Bir Millet, Bir Devlet ve Bir Kaldırım Taşı
Bilge Kağan, Orhun’da bunu haykırırken saraydan değil, bozkırdan konuşuyordu.

Gökalp Şentürk
gokalpsenturk@gmail.com -Bu resmi sosyal medyada dolaşırken gördüm.
Bir an durup baktım.
Çünkü bu bir dilenci değildi.
Bir mülteci de değildi.
Bu fotoğraftaki kadın, bir zamanlar bir devletin cumhurbaşkanıydı.
Tarja Halonen…
Finlandiya’yı eğitimde, adalette, sosyal eşitlikte ve insan onurunda dünyanın en üst ligine çıkaran siyasi iradenin simgesi.
Ama o fotoğrafta ne bir saray var,
ne koruma ordusu,
ne de kibir…
Bir kaldırım taşı var.
İkinci el bir mont var.
Ve devlet aklının vicdanla sınandığı bir an var.
O bunu reklam için yapmadı.
Siyasi tiyatro için hiç yapmadı.
Unutmamak için yaptı.
Devletin başındayken,
en aşağıdakini gözden kaçırmamak için yaptı.
Çünkü gerçek liderlik,
yukarıdan bakmak değil,
aşağıdakini görebilmektir.
Bugün Türkiye’de siyaset,
milletin önünde yürümek yerine
milletin üstünde durmayı güç sanıyor.
Korumalar, camlı araçlar, yüksek duvarlar…
Ama o duvarlar, yönetenlerle yönetilenlerin arasına örülüyor.
Oysa Türk devlet geleneğinde kağan;
milletinden kopuk değil,
milletinin içindedir.
Bilge Kağan, Orhun’da bunu haykırırken
saraydan değil,
bozkırdan konuşuyordu.
Devlet, halktan koparsa çürür.
Koltuk büyüdükçe insan küçülüyorsa,
orada devlet değil, çürüme vardır.
Tarja Halonen’in bir kaldırım taşına oturuşu,
bize koca bir gerçeği tokat gibi vuruyor:
Devlet, bina değildir.
Devlet, makam değildir.
Devlet, insandır.
Milletin sofrasına hiç oturmamış olan,
milletin yoksulluğunu bilmeyen,
milletin korkusunu, umudunu tatmamış olan
millet adına hüküm veremez.
Türk milleti,
kendisini yukarıdan yönetenleri değil,
yanında yürüyenleri kabul eder.
Bir kaldırım taşı bazen,
bin nutuktan daha büyük bir devlet dersidir.
Çünkü gerçek güç,
milleti ezmekte değil,
milletle aynı hizaya gelebilmektedir.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk