BAĞIMLILIKLA MÜCADELE:
Türkiye’nin Tam Bağımsızlık Mücadelesidir!
Biz "Tam Bağımsız Türkiye" derken ne anlıyoruz dostlar?
Sadece sınırda dalgalanan al bayrağımız mı?
Sadece gökleri yırtan yerli uçağımız KAAN,
denizleri aşan yerli gemilerimiz mi?
Elbette bunlar gururumuzdur, şerefimizdir.
Rabbim devletimize zeval vermesin.
Ancak bir kardeşiniz olarak sizlere acı bir gerçeği haykırmak zorundayım:
Bir milletin bileğine kelepçe vurmak için artık işgal ordularına gerek yok.
Eğer o milletin gençlerini;
- Bir ekrana,
- Bir kumar sitesine,
- Bir zehirli maddeye "bağımlı" hale getirirseniz...
O ülkeyi tek kurşun atmadan teslim alırsınız!
İşte bu yüzden, bizim verdiğimiz bu mücadele basit bir sağlık meselesi değil; düpedüz bir vatan savunmasıdır.
Sınırda Nöbet Tutan Mehmetçik, Odasında Kumar Oynayan Mehmet...
"Mehmetçik sınırda nöbet tutarken içi rahat olsun" istiyorsak;
içerideki "Mehmet’i" odasındaki o karanlık dehlizden çıkarmak zorundayız.
Çünkü hudut sadece sınır çizgisi değildir;
hudut, bir gencin zihnindeki irade çizgisidir.
Biz dernek olarak, aslında Mehmetçik’in arkasındaki o "ikinci cepheyi" tutuyoruz. Sınırda nöbet tutan Mehmetçik’in kardeşi olan Mehmet, odasında kumar masasında kaybolmasın ki; yarın nöbet sırası ona geldiğinde eli titremesin, zihni berrak olsun.
Bağımlı bir gençlik, pilotsuz kalmış bir F-16 gibidir; motoru ne kadar güçlü olursa olsun, havalanamaz.
Biz "yerli ve milli ekonomi" diyoruz, "dövizimiz içeride kalsın" diye çırpınıyoruz. Ama diğer taraftan oluk oluk paramız, yasa dışı bahis siteleri üzerinden yurt dışındaki o meçhul baronlara akıyor.
Bağımlılıkların Türkiye ekonomisine yıllık maliyeti tam 78 milyar dolar.
Rakamlar korkunç ve
Dile kolay...
Bu para ile kaç tane fabrika kurulur,
kaç gence iş kapısı açılır, kaç okul yapılır?
Ekonomik Bağımsızlığımıza "Sanal" Darbe vurulmasın.
Ekonomik bağımsızlık, sadece dış borç almamak değildir;
evladının rızkını kumar masasında yedirmemektir.
Dikkat Süremiz "Japon Balığından" Bile Az!
Eskiden düşman topla tüfekle gelirdi, görürdük.
Şimdi cebimizdeki,sürekli elimizden düşürmediğimiz o telefonlarımızdan sızıyor. Araştırmalar gösteriyor ki;
2000 yılında 12 saniye olan dikkat süremiz,
bugün 8 saniyeye düşmüş durumda.
Japon balığından bile daha az...
Kafasını 8 saniyeden fazla toparlayamayan,
derin düşünemeyen daha doğrusu odaklanamayan bir nesil;
nasıl Büyük Türkiye'yi inşa edecek ?
Gençlerimizi "sosyal medya" ve "oyun" diyerek uyuşturuyorlar;
onları aileden, değerlerinden ve vatan sevgisinden koparıyorlar.
- Emek vermeden "köşeyi dönme" hayali, ahlakı çürütüyor.
- Sanal kumar bataklığında intihar girişimi oranı %20’lere dayanmış durumda.
Ailesi dağılmış, babası kumar borcu yüzünden
bunalıma hatta hapse girmiş bir evde; "milli şuur" yetişir mi? Yetişmez.
Sınırları korumak için "Çelik Kubbe" yapıyoruz, Allah razı olsun.
Ama evlatlarımızın zihnini ve kalbini korumak için de bir "Manevi Kalkan"a ihtiyacımız var.
Bu mücadele; sadece Yeşilay'ın, sadece derneklerin işi değildir.
Bu, Çanakkale'de siperde durmak kadar hayati bir "Kuva-yi Milliye" görevidir.
Gelin; evlatlarımıza, paramıza, aklımıza ve geleceğimize sahip çıkalım.
Bu zincirleri beraber kıralım.
Devletimiz payidar, nesillerimiz bahtiyar olsun.
Kalın sağlıcakla.
Yorumlar
Kalan Karakter: