10 Mayıs 2026 - Pazar

İKTİDARA DOĞRU ESEN RÜZGÂR

İKTİDARA DOĞRU ESEN RÜZGÂR

Yazar - Namık Kemal Yıldız
Okuma Süresi: 13 dk.
94 okunma
Namık Kemal Yıldız

Namık Kemal Yıldız

mebnky@gmail.com - 0507 011 43 55
Takip EtGoogle News

İKTİDARA DOĞRU ESEN RÜZGÂR

 

Türkiye, son yıllarda yalnızca iç dinamikleriyle değil; aynı zamanda bölgesel ve küresel gelişmelerin baskısı altında yön arayan bir ülke görünümündedir. Özellikle İran–Amerika Birleşik Devletleri–İsrail hattında yükselen gerilim; enerji fiyatlarından tedarik zincirlerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmekte, bu dalganın Türkiye ekonomisine yansıması kaçınılmaz olmaktadır.

Bugün hayat pahalılığı, artık sadece ekonomik bir veri değil; toplumun doğrudan yaşadığı bir gerçekliktir. İşçi, memur ve emekli, alım gücünün eridiğini açıkça hissederken; esnaf artan maliyetler karşısında ayakta kalma mücadelesi vermekte, çiftçi ise gübre, mazot, ilaç ve işçilik giderlerindeki artış nedeniyle üretimden uzaklaşma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. 

Türkiye’nin önemli tarım alanlarından biri olan Bafra Ovası’nda dahi maliyetler nedeniyle ekilmeyen, otlağa bırakılan arazilerin ortaya çıkması, sorunun vahametini gözler önüne sermektedir.

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), ilk iki iktidar döneminde sağladığı ekonomik büyüme, altyapı yatırımları ve siyasi istikrar sayesinde toplumun geniş kesimlerinden güçlü destek almıştır. Ancak ilerleyen süreçte aynı başarı ivmesi sürdürülememiş; özellikle ekonomi, hukuk ve demokratikleşme alanlarında yaşanan sorunlar kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açmıştır. 

Savunma sanayisinde kaydedilen gelişmeler kamuoyunda takdir toplarken, buna karşılık adalet sistemine duyulan güvenin zayıflaması, ifade özgürlüğü ve tam demokrasi konusundaki beklentilerin artması dikkat çekmektedir.

Özellikle son yıllarda yükselen enflasyon, hayat pahalılığı ve Türk lirasındaki değer kaybı; emekli, işçi, memur ve diğer sabit gelirli vatandaşların alım gücünü ciddi biçimde azaltmıştır. Geniş toplum kesimleri artık yalnızca refah kaybı değil, temel ihtiyaçlarını karşılama noktasında da ağır ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır. Barınma, gıda ve enerji gibi en temel yaşam giderlerindeki artış, vatandaşın belini bükmektedir.

Uygulanan ekonomik politikaların toplumda beklenen güveni ve istikrarı yeniden tesis etmekte yetersiz kaldığı yönündeki kanaat giderek güçlenmektedir. Bu durum, seçmen nezdinde değişim talebini büyütmekte; siyasette yeni arayışların ve alternatif arayışlarının önünü açmaktadır.

Terörsüz Türkiye’yi ve terörsüz bölgeyi hepimiz isteriz. Ancak, “Terörsüz Türkiye” başlığı altında yürütülen tartışmalar, toplumda güçlü bir hassasiyet ve şüphe oluşturmaktadır. Yaklaşık 50 bin vatan evladının katili PKK terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ile ilgili gündeme getirilen öneriler; ülkücü, milliyetçi, Atatürkçü, demokrat, muhafazakâr ve ulusalcı kesimlerin önemli bir bölümünde karşılık bulmamaktadır.

Bunun temel nedeni, Türkiye’nin terörle mücadelede ödediği ağır bedellerin hâlâ canlı bir toplumsal hafıza olarak varlığını korumasıdır. 

Siyasi Denge Değişiyor

Ekonomik memnuniyetsizlik ve güven arayışı, seçmen davranışında belirgin bir yön değişimine işaret etmektedir. Kararsızların ve mevcut siyasi yapılardan memnun olmayan kesimlerin yeni bir adres aradığı bu süreçte, İYİ Parti merkezde ağırlık kazanmaktadır.

İYİ Parti, siyasi yelpazenin merkezinde konumlanarak yalnızca merkez sağ ve milliyetçi tabandaki boşluğu doldurmakla kalmamakta; bunun yanında farklı toplumsal kesimleri ortak bir zeminde buluşturabilen kapsayıcı bir siyaset anlayışı ortaya koymaktadır. Sosyal demokratlardan milliyetçilere, muhafazakârlardan Atatürkçülere; kentli orta sınıflardan kırsal kesime, gençlerden emeklilere kadar uzanan geniş bir yelpazenin aynı çatı altında toplanabilmesi, partiyi klasik bir muhalefet aktörünün ötesine taşımaktadır.

Bu yönüyle İYİ Parti, farklı kimlikleri karşı karşıya getiren değil; ortak değerler etrafında birleştiren bir “merkez parti” niteliği kazanmakta ve kutuplaşmadan yorulan toplum kesimleri için güçlü bir buluşma noktası haline gelmektedir. 

Bu geniş sosyolojik taban, partinin yalnızca bir alternatif değil; dahası Türkiye siyasetinde denge kurucu ve yön belirleyici bir güç olma iddiasını da pekiştirmektedir.

 

Neden İYİ Parti?

İlk olarak, istikrar duygusu oluşturan liderlik öne çıkmaktadır. Müsavat DERVİŞOĞLU’nun sergilediği dengeli, ölçülü ve devlet ciddiyetine uygun siyasi duruş; yalnızca söylemleriyle değil, tavrı ve beden diliyle de seçmen nezdinde karşılık bulmaktadır. Bu yaklaşım, belirsizliklerin arttığı bir dönemde toplumun ihtiyaç duyduğu güven duygusunu beslemektedir.

İkinci olarak, güçlü ve donanımlı kadrolar dikkat çekmektedir. 

Ekonomi yönetimi açısından bakıldığında, Erhan USTA’nın İYİ Parti bünyesinde üstlendiği rol özellikle dikkat çekmektedir. Devlet Planlama Teşkilatı geleneğinden gelen USTA, kamu maliyesi, bütçe disiplini ve makroekonomik denge konularındaki tecrübesiyle partinin ekonomik vizyonunun şekillenmesinde belirleyici bir isim olarak öne çıkmaktadır. Sadece eleştiri yapan değil, uygulanabilir ve teknik temeli güçlü politikalar üretebilen bir yaklaşımı temsil etmektedir.

Bu güçlü yapıya, yine planlama ve kalkınma perspektifiyle bilinen Erdoğan SERDENGEÇTİ’nin, İyi Parti Bölgesel Kalkınma Politikalarından Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevine getirilmesi, Türkiye’de üretim, yatırım ve bölgesel dengesizliklerin giderilmesi konularında somut projelerin geliştirileceğine işaret etmektedir.

Erhan USTA ve Erdoğan SERDENGEÇTİ gibi aynı ekolden gelen, devlet tecrübesi yüksek iki ismin birlikte görev alması; İYİ Parti’nin ekonomi alanında sadece söylem üreten değil, krizleri yönetebilecek kurumsal kapasiteye sahip bir alternatif olduğunu göstermektedir. 

Bu tablo, seçmen nezdinde “ekonomi yönetilebilir” algısını güçlendiren en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkmaktadır.

İyi Parti Ankara İl Başkanı Dr. Yener YILDIRIM’ın asil karakteri, iletişim becerisi, siyasi tecrübesi, samimiyeti, genel kültürü, birleştirici davranışları, topluma güven telkin eden devlet adamlığı ve sevgi dilini kullanması Türkiye’nin başkenti Ankara’da İyi Partiyi cazibe merkezi haline getirmektedir.

Ankara teşkilatı başta olmak üzere, İyi Partinin tüm il teşkilatlarında Türkiye genelinde farklı meslek gruplarından, farklı hayat tecrübelerinden gelen insanlar aynı çatı altında buluşmaktadır. Sivilinden askerine, bürokratından eğitimcisine, esnafından çiftçisine, işçisinden işverenine kadar toplumun her kesiminden vatandaşların bir araya gelmesi, partinin sahadaki karşılığını güçlendirmektedir. 

Bu yapı, sadece siyaset üreten değil; ayrıca toplumla iç içe olan, sahada varlık gösteren ve ihtiyaç sahiplerine dokunabilen bir anlayışı temsil etmektedir.

Üçüncü olarak ise toplumsal bütünleşmeyi esas alan merkez siyaset anlayışı ön plana çıkmaktadır. Etnik kökeni, dini, mezhebi ya da yaşam tarzı ne olursa olsun; Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı herkesi eşit ve ortak bir aidiyet anlayışı içinde değerlendiren bu yaklaşım, toplumu kimlikler üzerinden ayrıştırmayı değil ortak değerler etrafında birleştirmeyi hedeflemektedir. 

Farklılıkları bir çatışma alanı değil, toplumsal zenginlik ve millî bütünlüğün doğal bir parçası olarak gören bu siyaset anlayışı; uzun süredir kutuplaştırıcı dil ve gerilim siyasetinden yorulan seçmen açısından güçlü ve umut veren bir alternatif oluşturmaktadır.

Tüm bunlara ek olarak parti; tarım, kadın politikaları, sosyal destek mekanizmaları, güvenlik, dış politika ve Türk Dünyası vizyonu gibi birçok alanda kurumsal bir birikim ve siyasi perspektife sahiptir. 

İnsanı merkeze alan yaklaşımıyla toplumsal sorunlara yalnızca ekonomik değil; sosyal, kültürel ve stratejik boyutlarıyla da çözüm üretmeyi hedeflemektedir.

Devlet tecrübesine sahip kadroların varlığı, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu güvenlik risklerini doğru okuyabilen, bölgesel gelişmeleri analiz edebilen ve uzun vadeli stratejiler geliştirebilen bir yönetim anlayışını öne çıkarmaktadır. 

Dış politikada ise günübirlik ve savrulan politikalar yerine; millî çıkarları esas alan, dengeli, öngörülebilir, çok yönlü ve diplomatik kapasitesi yüksek bir yaklaşım benimsenmektedir. 

Özellikle Türk Dünyası ile siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesini hedefleyen vizyon, partinin dış politika perspektifine stratejik bir derinlik kazandırmaktadır.Bu çerçevede Türk Devletleri Teşkilatı ile ilişkilerin güçlendirilmesi ve Türk dünyasıyla entegrasyonun artırılması, stratejik bir öncelik olarak ağırlık kazanmaktadır.

Millî eğitim alanında ise bilimsel temelli, çağdaş ve millîdeğerlere bağlı bir sistem hedeflenmektedir. Özellikle reel sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli mesleki ve teknik insan kaynağının yetiştirilmesi, genç nüfusun üretken ve donanımlı bireyler olarak geleceğe hazırlanması açısından temel bir politika alanı olarak ele alınmaktadır.

Bu bütüncül yapı, İYİ Parti’yi yalnızca eleştiren değil; bununla birlikte yönetmeye hazır bir siyasi alternatif konumuna taşımaktadır.

Merkezde Yükselen Yeni Güç

Bugün İYİ Parti; çiftçiden esnafa, emekliden gence, memurdan girişimciye kadar toplumun farklı kesimlerini “vatan” ortak paydasında buluşturabilen güçlü bir merkez hareketine dönüşmektedir. 

Bu tablo, partiyi yalnızca mevcut düzene itiraz eden bir muhalefet aktörü değil; devlet yönetimine talip, kadro ve vizyon sahibi bir iktidar alternatifi konumuna taşımaktadır.

Son kamuoyu araştırmalarında İYİ Parti’nin Türkiye’nin üçüncü büyük siyasi gücü olarak öne çıkması, toplumda büyüyen değişim arayışının somut bir göstergesi niteliğindedir. Çünkü seçmen artık yalnızca eleştiren değil; güven veren, çözüm üreten, devleti yönetme kapasitesi ortaya koyan bir siyasi anlayış aramaktadır.

Önümüzdeki süreçte İYİ Parti’nin Türk siyasetinde ya doğrudan iktidar ya da yönetim dengelerini belirleyen kilit bir güç haline gelmesi ihtimali her geçen gün daha fazla güç kazanmaktadır. Bunun temel nedeni, toplumun giderek daha yüksek sesle dile getirdiği ortak beklentidir:
Adalet, liyakat, ekonomik
 güven, toplumsal huzur ve millîbirlik.

Türkiye’de esen bu rüzgâr, yalnızca bir partinin yükselişi değildir. Bu rüzgâr; kutuplaşmadan yorulan, ekonomik baskı altında ezilen, geleceğe yeniden umutla bakmak isteyen milletin değişim iradesidir.

Ve o iradenin merkezinde şu duygu vardır:

“Türkiye ortak paydasında birleşmek.”

Çünkü güçlü devletler, ortak aidiyet duygusunu koruyabilen milletlerin omuzlarında yükselir.

 

Namık Kemal YILDIZ

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss