Mesele Bir Çerçeve Değil Devletin Vakarı, Ananın Duası
Mesele Bir Çerçeve Değil Devletin Vakarı, Ananın Duası

Prof. Dr. Derya Berrak - Sosyolog - Arkeolog -Yazar
profdrderyaberrak@outlook.com -Mesele Bir Çerçeve Değil
Devletin Vakarı, Ananın Duası
https://www.deryaberrak.com/
Çerçeve Yasa kulağa son derece düzenli, bürokratik zararsız gelen iki kelime. Bu iki kelime aslında devlet ile toplum, adalet ile kamu düzeni, dünün acıları ile yarının umutları arasındaki kıl payı dengeyi kapsıyor. Bana göre mesele, gündelik siyasetin sığ tartışmalarına kurban edilecek bir konu olmadığı gibi, iktidar veya muhalefet çekişmesinin de çok ötesinde ülkenin evlatlarına bırakacağı ortak huzur mirasını ve hukuk geleceğini ilgilendiren bir eşiktir. Şüphesiz hepimizin bildiği gibi devlet yönetmek, bir yandan toplumun kanayan yaralarına derman ararken, diğer yandan o devleti ayakta tutan asırlık sütunlara zarar vermeme sanatıdır. Hükümet kanadının toplumsal bütünleşmeyi sağlama, akan gözyaşlarını dindirme, topraklarımıza kalıcı bir huzur getirme çabası tüm anaların yüreğindeki kor ateşe su serpme umudunu taşıyor. Zira coğrafyamızın yorgun insanı artık güne acıyla değil, kardeşliğin ve sükûnetin haberiyle uyanmak istiyor. Siyaset bilimi ve anayasa hukuku açısından baktığımızda da devletin temel varlık sebebi toplumsal huzuru ve kamu düzenini korumaktır. Çerçeve yasalar, yürütme organına hareket alanı tanıyan esnek metinler olarak tasarlansalar da Anayasa'nın temel ilkeleriyle çizilmiş sarsılmaz sınırlara ve milletin ortak vicdanına tabidir. Anayasa’mızın 3. maddesinde ifadesini bulan devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ile 10. maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesi, adalet mekanizmasının herkesi aynı şefkatle ve aynı kararlılıkla kucaklamasını şart koşar. Hukuk devletinde kurallar herkes için geçerlidir kişiye, gruba veya dönemsel ihtiyaçlara göre esnetilen her kural, kamu vicdanında telafisi güç sızılar bırakır. Anayasa'nın 7. maddesi uyarınca yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesi ise, milletin kaderini ilgilendiren kuralların doğrudan millet iradesinin yeri olan gazi Meclis tarafından, açıkça, kararlılıkla koyulmasını gerektirir. Bu hukuki ve manevi zemin üzerinde, Demokrat Parti Genel Başkanı Sayın Gültekin Uysal ve DP’nin sergilediği duruş sadece herhangi bir siyasi aktöre karşıtlık üzerinden okunmamalıdır. Demokrat Parti, tarihsel ve güncel bağlamda kararlarını tamamen devletin kurumsal vakarı, anayasal ilkelerin sarsılmazlığı ve milletin hukuki güvenliğini koruma sorumluluğu temelinde şekillendiriyor. Meclis’e gelen düzenlemeye ret oyu verirken, devletin kural koyan ve adaleti dağıtan asli güç olduğunu bir kez daha hatırlatarak hareket ediyor. Demokrat Partililerin duruşu, devlete siper olan, devletin çizgisini ve ağırlığını yere düşürmeyen tarihi bir adalet muhafızlığıdır.
Kanun metinleri, kağıda basılmış soğuk maddelerin, teknik usul kurallarının sessiz toplamından ibaret görülemez. Her cümlenin, her noktanın arkasında Anadolu’nun kerpiç duvarlı bir evinde, pencere kenarında oğlunun yolunu gözlemekten göz pınarları kuruyan ananın bakışları, yetimin yarım kalmış tebessümü, bu toprağın bağrına gömülmüş sessiz gözyaşları yatar. Adalet terazisi en ufak bir tereddütle sallandığında, insanlar sadece kanunlara olan güvenlerini kaybetmezler. Birbirlerinin gözünün içine bakarken duydukları inancı da yitirirler. Bir devleti asıl güçlü kılan adaleti kimse için eğip bükmeden, vakar içinde ve herkese eşit bir şefkatle uygulayabilmesidir. Günün sonunda, Meclis salonunun ışıkları söndüğünde, günlük siyasi tartışmaların gürültüsü durulduğunda geriye tek ortak hayalimiz kalacak: Bu topraklarda yaşayan her vatandaşın, adaletine sonuna kadar güven duyduğu, bayrağının altında başı dik ve yarınından emin olarak kucaklaştığı Türkiye. Niyeti milletin gözyaşını dindirmek olanların gayreti ile devletin duruşunu ve anayasal sınırlarını bir kale gibi koruyanların tutumu birleştiğinde, ülkemiz hak ettiği huzura kavuşacaktır. Zira gerçek barış, ancak ve ancak adalet duygusu tam olarak sağlandığında kök salabilir. Kanunlar kâğıt üzerine, helalleşmeler kalbe yazılır... Devleti ve milleti kıyamete kadar ayakta tutan şey, kâğıdı saklayan devlet aklı ile kalbi koruyan adalettir.