Çöken Mutabakat ve Ateşlenen Silahlar
Suriye’den talep gelmesi halinde, Türkiye 30 bin kişilik silahlı terör örgütünün Türkiye’nin hemen sınırında olmasının Türkiye’nin millî güvenliğine tehdit oluşturduğu gerçeğinden hareketle,

Namık Kemal Yıldız
mebnky@gmail.com - 0507 011 43 55Suriye Cumhurbaşkanı ŞARA, 10 Mart 2025 tarihinde, Suriye’nin kuzeydoğusunda fiilî kontrol sağlayan terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı PYD/SDG ile imzaladığı anlaşmanın süresi 31 Aralık 2025 tarihinde sonra erdi.
PKK/SDG/PYD yönetimi, mutabakat hükümlerine göre; petrol ve doğalgaz sahalarını, barajları, sınır/gümrük kapılarını ve güvenlik yapılarını Şam yönetimine devretmesi gerekirdi. SDG unsurlarının Suriye Arap Ordusu’na (SAA) bireysel entegre olması ve ağır silahlar (Tank, zırhı araçlar, uçak savarlar vb.) dâhil olmak üzere tüm silahlarını da teslim etmesi gerekirdi. Ancak terör örgütü, mutabakatın 8 maddesinden hiç birini uygulamadı.
Yine Suriye Hükümeti ile PYD arasında 1 Nisan 2025 tarihinde imzalanan “Ek Mutabakat / Uygulama Hükümleri göre Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye Mahallelerindeki SDF’nin (SDG/PYD) askerî unsurlarının kademeli olarak çekilmesi gerekirdi. PYD bu mutabakata da uymadı, mahallelerden çekilmedi. Aslında 1 Nisan mutabakatı, Suriye genelinde imzalanan mutabakatın pilot uygulaması olacaktı. Ancak olmadı.
SDG, askeri unsurlarını bu mahallelerden çekmediği gibi 6 Ocak 2026 tarihinde bu mahallelerdeki Suriye devlet güçlerine ait askeri kontrol noktasına saldırı düzenledi.
PYD militanları, 7 Ocak 2026 tarihinde ise, bu defa sivil halka ateş açtı. Mahallelerdeki alt yapılara, kamu kurumlarına, hastanelere ve okullara roketle, topla, sihayla ve ağır silahlarla saldırdı. Çatışmalar 8 Ocakta sürdü. Halen çatışmalar devam etmektedir.
Siviller kaçıyor, SDG vuruyor.
Suriye devlet güçlerinin PYD’nin bu saldırılarına karşı, sadece saldırıların yapıldığı noktalara, ateş kaynaklarına kararlılıkla yanıt verdiğini, bu iki mahallenin kuşatıldığını, sivil halkın savaş alanından tahliyelerine imkân vermek amacıyla iki kanal açtıklarını ancak, PYD güçlerinin sivil halkın mahalleden ayrılmalarına izin vermediklerini, çatışma alanından ayrılan halkın peşlerinden ateş açtıklarını ve yola mayınlı tuzak kurduklarını öğreniyoruz.
Buna rağmen yaklaşık 140 bin kişinin çatışma alanından güvenli bölgelere tahliye edildiği bilgisi alındı.
Suriye devlet yetkilileri, PYD saldırılarında sivil halktan kadın ve çocukların öldüğünü, birkaç askerini kaybettiklerini ve birçok yaralıların olduğu bildirmektedir.
Eğer Suriye ordusu bu iki mahalledeki çatışmadan başarılı olarak çıkarsa Fırat’ın doğusuna yapacağı operasyonlar için yüksek moral kazanmış olur.
Tünel, hendek ve meskun mahal çatışmaları yakın
PYD’nin bu saldırılarının, Membiç’e, Fırat’ın doğusuna, Kamışlı, Aynül Arab ve Rakka’ya yayılıp yayılmayacağı henüz belli değildir. Ancak çatışmaların yayılma ihtimali yüksek görülmektedir.
PKK/PYD hakim olduğu arazilerin altında kilometrelerce uzunlukta tüneller kazdığını, tünellerin ucunun stratejik merkezlere ve dokunulmaz kurumların (Okullar, hastaneler, ibadethaneler) altına kadar getirildiğini ilgili kurumlar biliyor.
PKK/PYD, Suriye Ordusunu sivillerin yaşadığı meskun mahallere çekmeyi, sivil halkı kalkan yapmayı ve tünellerden vur kaç yapıp Suriye Ordusuna büyük kayıplar vermeyi planlamaktadır.
PKK’nın Türkiye içinde “sözde özerk bölge” ilan etme girişimi sonrası Türkiye’de PKK ile yaşanan hendek operasyonları (özellikle 2015–2016 dönemindeki barikat, hendek ve şehir merkezli çatışmalar) sırasında güvenlik güçlerimizden 793 şehit verdiğimizi unutmuyoruz.
Bu operasyonlarda PKK’nın evlerin içinde duvarda asılı bulunan Kur’an-ı Kerimlerin içine bubi tuzağı kurduklarını ve uzaktan kumandalı bomba yerleştirdikleri hatırımızdan çıkmadı. PKK’nın kutsal değerlere bile saygılı duymadıklarını gördük.
Meskun mahal operasyonları, klasik kırsal terörle mücadeleden farklıdır.
Türkiye’de yaşadığımız benzer tuzakları ve hainlikleri Halep’de görmeye başlayacağız. Suriye Ordusu, Fırat’ın doğusunda, petrol bölgeleri, barajlar ve meskun mahallerde, kutsal mekanlarda ve dokunulmaz kurumlarda bu tür tuzaklara karşı hazır olmalıdır.
Suriye devleti, PYD’ saldırına karşı savunma, kamu düzenini kurma, kanun hâkimiyetini sağlama, devletin üniter yapısını koruma, toprak bütünlüğünü koruma, tek devlet, tek ordu oluşturma gayreti içindedir.
Suriye Hükümetinin terör örgütüne karşı başarılı olabilmesi için önce bölgedeki Arap aşiretleriyle görüşmesi, Arap aşiretlerinin tamamını devletleri yanına çekmesi ve SDG’nin Aşiretler üzerindeki kontrolünü kırması gerekir. Arap aşiretlerinin çoğunluğunun Suriye devlet yanlısı olduğunu, bir kısım Aşiretin de PYD baskısından çekindikleri için tarafını belirtmekten çekindiklerini biliyoruz.
Bu kadar yürekten çağırma beni, bir gece ansızın gelebilirim…
PYD’ye karşı yürüttüğü harekâtı şimdilik kendi güçleriyle sürdürebilmektedirler. Suriye devlet güçleri, çatışmaların ülkenin kuzey doğusuna yayılması halinde PYD ile başa çıkamayacağını anlayıp Türkiye’den yardım talep edebilir. Türkiye’yi çağırabilir.
Türkiye’deki yetkililer, Suriye’deki olayları yakından takip ettiklerini ve yardım talep edilirse her türlü desteği vereceklerini açıklamışlardır.
Suriye’den talep gelmesi halinde, Türkiye 30 bin kişilik silahlı terör örgütünün Türkiye’nin hemen sınırında olmasının Türkiye’nin millî güvenliğine tehdit oluşturduğu gerçeğinden hareketle,
- Suriye Devletine istihbarat desteği sağlayabilir, istihbarat yanında ateş desteği verebilir.
- Tel Rıfat, Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı çevresine kısa süreli, hava ağırlıklı destek verebilir.
- ABD ve Rusya ile daha önce mutabakata varıldığı üzere 30 km derinlikte sınır güvenliği temelli bir kara operasyonu gerçekleştirebilir. Askeri operasyon öncesi elbette ABD ve Rusya’ya diplomatik bildirim yapar.
Türkiye, PKK’nın Suriye uzantısı PYD/SDG’nin Türkiye’nin millî güvenliğine tehdit oluşturmasına asla izin vermeyeceğini defalarca ilgili devletlere ve uluslararası kurum ve kuruluşlara bildirmiştir.
Suriye’nin güvenliği Türkiye’nin güvenliği, Suriye’nin toprak bütünlüğü, Türkiye’nin toprak bütünlüğüdür.
Türkiye’nin bekası ve millî güvenliği için “teröristi ara, bul ve yok et” stratejisi en doğru yol olacaktır.
Bu gerçeği bilen Türk devlet aklına, şanlı Türk ordusuna, kahraman güvenlik güçlerimize ve yüce Türk Milletinin emrindeyiz diyen ilgili birimin cesur evlatlarına güveniyorum.
Tanrı Türk korusun ve yüceltsin. Tanrım, Türk Ordusunu daima muzaffer eylesin…
Namık Kemal YILDIZ