12 Günlük Savaşın İsrail’e Faturası: Çöken İhtişamın Bedeli

Gökalp Şentürk
gokalpsenturk@gmail.com -Ortadoğu’da her fitil ateşlendiğinde “yenilmez ordu”, “sarsılmaz ekonomi” masallarıyla dünyaya rol kesen İsrail, bu kez sadece füze ve demir kubbe testi vermedi; ekonomik olarak da ağır bir kırılmanın içine sürüklendi. On iki gün süren İsrail–İran çatışması, Tel Aviv’in yıllardır saklamaya çalıştığı gerçeği çıplak bir şekilde ortaya serdi
İsrail, ilk kez bir bölgesel savaşı ekonomik olarak taşıyamayacağını gösterdi.
12 Günlük Savaşın İsrail’e Faturası
Çöken İhtişamın Bedeli
Ortadoğu’da her fitil ateşlendiğinde “yenilmez ordu”, “sarsılmaz ekonomi” masallarıyla dünyaya rol kesen İsrail, bu kez sadece füze ve demir kubbe testi vermedi; ekonomik olarak da ağır bir kırılmanın içine sürüklendi. On iki gün süren İsrail–İran çatışması, Tel Aviv’in yıllardır saklamaya çalıştığı gerçeği çıplak bir şekilde ortaya serdi:
İsrail, ilk kez bir bölgesel savaşı ekonomik olarak taşıyamayacağını gösterdi.
Günlük Bedel 7 milyar dolar
Savaşın sadece askeri kalemi bile dudak uçuklatıyor. Jet kalkışlarından savunma sistemlerinin ateşlenmesine, yedek asker mobilizasyonundan lojistik hatlara kadar her gün yaklaşık 7 milyar dolarlık bir maliyet yüklendi İsrail’in sırtına.
Bu, bir ülkenin savaş bütçesi değil; bir ülkenin kendi çöküşüne attığı imza gibiydi.
İlk haftada 5 milyar dolar uçtu
Daha savaşın birinci haftasında kasadan çıkan 5 milyar dolar, İsrail ekonomisinin gidişatını altüst etti. Savaşın toplam faturası
En iyimser senaryoda 12 milyar dolar,
Gerçekçi analizlerde 20 milyar dolar,
Kapsamlı değerlendirmelerde ise 40 milyar doları buluyor.
İsrail ekonomisi, teknolojiyle şişirilmiş bir balondu; bu savaş o balona iğne oldu.
Üretim durdu, işgücü çöktü
Yüzbinlerce yedek askerin silah altına alınması, İsrail’in motor gücü olan teknoloji ve savunma sektörlerinde büyük boşluk yarattı. Fabrikalar durdu, lojistik aksadı, şirketler alarm verdi. Tel Aviv borsası sarsıldı, şekel değer kaybetti.
İsrail’in bu yükü uzun süre çok da fazla taşıyamayacağı artık sır değil.
Altyapı kayıpları
Çatışma değil, çöküş
Kuzeye ve güneye atılan füzeler, sadece askeri bölgeleri değil; sivil altyapıyı da yıktı. Onarım maliyetinin milyarlarca dolara dayanması bekleniyor. Ülkenin güvenlik ağı olarak pazarladığı “dokunulmazlık kalkanı”, ciddi bir delik aldı.
Ve dünya şunu gördü:
İsrail ilk kez saldırının değil, savunmanın yükü altında ezildi.
Stratejik sonuç
Kağıttan kaplan sendromu
İsrail’in bu savaşta en büyük kaybı para değildi; korku duvarı çöktü. Bölgedeki birçok güç, İsrail’in sınırlı bir çatışmayı bile ekonomik olarak zor karşıladığını gördü. Bu, askeri dengeden çok daha önemlidir.
Çünkü Ortadoğu’da güç, sadece tankla değil; gerekirse aylarca savaşabilecek ekonomik kapasiteyle ölçülür.
İsrail’in defteri burada açıldı.
Türkiye açısından tablo
Bu savaşın bir tarafı değiliz ama sonuçlarının merkezindeyiz. Türkiye hem ekonomik hem askeri hem stratejik olarak bölgede istikrarın ana eksenidir.
Bu coğrafyada gerçek güç, sağlam devlet aklı ve halk iradesiyle ayakta kalan tek ülke yine Türkiye’dir.
İsrail’in 12 günlük savaşta ödediği bedel, yıllardır sakladığı zaafları ortaya çıkardı.
Ve bu tablo, bölgede “yeni denklemlerin” başlangıcıdır.
Ortadoğu artık eski Ortadoğu değil; korkular çökerken gerçek güçler sahneye çıkıyor.
Günlük bedel 7 milyar dolar
Savaşın sadece askeri kalemi bile dudak uçuklatıyor. Jet kalkışlarından savunma sistemlerinin ateşlenmesine, yedek asker mobilizasyonundan lojistik hatlara kadar her gün yaklaşık 7 milyar dolarlık bir maliyet yüklendi İsrail’in sırtına.
Bu, bir ülkenin savaş bütçesi değil; bir ülkenin kendi çöküşüne attığı imza gibiydi.
lk haftada 5 milyar dolar uçtu
Daha savaşın birinci haftasında kasadan çıkan 5 milyar dolar, İsrail ekonomisinin gidişatını altüst etti. Savaşın toplam faturası:
En iyimser senaryoda 12 milyar dolar,
Gerçekçi analizlerde 20 milyar dolar,
Kapsamlı değerlendirmelerde ise 40 milyar doları buluyor.
İsrail ekonomisi, teknolojiyle şişirilmiş bir balondu; bu savaş o balona iğne oldu.
Üretim durdu, işgücü çöktü
Yüzbinlerce yedek askerin silah altına alınması, İsrail’in motor gücü olan teknoloji ve savunma sektörlerinde büyük boşluk yarattı. Fabrikalar durdu, lojistik aksadı, şirketler alarm verdi. Tel Aviv borsası sarsıldı, şekel değer kaybetti.
İsrail’in bu yükü uzun süre çok da fazla taşıyamayacağı artık sır değil.
Altyapı kayıpları
Çatışma değil, çöküş
Kuzeye ve güneye atılan füzeler, sadece askeri bölgeleri değil; sivil altyapıyı da yıktı. Onarım maliyetinin milyarlarca dolara dayanması bekleniyor. Ülkenin güvenlik ağı olarak pazarladığı “dokunulmazlık kalkanı”, ciddi bir delik aldı.
Ve dünya şunu gördü:
İsrail ilk kez saldırının değil, savunmanın yükü altında ezildi.
Stratejik sonuç
Kağıttan kaplan sendromu
İsrail’in bu savaşta en büyük kaybı para değildi; korku duvarı çöktü. Bölgedeki birçok güç, İsrail’in sınırlı bir çatışmayı bile ekonomik olarak zor karşıladığını gördü. Bu, askeri dengeden çok daha önemlidir.
Çünkü Ortadoğu’da güç, sadece tankla değil; gerekirse aylarca savaşabilecek ekonomik kapasiteyle ölçülür.
İsrail’in defteri burada açıldı.
Türkiye açısından tablo
Bu savaşın bir tarafı değiliz ama sonuçlarının merkezindeyiz.
Türkiye hem ekonomik hem askeri hem stratejik olarak bölgede istikrarın ana eksenidir.
Bu coğrafyada gerçek güç, sağlam devlet aklı ve halk iradesiyle ayakta kalan tek ülke yine Türkiye’dir.
İsrail’in 12 günlük savaşta ödediği bedel, yıllardır sakladığı zaafları ortaya çıkardı.
Ve bu tablo, bölgede “yeni denklemlerin” başlangıcıdır.
Ortadoğu artık eski Ortadoğu değil; korkular çökerken gerçek güçler sahneye çıkıyor.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk