir Tanrı” ile tanışmadı.
Hakikatin tamamlanmış haliyle tanıştı.
Kur’an, son vahiydir. Din kemale ermiştir. Adı da Allah tarafından konmuştur: İslam.
Türk’ün töresi ile Kur’an’ın mesajı arasında kurulan köprü işte buradadır.
Bu yüzden Türk milleti İslam’ın sancaktarı olmuştur.
Bu yüzden Kudüs’ü Türk savunmuştur.
Bu yüzden Balkanlar’da ezan Türkçe yüreklerle korunmuştur.
Bu yüzden Anadolu bir vatan olmuştur.
Türk’ü İslam’dan, İslam’ı Türk’ten koparmaya çalışanlar iki büyük gerçeği parçalamaya çalışıyor: Tevhid ve Töre.
Biz ne tarihimize hurafe ekleriz, ne inancımızı zayıf delillerle tartışmaya açarız. Ama şunu da yüksek sesle söyleriz:
Bu millet tesadüfen Müslüman olmadı.
Bu milletin mayasında tevhid vardı.
Bu milletin töresinde adalet vardı.
Bu milletin vicdanında teslimiyet vardı.
Ve o vicdan, Kur’an’la tamamlandı.
Strateji Uzmanı,
Gazeteci, Yazar
Gökalp Şentürk