İstanbul Bilgi Üniversitesi Kararından Dönüldü
İstanbul Bilgi Üniversitesi Kararından Dönüldü

Prof. Dr. Derya Berrak - Sosyolog - Arkeolog -Yazar
profdrderyaberrak@outlook.com -İstanbul Bilgi Üniversitesi Kararından Dönüldü
22 Mayıs gecesi Resmi Gazete ’de yayımlanan ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet iznini kaldıran sarsıcı kararın ardından, bugün (25 Mayıs) atılan geri adımla üniversitenin yeniden açılması, her şeyden önce bu ülkenin evlatları, aileleri ve akademi dünyası adına derin bir nefes aldırmıştır.
İlk yazımda; sermayedeki veya yönetimdeki yapısal/hukuki sorunlar ne olursa olsun, binlerce suçsuz öğrencinin, hocanın ve yılların akademik birikiminin bir "ticarethane" gibi tasfiye edilmemesi gerektiğini vurgulamıştım. Şirketlerle eğitim kurumlarının aynı teraziye konmasının yaratacağı sosyolojik ve psikolojik travmaya dikkat çekmiş; devlet aklının ve toplum vicdanının ortak bir formülde buluşması gerektiğinin altını çizmiştim.
Bugün hatadan dönülmüş olması, öğrencilerin gelecek kaygısının ve diplomalarının uluslararası prestijine dair belirsizliğin ortadan kalkması çok kıymetlidir. Kamu aklı, toplumun vicdan sesini duymuş ve kurumun yok edilmesine izin vermemiştir. Bu kararı, sadece bir okulun kurtuluşu değil, toplumsal uzlaşmanın ve sağduyunun bir zaferi olarak okuyorum. Kampüslerdeki haksızlığa uğramışlık hissinin yerini bugün bir nebze olsun huzura bırakması, her şeydenönce anne olarak beni mutlu ediyor. Fakat önümüzde duran asıl sınav yeni başlıyor. Zira son günlerde yaşananlar acilen vakıf üniversitelerinin mali ve idari yapılarına dair kalıcı yapısal reformlar yapmamız gerektiğini bir kez daha kanıtladı. Eğitim kurumlarını birer holding iştiraki gibi konumlandırmanın risklerini canlı canlı tecrübe ettik. Bir şirketin ticari ya da hukuki krizinin, koskoca bir üniversitenin kapısına kilit vurma noktasına getirmemesi için sistemik önlemler şarttır. Önceki yazımda da önerdiğim gibi vakıf üniversitelerinin gelirleri ve mal varlıkları, kurucu şirketlerin ticari risklerinden tamamen bağımsız, devlet güvenceli Eğitim Fonları bünyesinde toplanmalıdır. Şirketler mali krizler yaşasa, hatta batsa bile, bu fonlar sadece üniversiteyi ayakta tutmak için harcanmalı ve holding borçları yüzünden haczedilememelidir. Üniversiteler, arkalarındaki sermaye yapılarının rüzgarıyla savrulan yapılar olmaktan çıkarılmalıdır.Bilgi Üniversitesi bu krizi kurumsal hafızasını koruyarak ve öğrencilerini mağdur etmeden atlattı Şimdi yapılması gereken, bu münferit krizden gerekli dersleri çıkararak Türkiye'deki tüm vakıf üniversitelerini kapsayacak kalıcı, güvenceli ve özerk modelleri inşa etmektir.