Suriye’nin Gelecek İnşasında Asli Kurucu Unsur: Türkmenler

Gökalp Şentürk
gokalpsenturk@gmail.com -Suriye’de sis perdesi büyük ölçüde aralanmıştır. Yıllardır kan, kaos ve vekâlet savaşlarıyla yoğrulan bu coğrafyada artık silahların değil, aklın ve iradenin konuşacağı bir döneme girilmektedir. PKK/SDG terör yapılanmasının sahadaki hâkimiyeti kırılmış, ABD bölgeden çekilme iradesini netleştirmiş, İsrail ise beklediği stratejik sonucu elde edememiştir. Kısacası; masa yeniden kurulmaktadır.
Ve bu masada artık görmezden gelinenler değil, asli sahipler konuşmalıdır.
Suriye’nin gerçekleriyle yüzleşmeden bir gelecek inşa edilemez. O gerçeklerin en başında da Türkmenler gelir. Asırlardır bu topraklarda yaşayan, bedel ödeyen, yok sayılan ama asla silinmeyen Türkmenler; Suriye’nin yeni jeopolitik mimarisinde tali değil, kurucu unsur olmak zorundadır.
Bugüne kadar yapılan en büyük hata, Türkmenleri “denge unsuru” ya da “yardımcı aktör” olarak görmektir. Oysa Türkmenler bu coğrafyanın taşıyıcı kolonudur. Suriye’nin birliğini savunan, parçalanmaya karşı duran, etnik ve mezhepsel ayrışmaya teslim olmayan tek toplumsal omurgadır.
Şimdi soru nettir:
Türkmenler yeniden edilgen mi olacak, yoksa kaderine el mi koyacaktır?
Artık dağınıklık dönemi bitmelidir. Türkmenler siyasi, kültürel ve kurumsal olarak bir araya gelmek zorundadır. Bu bir tercih değil, tarihî bir mecburiyettir. Çünkü Suriye’nin yeniden inşası sadece yollarla, binalarla olmaz; kimlikle, dille, eğitimle olur.
Bu noktada atılması gereken adımlar açıktır:
Türkçe, Suriye’de zorunlu ikinci dil olmalıdır. Bu, bir lütuf değil; tarihsel ve sosyolojik bir haktır. Türkmenlerin yaşadığı bölgelerde eğitimden kamu hizmetlerine kadar Türkçe’nin kurumsal varlığı sağlanmalıdır. Bilim, eğitim ve kültür alanlarında Türkiye ile entegre programlar hayata geçirilmelidir.
Türkmen gençliği, ya başkalarının ideolojik aparatına dönüşecek ya da kendi devlet aklını inşa edecektir. Üçüncü bir yol yoktur.
Türkiye açısından mesele sadece sınır güvenliği değildir. Bu, Türk milletinin tarihsel sorumluluğudur. Halep’ten Bayırbucak’a, Telafer’den Rakka’ya uzanan Türkmen hattı, Türkiye’nin sadece dış politikası değil, millî hafızasıdır.
Bugün Suriye’de Türkmenlerin kurucu irade olarak sahneye çıkması, yarın Türkiye’nin güneyinde bir istikrarsızlık kuşağının değil, bir güven kuşağının oluşması demektir. Bu yüzden Türkmen meselesi; insani olduğu kadar stratejik, vicdani olduğu kadar devlet meselesidir.
Artık bekleme zamanı bitmiştir.
Artık “sonra” deme lüksü yoktur.
Suriye yeniden kuruluyorsa, bu binanın temel taşında Türkmen mührü olmak zorundadır. Aksi hâlde yapılan her plan eksik, kurulan her yapı çürük kalacaktır.
Türkmenler ayağa kalkmalıdır.
Çünkü bu sadece Suriye’nin değil, Türk milletinin geleceğidir.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk