Sapanca Çekilirken Vicdanlarımız Neden Hâlâ Susuz Değil?

Gökalp Şentürk
gokalpsenturk@gmail.com -Sabah Sapanca Gölü’ne bakan bir Kocaelili olarak uyandığınızda artık bir manzara görmüyorsunuz.
Bir eksilme görüyorsunuz.
Bir geri çekilme…
Bir can kaybı…
Sapanca yavaş yavaş çekiliyor. Sular geriliyor, kıyılar kuruyor, sazlıklar sararıyor.
Bu sadece doğanın değil, bizim ihmalkârlığımızın resmidir.
Son 65 yılın en kurak dönemindeyiz. Yağmur az, buharlaşma çok, tüketim ise hoyrat. Ama asıl kuraklık gölde değil; zihinlerde ve vicdanlarda.
Herkes Sapanca’dan su çekiyor.
Sanayi çekiyor, şehir çekiyor, tesisler çekiyor…
Peki göl ne çekiyor?
Yük çekiyor.
Baskı çekiyor.
Ölüm çekiyor.
Ve buna rağmen hâlâ “bir şey olmaz” diyenler var.
Oysa Yuvacık Barajı’nın doluluk oranı yüzde 2’ye düşmüş durumda.
Bu rakam bir tablo değil; bir sirendir.
Bu şehir susuzluğun kıyısındadır. Ama bazıları hâlâ kârın ve betonun peşinde.
Buradan açık konuşalım:
Sapanca Gölü bu ülkenin arka bahçesi değildir.
Birilerinin sınırsızca hortum sallayacağı bir kaynak değildir.
Burası bir ekosistemdir.
Bir yaşam alanıdır.
Ve milyonların içme suyudur.
Evet, İhsaniye ve Ballıkaya barajları geliyor. Kocaeli için hayati projeler bunlar. Yılda yaklaşık 100 milyon metreküp su bölgeye aktarılacak. Bu Sapanca için bir umut ışığıdır. Ama bu projeler bitene kadar gölü hunharca tüketmeye devam edersek, kurtaracak bir şey kalmayacak.
Bir strateji uzmanı olarak söylüyorum:
Su, 21. yüzyılın petrolüdür.
Suyunu yönetemeyen devlet, geleceğini yönetemez.
Bir gazeteci olarak söylüyorum:
Bugün Sapanca’yı savunmayan, yarın halkın susuzluğunu da savunamaz.
Ama bir Kocaelili olarak şunu daha içten söylüyorum:
Bu göl bizim çocukluğumuzdur.
Bu göl bizim nefesimizdir.
Bu göl bizim yarınımızdır.
Sapanca kurursa sadece bir göl değil, bu kentin ruhu da kurur.
Artık ya aklımızı başımıza alacağız ya da kuruyan bir gölün başında “nerede hata yaptık” diye hayıflanacağız.
Ama o zaman çok geç olacak.
Gökalp Şentürk
Strateji Uzmanı, Gazeteci, Yazar