Epstein Dosyaları, Çığlıklar ve Osmanlı’nın Kırmızı Çizgisi

Gökalp Şentürk
gokalpsenturk@gmail.com -Bazı çığlıklar vardır, duvarlardan geçer.
Bazıları kayda girer, videolara düşer.
Bazıları ise tarihin vicdanına kazınır.
Bugün Epstein dosyalarında gördüğümüz şey, sadece kirli isimler ya da karanlık ağlar değildir. Asıl mesele, videolarda yankılanan o çocuk çığlıklarıdır. Masumiyetin, güç karşısında nasıl ezildiğinin sesidir o. Ve o çığlıkların arasında bir Türk çocuğunun sesi varsa, mesele artık küresel bir skandal değil, milli bir hesaplaşmadır.
İşte tam bu noktada tarih konuşur.
Son günlerde sosyal medyada dolaşan bir anlatı var:
Epstein dosyalarıyla, 16. yüzyıl Osmanlı’sında Trabzon’da yaşandığı iddia edilen bir olay arasında benzerlik kuranlar var. Kimileri bunu efsane diye küçümsüyor. Kimileri “abartı” deyip geçiyor.
Ama mesele abartı değil.
Mesele devlet refleksidir.
Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde geçen ve bugün “efsane” denilerek ötelenen o anlatı şunu söyler: Trabzon’da yaşandığı iddia edilen ahlak dışı bir hadiseden sonra, şehir uzun süre “Yahudiler giremez” ruhsatına sahip olmuştur.
Altını kalın çizelim:
Bu, Osmanlı’nın din düşmanlığı değildir.
Bu, Osmanlı’nın ahlak çizgisidir.
Osmanlı, hoşgörüyü zaaf sanmayan bir devletti. Kapılarını mazluma açar ama çocuğa uzanan eli kırardı. Kimliğine bakmazdı; ne adıyla ilgilenirdi ne soyuyla. Suç varsa, kapı kapanırdı.
Bugün ne oluyor?
Bugün çocuklar bağırıyor.
Videolar var.
İsimler var.
Dosyalar var.
Ama kapılar kapanmıyor.
Epstein öldü deniyor. Dosya kapanıyor sanılıyor. Oysa çığlıklar hâlâ ortada. O çocukların sesi, Batı’nın “insan hakları” nutuklarını paramparça ediyor. Çünkü onlar için çocuk, sadece güçlülerin keyfiyle sınırlı bir ayrıntı.
Osmanlı ise, iddia dahi olsa, şehir mühürlemiştir.
Velhasıl yüzyıllar geçer.
Devletler değişir.
İsimler unutulur.
Ama Türk’ün devlet aklı unutulmaz.
Bugün bize düşen şudur:
O çığlıkları duymayanlardan olmamak.
“Dosya” deyip geçmemek.
Çocukların sesi susturulurken, büyüklerin sessizliğine razı olmamak.
Çünkü bir millet, çocuklarının çığlığını duymazdan gelirse; yarın tarih, o milleti de duymaz.
Osmanlı, çocuğa uzanan eli şehirden sürmüştür.
Bugün ise dünya, çocuğun çığlığını görmezden gelmektedir.
İşte asıl fark budur.
İşte asıl utanç buradadır.
Gökalp Şentürk
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar