DEVLET AKLI SUSARSA, ELÇİLER KONUŞUR!
DEVLET AKLI SUSARSA, ELÇİLER KONUŞUR!

Gökalp Şentürk
gokalpsenturk@gmail.com -DEVLET AKLI SUSARSA, ELÇİLER KONUŞUR!
Bir ülkenin büyüklüğü yalnızca ekonomisiyle, ordusuyla ya da teknolojisiyle ölçülmez. Asıl ölçü; devlet aklının refleksidir. Yani birileri sınırı aştığında, o sınırın nerede başladığını ve nerede bittiğini hatırlatma iradesidir.
Bugün karşımızda ibretlik bir tablo var.
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack…
Diplomatik teamülleri hiçe sayarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet yapısını hedef alan açıklamalar yapıyor. Üniter devlet sistemimizin ekonomik ve tarihsel gelişimi engellediğini iddia ediyor. Bununla da yetinmiyor; Türkiye’ye açık açık “Osmanlı millet sistemi” tavsiye ediyor.
Sormak gerekir:
Bir büyükelçi, görev yaptığı ülkenin rejimini tartışma hakkını nereden alır?
Hangi diplomatik teamül, bir temsilciye bu cüreti verir?
Ve daha da önemlisi…
Bu cüreti doğuran zemin nedir?
Diplomat dediğin; gönderildiği ülkede temsil eder, gözlemler, rapor eder.
Devletin temel yapısına dair ahkâm kesmez!
Bu, yalnızca bir açıklama değildir.
Bu, doğrudan doğruya bir zihniyet yoklamasıdır.
“Türkiye ne kadar dirençli?”
“Devlet refleksi hâlâ canlı mı?”
“Milli yapı ne kadar korunuyor?”
İşte bu soruların cevabını ölçmek için yapılmış bir çıkıştır bu.
Bugün konuşulan mesele, sıradan bir diplomatik taşkınlık değildir.
Bu mesele, yıllardır önümüze konulan projelerin yeni bir versiyonudur.
Adını koymak gerekir:
BOP – Büyük Ortadoğu Projesi.
Bu proje; sınırları cetvelle çizilmiş coğrafyaları yeniden parçalamayı, ulus devletleri zayıflatmayı ve yerine etnik-dini fay hatları üzerine kurulmuş yapılar inşa etmeyi hedefler.
Üniter devlet yapısı bu yüzden hedeftedir.
Çünkü üniter yapı; bölünmez, parçalanmaz, dirençlidir.
Ama “millet sistemi” adı altında önerilen yapı nedir?
Etnik kimliklerin ayrıştırıldığı, dini unsurların siyasallaştırıldığı, merkezi otoritenin zayıflatıldığı bir düzen…
Yani açık konuşalım:
Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin çözülmesi demektir.
Osmanlı millet sistemi tarihsel bir realitedir.
Ama o sistem; bir imparatorluk düzeninin ürünüdür.
Bugünün dünyasında, ulus devletler çağında, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelini oluşturan yapı üniter milli devlettir.
Bu yapı, bu milletin istiklal mücadelesiyle kurulmuştur.
Bedeli kanla ödenmiştir.
Hiç kimse…
Hiçbir büyükelçi…
Hiçbir küresel proje…
Bu yapıyı tartışmaya açamaz!
Daha vahim olan ise şudur:
Bu sözlere karşı devlet refleksinin kamuoyu önünde net bir şekilde görülmemesidir.
Devlet bazen susar, doğrudur.
Ama devletin susması ile milletin sahipsiz hissedilmesi aynı şey değildir.
Diplomasi nezaket gerektirir, evet.
Ama egemenlik söz konusuysa, nezaket yerini netliğe bırakır.
Çünkü bu mesele bir görüş meselesi değil,
varlık meselesidir.
Bugün yapılması gereken şey açıktır:
Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı tartışmaya kapalıdır.
Bu devletin temel nitelikleri, dışarıdan gelen hiçbir aklın yorum alanı değildir.
Bunu herkes bilecek.
Elçiler de bilecek…
Projeciler de bilecek…
Ve en önemlisi, bu milleti sınamak isteyenler de bilecek:
Türkiye, deneme tahtası değildir!
Strateji Uzmanı Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk