22 Mayıs 2025 - Perşembe
Büyük Türk Milleti Evlatlarını Kaybediyor
Yazar - Gökalp Şentürk
Okuma Süresi: 6 dk.

Gökalp Şentürk
gokalpsenturk@gmail.com -
Her milletin kalbi, geleceği olan çocuklarında atar. Ne var ki biz, gözümüzün önünde büyüyen tehlikeyi görmekte geç kaldık. Dün FETÖ'yü besledik, bugün aynı hatayı Süleymancılar karşısında tekrar ediyoruz. Yarın neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Bildiğimiz tek gerçek şudur:
Büyük Türk Milletinin evlatları hedefte.
Bugün Almanya’nın Köln şehrinde, Süleymancılar Avrupa’nın en büyük teşkilat merkezini kuruyor. İsmi “dini eğitim”, görünüşü “manevi hizmet”, peki ya gerçekte ne?
Bunlar birer istihbarat projesidir.
PKK, FETÖ, Süleymancılar… Hepsi aynı aklın farklı yüzleri. Aynı amaca hizmet ediyorlar:
Türk evlatlarını ailelerinden, milletinden, kültüründen ve kimliğinden koparmak.
Peki, bu yapılar nasıl oluyor da Avrupa’nın göbeğinde rahatça faaliyet gösteriyor?
Çünkü o ülkelerin planının bir parçasılar.
Çünkü onlar tarafından destekleniyor, himaye ediliyor, büyütülüyorlar.
Asıl soru şu:
Biz neden susuyoruz?
Çünkü hâlâ uyanmadık.
FETÖ’nün bu millete neler kaybettirdiğini unuttuk. Acısını yaşadık ama ders almadık. Aynı senaryo şimdi farklı aktörlerle yeniden sahneleniyor.
Artık sadece savunmak yetmez.
Oyun kurmalıyız. Oynanan oyunu bozmalıyız.
Türkiye Cumhuriyeti'nin istihbarat kurumları yalnızca izleyen değil, gerektiğinde yok eden, söküp atan stratejiler geliştirmelidir. Almanya’da, Hollanda’da, Belçika’da Türk çocuklarını toplayan yapılar yalnızca tespit edilmemeli, hukukî ve fiilî yollarla tasfiye edilmelidir.
Bu bir güvenlik meselesi değil, bir beka meselesidir.
Aileler!
Çocuklarınızı kime teslim ettiğinizi sorgulamak zorundasınız.
“Dini sohbet”, “hizmet yurdu”, “manevi eğitim” adı altında evlatlarımızın zihinlerine sızan yapıları fark etmek zorundasınız.
STK maskesiyle kurulan, yurtdışında çocuklarımızı devşirerek başka ülkelere hizmet eden bu yapılarla topyekûn mücadele edilmezse; sadece çocuklarımızı değil, geleceğimizi de kaybederiz.
Unutmayalım:
Büyük Türk Milletinin evlatları bizim evlatlarımızdır.
Yarın dövünmek için değil, bugün harekete geçmek için vaktimiz var.
Devlet-sivil toplum-aile üçgeninde; güçlü, kararlı ve milli bir bilinçle adım atmalıyız.
Aksi takdirde, bu topraklarda sadece geleceğimiz değil, bağımsızlık irademiz de eriyecektir.
Sessiz kalırsak, suç ortağı oluruz.
Artık yeter!
Ya bu zinciri birlikte kıracağız…
Ya da bu zincirle birlikte geleceğimizi boğacağız.
Bugün toplum olarak en büyük eksiğimiz, tehlikenin farkında olmamamızdır.
Rahmetli Mareşal Fevzi Çakmak’ın şu sözünü kulağımıza küpe yapalım:
“Cumhuriyet döneminden sonra bu ülkede kurulmuş bütün ulusal cemaatlerin tamamı yabancı istihbarat örgütlerinin ileri karakollarıdır.”
Evet, bu bağlamda bugün faaliyette olan hiçbir yapının, Adnan Oktar’dan veya Fetullah Gülen’den farkı yoktur.
Aynı merkezden beslenir, aynı hedefe koşarlar:
Büyük Türk Milleti’ni içten çökertmek.
Yapılarına baktığınızda; iç içe geçmiş, hiyerarşik, gizli, mistik ve dışa bağımlı bir Siyonist-masonik düzeni andıran sistemleri göreceksiniz.
Bu nedenle;
Büyük Türk Milleti dikkatli olmalı, tedbirli olmalı, ferasetli olmalı…
Ve Allah’ın izniyle gerekeni yapmalıdır.
Çünkü artık sadece bilgi değil;
Bilinçli, cesur ve milli bir irade zamanı gelmiştir.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk
Büyük Türk Milletinin evlatları hedefte.
Bugün Almanya’nın Köln şehrinde, Süleymancılar Avrupa’nın en büyük teşkilat merkezini kuruyor. İsmi “dini eğitim”, görünüşü “manevi hizmet”, peki ya gerçekte ne?
Bunlar birer istihbarat projesidir.
PKK, FETÖ, Süleymancılar… Hepsi aynı aklın farklı yüzleri. Aynı amaca hizmet ediyorlar:
Türk evlatlarını ailelerinden, milletinden, kültüründen ve kimliğinden koparmak.
Peki, bu yapılar nasıl oluyor da Avrupa’nın göbeğinde rahatça faaliyet gösteriyor?
Çünkü o ülkelerin planının bir parçasılar.
Çünkü onlar tarafından destekleniyor, himaye ediliyor, büyütülüyorlar.
Asıl soru şu:
Biz neden susuyoruz?
Çünkü hâlâ uyanmadık.
FETÖ’nün bu millete neler kaybettirdiğini unuttuk. Acısını yaşadık ama ders almadık. Aynı senaryo şimdi farklı aktörlerle yeniden sahneleniyor.
Artık sadece savunmak yetmez.
Oyun kurmalıyız. Oynanan oyunu bozmalıyız.
Türkiye Cumhuriyeti'nin istihbarat kurumları yalnızca izleyen değil, gerektiğinde yok eden, söküp atan stratejiler geliştirmelidir. Almanya’da, Hollanda’da, Belçika’da Türk çocuklarını toplayan yapılar yalnızca tespit edilmemeli, hukukî ve fiilî yollarla tasfiye edilmelidir.
Bu bir güvenlik meselesi değil, bir beka meselesidir.
Aileler!
Çocuklarınızı kime teslim ettiğinizi sorgulamak zorundasınız.
“Dini sohbet”, “hizmet yurdu”, “manevi eğitim” adı altında evlatlarımızın zihinlerine sızan yapıları fark etmek zorundasınız.
STK maskesiyle kurulan, yurtdışında çocuklarımızı devşirerek başka ülkelere hizmet eden bu yapılarla topyekûn mücadele edilmezse; sadece çocuklarımızı değil, geleceğimizi de kaybederiz.
Unutmayalım:
Büyük Türk Milletinin evlatları bizim evlatlarımızdır.
Yarın dövünmek için değil, bugün harekete geçmek için vaktimiz var.
Devlet-sivil toplum-aile üçgeninde; güçlü, kararlı ve milli bir bilinçle adım atmalıyız.
Aksi takdirde, bu topraklarda sadece geleceğimiz değil, bağımsızlık irademiz de eriyecektir.
Sessiz kalırsak, suç ortağı oluruz.
Artık yeter!
Ya bu zinciri birlikte kıracağız…
Ya da bu zincirle birlikte geleceğimizi boğacağız.
Bugün toplum olarak en büyük eksiğimiz, tehlikenin farkında olmamamızdır.
Rahmetli Mareşal Fevzi Çakmak’ın şu sözünü kulağımıza küpe yapalım:
“Cumhuriyet döneminden sonra bu ülkede kurulmuş bütün ulusal cemaatlerin tamamı yabancı istihbarat örgütlerinin ileri karakollarıdır.”
Evet, bu bağlamda bugün faaliyette olan hiçbir yapının, Adnan Oktar’dan veya Fetullah Gülen’den farkı yoktur.
Aynı merkezden beslenir, aynı hedefe koşarlar:
Büyük Türk Milleti’ni içten çökertmek.
Yapılarına baktığınızda; iç içe geçmiş, hiyerarşik, gizli, mistik ve dışa bağımlı bir Siyonist-masonik düzeni andıran sistemleri göreceksiniz.
Bu nedenle;
Büyük Türk Milleti dikkatli olmalı, tedbirli olmalı, ferasetli olmalı…
Ve Allah’ın izniyle gerekeni yapmalıdır.
Çünkü artık sadece bilgi değil;
Bilinçli, cesur ve milli bir irade zamanı gelmiştir.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları