Sosyal Sigorta Olarak STK’LAR
Bir mühendis bir STK’da gönüllü olduğunda; Sadece bina yapmaz, yuva inşa eder. Bir öğretmen bir dernekte görev aldığında; Sadece ders anlatmaz, geleceğe iz bırakır. İşte bu, toplumun ahlaki olarak "tamamlanmasıdır."

Ömer Karataş
karatasomer@gmail.com -Hepimiz hayatımızı bir şekilde sigortalama telaşı içindeyiz...
Arabamıza kasko yaptırıyor,
Evimizi depreme karşı güvenceye alıyor,
Sağlığımızı poliçelere emanet ediyoruz.
Riskleri hesaplıyor,
Geleceği güvence altına almaya çalışıyoruz.
Peki ya toplum?
Toplumsal hayatımız için benzer bir güvence mekanizmamız var mı?
Bir mahallede komşuluk ilişkileri zayıfladığında...
Bir genç bağımlılık sarmalına sürüklendiğinde...
Ya da bir meslek grubu etik değerlerini kaybettiğinde;
Devreye girecek bir “hasar tespit tutanağımız” bulunuyor mu?
Çoğu zaman bu soruların cevabı ne yazık ki sessizlik...
İşte tam bu noktada Sivil Toplum Kuruluşları (STK);
Modern dünyanın en güçlü,
En samimi,
Ve en stratejik “sosyal sigortası” olarak karşımıza çıkıyor.
Bir inşaat mühendisi çok iyi bilir:
Bir yapıyı ayakta tutan yalnızca betonun sertliği değildir.
Asıl önemli olan, Yapının içinde yer alan çeliğin esnekliğidir.
Toplumun betonu devlet ve hukuk ise;
Onu sarsıntılarda yıkılmaktan koruran o esnek çelik, sivil toplumdur.
STK’lar; Devletin her yere uzanamayan eli,
Bireyin ise tek başına yetemeyen gücüdür.
Bir genci madde bağımlılığından kurtarmak için verilen mücadele;
Sadece o gencin hayatını değiştirmez.
Bu, toplumun geleceğine yapılmış en kıymetli yatırımdır.
Bugün önlenen her sorun,
Yarın ödenmeyecek çok daha büyük bedellerin sigortasıdır.
STK’ların yalnızca birer “yardım kuruluşu” olduğunu sanmak büyük bir yanılgı.
Bugün dünya ekonomisinde STK’lar “Üçüncü Sektör” olarak adlandırılıyor.
Ve devasa bir katma değer üretiyorlar:
- Gelişmiş ülkelerde bu değer, GSYİH’nın %5 ile %10’una ulaşıyor.
- Bağımlılıkla mücadelede yapılan 1 birimlik harcama,
- İleride oluşacak devasa sağlık ve güvenlik maliyetlerini daha en baştan önlüyor.
Bir insan okuldan mezun olduğunda "meslek sahibi" olur.
Ancak o mesleği toplum yararına dönüştüren ruh, sivil toplumdur.
Bir mühendis bir STK’da gönüllü olduğunda; Sadece bina yapmaz, yuva inşa eder.
Bir öğretmen bir dernekte görev aldığında; Sadece ders anlatmaz, geleceğe iz bırakır.
İşte bu, toplumun ahlaki olarak "tamamlanmasıdır."
Dijitalleşen ve yalnızlaşan bu yeni dünyada STK’lar; Birer rehabilitasyon istasyonudur.
Sanal dünyada kaybolan ruhlar, Kumar masalarında tükenen hayatlar,
Ve ekranlara hapsolmuş zihinler için sivil toplum;
Yeniden tutunulacak bir dal sunar.
Bu yapıların sigorta poliçesi vicdanla imzalanır.
Ödemesi parayla değil; Zamanla, emekle ve samimiyetle yapılır.
Hasar oluştuğunda tazminat ise;
Kazanılmış bir hayat,
Temiz bir gelecek,
Ve huzurlu bir mahalle olarak geri döner.
STK’lar toplumun lüksü değil, zorunluluğudur.
Eğer bugün huzur içinde nefes alabiliyorsak;
Bunun arkasında hiçbir karşılık beklemeden
emek veren insanlar vardır.
Bir dernek masasının etrafında, Bir kamp ateşinin başında,
Sessizce “sosyal sigorta primi” ödeyen o gönüllüler sayesinde toplum ayakta kalır.
Kendi hayat projenizde eksik kalan parçaları tamamlamak istiyorsanız;
Bir STK’nın kapısını çalın.
Çünkü en güçlü güvence;
Bir başkasının hayatına dokunarak kurulan gelecektir.