Silkelen Ey Türk Genci! Fetihle Övünüp Kökünü Unutma!

Gökalp Şentürk
gokalpsenturk@gmail.com -Ey Türk genci!
Her 29 Mayıs’ta paylaşımlar yapıyorsun.
Surları paylaşıyorsun.
Topları, sancakları, marşları…
Peki soruyorum sana:
O fethi mümkün kılan aklı tanıyor musun?
Fatih’i söylüyorsun, doğru.
Ama Fatih’i Fatih yapanı bilmiyorsan,
sadece kalabalığın tekrarı olursun.
Adını iyi bil:
Akşemseddin.
Akşemseddin,
gözle görülmeyen canlı organizmalardan söz ettiğinde,
daha mikrobiyolojinin babası denilen
Hollandalı bilim adamı Antoni van Leeuwenhoek’un doğmasına iki asır,
Fransız bilim adamı Louis Pasteur’un doğmasına tam dört asır vardı!
Dört asır!
Bugün sana “bilim devrimi” diye anlatılan şeyler,
bu topraklarda çoktan idrak edilmişti.
Ama sana bunu anlatmadılar.
Çünkü sana hep şunu öğrettiler:
“Bilim Batı’da olur.”
“Doğu mistiktir, geridir.”
“Biz ancak takip ederiz.”
Yalan!
Akşemseddin ne yaptı?
Tasavvuf ehliydi ama bilimi reddetmedi.
Hekimdi ama kibirlenmedi.
Bilgiyi imanla, aklı ahlakla birleştirdi.
Ve “Maddetü’l-Hayat” adlı eserinde açık açık şunu yazdı:
“Hastalıklar, insandan insana, gözle görülmeyecek kadar küçük canlı tohumlar yoluyla bulaşır.”
Bugün buna ne diyorlar?
Mikrop teorisi.
Batı bunu keşif diye anlatıyor,
bizimkini ise dipnot yapıyor.
Sen de alkışlıyorsun.
Silkelen!
Akşemseddin sadece kitap yazmadı.
Bir devlet aklı inşa etti.
Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u almak istediğinde,
ordunun önünde o vardı.
Fetih gecesi çadırda o vardı.
Zaferden sonra, şöhret dağıtılırken o yoktu.
Çünkü o biliyordu:
Şöhret, ilmin mezarıdır.
Makam, irfanın kefenidir.
Bugün sen ne istiyorsun ey Türk genci?
Hızlı başarı.
Hızlı alkış.
Hızlı ün.
Ama bu yol,
ne Fatih’in yolu,
ne Akşemseddin’in yoludur.
Sana “özgüven” diye kibir öğrettiler.
“Sorgulama” diye köksüzlük verdiler.
“Özgürlük” diye aidiyetsizlik pazarladılar.
Sonra da dediler ki:
“Niye savruldun?”
Çünkü sana kökünü göstermediler!
Bak iyi dinle:
Kılıç akılsızsa zulüm olur.
Akıl ahlaksızsa felaket olur.
Bilim imansızsa insanı ezer.
Akşemseddin bu üçünü birleştirdi.
İşte onu büyük yapan budur.
Sen bugün
sadece slogan atan bir genç mi olacaksın,
yoksa fetih aklını kuşanan bir nesil mi?
Sadece geçmişle övünen mi,
yoksa geçmişin yüklediği sorumluluğu taşıyan mı?
Unutma!
İstanbul bir kere fethedildi.
Ama zihinler her gün kaybedilebilir.
Ve kaybedilen zihin,
kazanılan topraktan daha ağır bir kayıptır.
O yüzden buradan açık söylüyorum:
Silkelen ey Türk genci!
Titre ve kendine dön!
Çünkü bu millet,
taklit eden gençlerle değil,
akleden, inanan ve üreten gençlerle ayağa kalkar.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk