Değişim, Seninle Başlar
Eğitimi sadece etiket değil, toplumsal dönüşüme dair bir mekanizma olarak yeniden kurgulamaktan geçiyor Bugün eğitimdeki yönsüzlükten bahseden pek çok makale düştü önüme? Kimisi akademik kimisi sokağı anlatıyordu

Prof. Dr. Derya Berrak - Sosyolog - Arkeolog -Yazar
profdrderyaberrak@outlook.com -Liyakatin olmadığı yerde heveslerimiz soluyor ve bence çözüm Eğitimi sadece etiket değil, toplumsal dönüşüme dair bir mekanizma olarak yeniden kurgulamaktan geçiyor Bugün eğitimdeki yönsüzlükten bahseden pek çok makale düştü önüme? Kimisi akademik kimisi sokağı anlatıyordu Sahayı akademiyle birleştirmenin gerekliliği her konuda karşıma çıkıyor Peki Çözüm nedir?
Fikrimce kurumsal yapıları an be an liyakatle onarmak ve bilgiyi sokağın sesine katmak çözüme giden yoldur. Diplomaların boynu bükük, biliyoruz; gençliğin o büyük enerjisi kapasite raporlarında birer rakama dönüşmüş durumda. Ancak sadece sistemi suçlayıp köşemize çekilmek, kendi söküğümüzü dikmekten vazgeçmektir. Peki bu düğüm nasıl çözülür? Liyakat dediğimiz o büyük adalet dikişi, aslında bizim günlük tercihlerimizde gizlidir. Bir işi ehline vermek yerine tanıdığımıza yöneldiğimiz her an, kendi geleceğimizden bir ilmek söküyoruz. Çözüm, sadece yukarıdan bir mucize beklemek değil; kendi etki alanımızda, apartman yönetiminden iş yerindeki seçime kadar "kimin tanıdığı" olduğuna değil "kimin bildiğine" bakma iradesini göstermektir. Hak yememeyi bir yaşam pratiği haline getirdiğimizde, sistem de o dürüstlüğe boyun eğmek zorunda kalacaktır. Eğitimin sadece okul binalarına hapsolmuş bir süreç olduğunu düşünmek, bizi pasif birer eleştirmene dönüştürür. Oysa çocukların merak duygusu ve sorgulama yeteneği ilk önce mutfak masasında, ocağın başında başlar. Çözüm, okulların yetersizliğini tartışırken evlerimizi birer küçük kütüphaneye, birer tartışma alanına çevirmektir. Çocuğuna soru sormayı, itiraz etmeyi ve emeğe saygı duymayı öğreten her ebeveyn, aslında en büyük müfredat değişikliğini kendi çatısı altında yapmaktadır. Eğitimli işsizlik karşısında hüzne kapılıp köşemize çekilmek, sadece sorunu büyütür. Akademik literatürün "kolektif bilinç" dediği güç, benzer dertleri olanların bir araya gelip yeni üretim alanları açmasıyla canlanır. Çözüm, diplomanın bizi getirdiği o yalnızlık hissini kırıp; kooperatifler kurmak, sivil toplumda ses çıkarmak ve bilgimizi birbirimize karşılıksız aktarmaktır. Toplumsal anomiye (kuralsızlığa) karşı en güçlü ilaç, bireyin "etik tutarlılığıdır". Her şeyi başkasından bekleyen bir eleştiri kültürü, bizi sadece yorar ve yaşlandırır. Çözüm, şikâyet ettiğimiz o büyük düzensizliğin içinde küçük ama sağlam adalet adaları kurmaktır. Kendi uzmanlık alanımızda en iyisini yaparak, haksızlığa komşu kapısında da olsa ses çıkararak ve bilgiyi sadece kendimiz için değil toplum için kullanarak bu dönüşümü başlatabiliriz. Unutmayın; dünya, sadece konuşanlar tarafından değil, kendi kapısının önünü süpürenlerin inadıyla güzelleşir.