Bu Topraklar Gökyüzünü Unutmaz

Gökalp Şentürk
gokalpsenturk@gmail.com -“2002’den önce traktör yoktu” demek, basit bir dil sürçmesi değildir.
Bu söz, sıradan bir yanlış da değildir.
Bu ifade, bilinçli bir biçimde yapılan tarih inkârıdır.
Bir milletin geçmişini silmeye, hafızasını köreltmeye yönelik açık bir çabadır.
Çünkü mesele traktör meselesi değildir.
Mesele, bu millete “yoktan var olmuş”, üretmemiş, başaramamış bir topluluk muamelesi yapılmak istenmesidir.
Mesele, üreten bir milletin, ilk kez üretmeye başlamış gibi gösterilmesidir.
Oysa bu topraklar, daha takvimler 1930’lu yılları gösterirken uçak imal eden, bunu ihraç eden bir devlete ev sahipliği yapıyordu.
Traktör de vardı, biçerdöver de…
Fabrika da vardı, mühendis de…
Akıl da vardı, irade de…
Tarih 14 Ekim 1987.
Saat 11.05.
Yer Ankara Mürted.
Herkes susmuştu.
Çünkü 86-0068 kuyruk numaralı F-16, Türk havacılık tarihinde yeni bir dönemi başlatmak üzere pistten ayrılıyordu.
Türkiye’de üretilen ilk savaş uçağıydı bu.
Ve ilk kez havalanıyordu.
Bu tür uçuşların anlamı şudur:
Uçak düşebilir.
Hesap tutmayabilir.
Metal hata affetmez.
O uçağın kokpitinde 36 yaşında bir binbaşı vardı: Şener Koltuk.
Lakabı boşuna değildi.
Ona “Kelle Koltuk” diyorlardı.
Çünkü bu işi yapabilmek için gerçekten kelleyi koltuğa almak gerekiyordu.
Havalandı.
Daldı.
Tırmandı.
Yattı.
Döndü.
Ve sağ salim indi.
İndiğinde söylediği cümle şuydu:
“Tamam… Bu uçar.”
O söz, yalnızca bir uçağın değil;
Türk mühendisliğinin, Türk emeğinin ve Türk cesaretinin onayıydı.
Şener Koltuk, sadece test pilotu değildi.
Kıbrıs’ta F-100’lerle savaştı.
Kağıt üzerinde avcı bombardıman uçağı denilen ama gerçekte soba borusunu andıran, 1953 model uçaklarla görev yaptı.
Ve o uçaklarla Yunan’a karşı uçtu.
Bir gün Bandırma’ya inişte sol iniş takımı açılmadı.
Komutanı, Hava Kuvvetleri Komutanı Cumhur Asparuk Paşa’ydı.
“Uçağı bırak, atla” dedi.
“Pilot uçağın önündedir.”
Atlamadı.
“Çorbayı akşam evde içeceğim komutanım” dedi.
Ve uçağı gövde üstü indirdi.
Öyle bir indirdi ki, tekerlekle inse bu kadar olurdu.
Kural açıktı:
Atlasa 28 gün uçuştan men edilecekti.
Atlamadı.
27 gün sonra aynı uçağı kendi test etti ve tekrar filoya kazandırdı.
Hayatı boyunca 521 uçağın test uçuşunu yaptı.
521 kez maksimum risk aldı.
Dünyada benzeri olmayan bir rekordur bu.
Sıfır kilometre 521 uçağı düşürmeden indiren başka bir pilot yoktur.
Emekli olduğunda ABD’den iş teklifleri geldi.
Büyük paralar önerildi.
Gitmedi.
“Ben bu işi para için yapmadım” dedi.
“Bu vatanın ne toprağını terk ederim, ne de gökyüzünü.”
Sonra ticarete atıldı.
“F-16 uçurmak ticaret yapmaktan kolay” diyordu.
“Orada kurallar belli, burada değil.”
Ve tarih 13 Haziran 2008…
Yer Ankara Kocatepe Camii.
Musalla taşında ay-yıldızlı bir tabut vardı.
İçinde Şener Koltuk yatıyordu.
Henüz 57 yaşındaydı.
Bugün, milletin meclisinde bu millete gözünün içine baka baka “2002’den önce traktör yoktu” diyenler var.
Oysa bu ülke, çok daha öncesinde gökyüzüne imza atmıştı.
Sorun üretmemek değildi.
Sorun unutmaktı.
Ve unutmak, bir millete yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Bugün kelle koltukta görev yapanlar değil, ekran önünde konuşanlar yüceltilmek isteniyor.
Ama bu milletin hafızası öyle kolay silinmez.
Şener Koltuk gibi adamlar takvim yapraklarında kalmaz.
Onlar, bu ülkenin omurgasıdır.
Bu topraklar traktörle başlamadı.
Bu topraklar diz çökerek hiç başlamadı.
Bu ülke;
alın teriyle, cesaretle, akılla ve gökyüzünü vatan bilen adamlarla var oldu.
Ve o adamlar unutulmadıkça,
hiç kimse bu millete “yoktan geldin” yalanını kabul ettiremez.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk