07 Nisan 2026 - Salı

Osmanlı Devleti sınırları içinde

Osmanlı Devleti sınırları içinde

Yazar - Namık Kemal Yıldız
Okuma Süresi: 18 dk.
16 okunma
Namık Kemal Yıldız

Namık Kemal Yıldız

mebnky@gmail.com - 0507 011 43 55
Takip EtGoogle News

HEYBELİADA RUM ORTODOKS RUHBAN OKULU AÇILMASI TALEBİ VE KARŞI GÖRÜŞLER

 

Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Hıristiyan Ortodoks mezhebine mensup Rum cemaatine din adamı yetiştirmek amacıyla, Sultan Abdülmecit döneminde, Tashih-i Ayar (paranın ayarının düzeltilmesi) nin yapıldığı 1844 yılında, Osmanlı devletinin ekonomik açıdan zor durumda olduğu bir anda açılan İstanbul Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu, Osmanlı Hükümdarlarının onayladığı Nizamnamaler (Tüzük/Yönetmelikler) çerçevesinde, Osmanlı hukuk sistemi içinde faaliyet gösteren din eğitimi- ilahiyat (teoloji)- veren bir eğitim kurumudur.

Okulun, Orta öğretim (Orta+Lise) kısmı ve lise üzerine eğitim veren yüksek okul kısmı vardırDin ağırlıklı ortaöğretim (Orta+Lise) kısmı, öğrencisizlikten, zamanla işlevini yitirmesi sonucu kendiliğinden kapandı.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, 1971 yılında Özel Türk ve Yabancı yüksek okullarına yönelik olarak aldığı kararla söz konusu yüksek okullar ya devlete bağlanacak ya da kapanacaktı.

Patrikhane ve Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu’nun yönetimi, 1971 yılında Türk mevzuatına bağlanmak istememesi üzerine okulun faaliyetini durdurdular.

Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulunun eğitimineyeniden başlaması, okulun açılması ile ilgili olarak 1991 yılında görüşmeler başlatıldı. Ancak anlaşmaya varılamadı.

Günümüze gelince, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Amerika ziyaretinde ABD Başkanı Trump’ınHeybeliada Rum Ruhban Okulunun açılmasını talep etmesi. Sonra Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in 11 Şubat 2026 tarihinde Türkiye’ye yaptığı resmi ziyarette Türk yetkililerine Ruhban okulunun yeniden açılmasını dile getirmesi,  en sonunda ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom BarrackHeybeliada Ruhban Okulu’nun 2026 Eylül ayı gibi yeniden açılmasını hedeflediklerini” kamuoyu ile paylaşması üzerine, tüm gözler bir kez daha Batı Trakya Türk azınlığına, İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesine ve Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okuluna çevrildi.

Bunun üzerine, 1862 Rum Patrikliği Nizamnamesi (diğer adıyla Rum Milleti Nizamnamesi), Türk AnayasasıLozan Barış AntlaşmasıTürk yükseköğretim mevzuatı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) başta olmak üzere uluslararası insan hakları hukuku ışığında konu hakkında kısa bir araştırma yaptım.

 

Ruhban Okulu’nun Yeniden Açılması Tartışmaları: Talepler, Teklifler, Hukuki Çerçeve ve Tarafların Yaklaşımları

Ruhban Okulunun yeniden açılması yönündeki Türk tarafı teklifleri

1. Türkiye’nin herhangi bir ilindeki Devlet üniversitesine bağlı Hıristiyan Ortodoks İlahiyat (Teoloji) Fakültesi şeklinde okulu açabiliriz teklifine, Fener Rum Patrikhanesi ve Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu yönetimi hayır dedi.
2. Türkiye’deki Vakıf üniversitelerinin birinin bünyesinde Hıristiyan Ortodoks İlahiyat (Teoloji) Fakültesi açabilir teklifini yaptı. Rum cemaati lideri ve okul yönetimi bu teklifi de kabul etmedi.
3. Türkiye Cumhuriyeti denetiminde YÖK’e bağlı özel yüksekokul statüsünde açabiliriz teklifini getirdiler. Rum tarafı bu teklifi de kabul etmediler.
4. Türkiye’deki tüm eğitim kurumları (özel Türk ve Yabancı Okullar) Türk eğitim sistemi içine faaliyetlerini sürdürürler. Rum Ortodoks Ruhban Okulu da bir eğitim kurumu olduğu için Türk eğitim sistemi içinde, Türk hukuk sistemi ve devlet denetiminde kalmalıdır görüşündedir.

 

Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili Talepler

Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması yönündeki talepler, çoğunlukla din özgürlüğü ve evrensel insan hakları çerçevesinde dile getirilmektedir.

1. Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu, bir okul değil dini kurumdur Dini kurum olursa Patrikhanenin kontrolünde olur,
2. Okula tam bağımsız (sui generis) statü verilsin, Türk kanunlarına tabi olunmasın.
3. Okul yurt dışı statülü / uluslararası bir okul olsun istiyorlar. Türkiye’deki kiliseler yanında, Türkiye dışındaki kiliselere de din adamı –ruhban yetiştirelim bu nedenle Türkiye, Patrikhaneye uluslararası öğrenci kabul etme hakkı versin.
4. Türk hukuk sistemi, Türk eğitim sistemi ve kontrol sistemi dışında kalalım.
5. Okulda okutulacak dersleri ve derslerin müfredatını, programını/içeriğini Patrikhane olarak biz hazırlayalım Türkler karışmasın,

 

Türk tarafı Patrikhanenin taleplerini kabul etmesi halinde

• Fener Rum Patrikhanesi ve bu konuda destek veren Rum/Yunan çevrelerinin teklifini kabul ederse, Osmanlı döneminde çıkan Nizamnamlerin, Lozan Anlaşmasının verdiği denetim ve kontrol yetkisini kaybetmiş olur.
• Heybeliada Rum Ruhban Okulu, Türk eğitim kurumu olmaktan çıkar.
• Dersler, derslerin saatleri, derslerin içerikleri, derslerin öğretim programlarının belirlenmesinde Türk Eğitim Bakanlığı (YÖK) denetimi ve kontrolü olamaz.
• Öğretim kadrosunun belirlenmesinde Türk tarafı yetkisi ve onayı olamaz.
• Verilecek diploma, Türk Diploma sistemi dışın kalır.
• Bu kurumlar üzerindeki Türk egemenliğini kaybetmiş olur…

Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu Türkiye sınırları içinde ama Türkiye’nin denetleyemediği bir okulkonumunda olur ki, Türkiye, kendi sınırları içinde kendi hukukuna tam bağlı olmayan bir eğitim kurumu oluşmasınıhaklı olarak egemenlik sorunu olarak görmektedir.Egemenliğini başka bir devlete veya başka bir kuruma devretmez.

 

Batı Trakya Türklerinin hakları 

Lozan Barış Antlaşması’nın 37–45. maddeleri, özellikle 40. ve 45. maddeleri uyarınca Batı Trakya Türkleri; kimlik, dil, din, eğitim, kurumlaşma ve mülkiyet hakları bakımından uluslararası hukuk güvencesi altındadır ve bu hükümler Yunanistan için bağlayıcıdır

Ama Yunan hükümeti, Türklerin bu hakları kullanmalarına izin vermemektedir.

Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerine uyguladığı hak ihlalleri:

• Yunanistan, Batı Trakya Türklerini “Türk” olarak tanımamaktadır. “Müslüman azınlık” olarak tanımlamaktadır.
• Türkçe eğitim veren okulları kapatmaktadır.
• Öğretmen atamalarını Yunan devletinin tekeline almıştır.
• Türkçe ders saatlerini azaltmıştır.
• Müfredatları,  Ankara ile istişare etmeden değiştirmiştir.
• Müftüleri, Türk toplumu seçmesi gerekirken Yunan Hükümeti atamayla belirlemiştir.
• Türk kimliği ibaresi taşıyan dernekleri yasaklamıştır.
• Azınlığın siyasi temsilinde %3 ülke barajı gibi uygulamaların etkisiyle zorluklar yaşanır.
• Bağımsız adaylar veya azınlık temsilcileri üzerinde siyasi ve idari baskı yapılmaktadır.
• Türk Azınlığına ait vakıf mallarının yönetiminde devlet kontrolündeki kayyumlarca yapılmakta ve Türk azınlığının bu hakkı kullanmada kısıtlamalaryapılmaktadır.
• Mülk edinme ve kullanım konusunda bürokratik engelleryaşanmaktadır.

 

 

Batı Trakya Türk Azınlığı ve Lozan Rejimi

Lozan Antlaşması, Batı Trakya’daki Türk azınlığa dinî, kültürel ve eğitsel özerklik tanımış; kimliklerini serbestçe ifade etme hakkını güvence altına almıştır. Ancak Yunanistan, Türk azınlığı etnik bir topluluk olarak değil, yalnızca “dinî bir cemaat” olarak tanımlamakta ve “Türk” kimliğini resmî düzeyde reddetmektedir. 

“İskeçe Türk Birliği” gibi derneklerin kapatılması, Türkçe tabelaların okullardan kaldırılması ve seçilmiş müftülerin tanınmaması bu yaklaşımın somut örnekleridir. Bu uygulamalar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin hak ihlali yapıldığı kararlarına rağmen devam etmektedir.

 

Müslüman Yunanlılar” Söylemi ve Asimilasyon Politikasıdır.

Yunan siyasal söyleminde sıklıkla kullanılan “Müslüman Yunanlılar” ifadesi, azınlığın etnik kimliğini görünmez kılmayı amaçlayan bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Bu söylem, azınlığı yalnızca din temelinde tanımlayarak Türk kimliğini kamusal alandan silmeyi hedeflemektedir. Oysa Lozan Antlaşması, azınlıkları yalnızca dinî değil, kültürel ve toplumsal bir bütün olarak ele almaktadır. Bu bağlamda söz konusu ifade, uluslararası hukukun azınlıkların kolektif kimliklerini koruma ilkesine aykırıdır.

Batılı ve Avrupalı devletlerin, Batı Trakya Türklerinin eğitim ve din özgürlüğü ihlallerine karşı sessiz kalması, açık bir çifte standart oluşturmaktadır. Bir devletin kendi ülkesinde azınlık haklarını sınırlandırırken başka bir devletten daha ileri haklar talep etmesi, uluslararası ilişkilerde iyi niyet ilkesini zedelemektedir.

 

Karşılıklılık İlkesi ve Hukukî Meşruiyet

Uluslararası hukukta karşılıklılık ilkesi, özellikle ikili anlaşmalarla düzenlenmiş azınlık rejimlerinde temel bir denge unsurudur. Türkiye açısından Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu meselesi, Batı Trakya Türklerinin Lozan’dan doğan haklarının eksiksiz uygulanmasıyla birlikte ele alınmalıdır. 

Bu yaklaşım, bir baskı ya da engelleme değil, mevcut hukukî dengenin korunması talebidir.

 

Talep, Lozan dengesine, hem de uluslararası hukukta iyi niyet ilkesine aykırıdır.

Batı Trakya Türklerinin kimlik, dil ve eğitim, kurumlaşma ve mülkiyet hakları sistematik biçimde sınırlandırılırken, Türkiye’den daha ileri dinî özgürlükler talep edilmesi hem Lozan dengesine hem de uluslararası hukukta iyi niyet ilkesine aykırıdır. Kalıcı ve adil bir çözüm, ancak karşılıklılık ve eşit uygulama temelinde mümkün olabilir.

 

Ruhban Okulu’nun, YÖK’e bağlı olmaksızın açılması Lozan Anlaşmasına aykırıdır.

İstanbul Rumlarının hakları (Lozan md. 37–45) yer almaktadır. Buna göre azınlıklara okul ve dinî kurum açma hakkı tanınır. Ancak bu haklar devletin eğitim mevzuatına tabi olmak kaydıyla kullanılır. Lozan Anlaşması azınlıklara bağımsız üniversite açma hakkı tanımaz. 

Yunanistan’ın, Lozan Antlaşması’nın 40 ve 41. maddelerine rağmen Batı Trakya Türklerinin eğitim, dil ve kurumlaşma haklarını fiilen engellerken; Türkiye’den, anayasal ve yükseköğretim mevzuatı dışında, YÖK’e bağlı olmaksızın Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu’nun üniversite statüsünde açılmasını talep etmesi Lozan Antlaşması’na ve uluslararası hukukta mütekabiliyet ilkesine uygun değildir.

 

 

Başka Ülkelerde açılan okullar, ev sahibi ülkenin eğitim sistemine ve denetimine tabi olur.

Türkiye, Romanya’da yaşayan Türk–Tatar Müslüman azınlığın din adamı ve öğretmen ihtiyacını karşılamak amacıyla Köstence (Costanta) ili Mecidiye ilçesinde 1996 yılında Kemal Atatürk İlahiyat ve Pedagoji Lisesini açtı. 2000 yılında ise bu okulun devamı olarak Köstence Ovidius Üniversitesine bağlı lise üzeri 3 yıllık yüksek okul olan“Kemal Atatürk Pedagoji Kolejini açtı.

Köstence Ovidius Üniversitesi Türkoloji Kürsüsündeokutman olarak görev yaptığım dönemde (1997-2001) Türkiye’nin Bükreş Büyükelçisi Sayın Volkan BOZKIR başkanlığındaki heyet içinde, Romen yetkilileriyle, adı geçen okulun çalışma şartlarıyla ilgili protokol görüşmelerine katıldım.

Afganistan’da eğitim Danışmanı olduğum yıllarda (2011-2014) Cevizcan Vilayeti Akça ilçesindeki Türkiye tarafından daha önce açılan Akça Habibe Kadiri Kız Lisesinin statüsü,çalışma esasları ve işleyişiyle ilgili olarak Afgan Eğitim Bakanlığı yetkilileriyle müzakerelerde bulundum.

Romanya’da açtığımız Lise ve Yüksek okul Romen Eğitim Sistemi içinde ve denetimindedir. Afganistan’da açtığımız Lisesi de Afgan Eğitim Sistemine ve denetimine tabidir.

Türkiye yurtdışında açtığı okulların Romen ve Afgan eğitim sistemine ve denetimine bağlı olmasında bir sakınca görmemiştir. Çünkü Türkiye’nin gizli ajandası ve yıkıcı bir amacı yoktur.

Fener Rum Patrikhanesi ve Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu yöneticileri akil insanlardır. Türkiye’deki tüm Özel Türk ve Yabancı okulların Türk Eğitim Sistemi içinde ve devlet denetimi altında olması gerektiği hususunu gayet iyi biliyorlar. Ama nedense Türk eğitim sistemi içinde ve denetiminde olmak istemiyorlar.  

Türk iç hukuku, Ruhban Okulu’nun mevzuat dışı ve denetimsiz biçimde açılmasına izin vermez. Türk yetkililerde hukuksuz iş yapmaz. Türk devlet aklına güveniyorum.

 

Türkiye Türklüğü, Batı Trakya Türklerinin yanındadır.

Yunan makamları, Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu’nun açılmasını teklifini Türk makamlarına getirmeden önce, Lozan Anlaşması ve Avrupa Birliği İnsan Hakları ve evrensel hukuk hükümleri çerçevesinde Batı Trakya’dakiTürklere tanınan kimlik, dil, din, eğitim, mülk edinme ve kurumlaşma haklarını vermesi gerekmektedir.

Yunan makamları, Batı Trakya Türklerine karşı yaptığı hak ihlallerine son vermelidir.

Ankara’da yaşayan Balkan Türkleri ve Anadolu Türkleri olarak bizler,  Batı Trakya Türklerinin haklı davasının savunucusuyuz. Ne mutlu Türküm diyene…

 

Namık Kemal YILDIZ

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss