29 Ocak 2026 - Perşembe

DOLARIN Yeşiline İnat, TOPRAĞIN Yeşili - 2

Yazar - Ömer Karataş
Okuma Süresi: 7 dk.
Ömer Karataş

Ömer Karataş

karatasomer@gmail.com -
Google News

Değerli Dostlar,

Geçen yazımızda bir "ezber bozduk" ve dedik ki;

"Bizim savaşımız gençlerimizi zehirleyen baronlarladır; toprağa bereket, sanayiye hammadde olan o şifalı bitkiyle değil."

Gelen mesajlardan görüyorum ki; milletimizin feraseti, "Sapla Samanı" birbirinden ayırmaya çoktan hazır.

Madem öyle, lafı daha fazla uzatmayalım.

Davos 2026 zirvesinde dünya liderlerinin "Küresel Reset ve Öze Dönüş" diye tartıştığı konuları, biz burada birlikte masaya yatıralım.

Hamaseti bir kenara bırakıp, oturup hesap kitap yapalım.

Davos’un İtirafı: "Kendi Kendine Yetemeyen Kaybeder"

Neden "Doların Yeşiline İnat" Diyoruz?

Çünkü cebimizdeki paranın kıymeti, Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) iki dudağı arasındaysa, Washington'daki bir faiz kararıyla bizim pazarımızdaki fiyatlar değişiyorsa, maalesef biz tam bağımsız sayılmayız veya sayılamayız…

Gerçek bağımsızlık; tarlada senin tohumunun bitmesi, fabrikada senin çarkının dönmesi, inşaatta senin malzemenin kullanılmasıdır.

Elin parasına değil, kendi toprağına güvenmektir.

İnşaatta İşin Rengi Değişiyor

Bir İnşaat Mühendisi olarak içimi acıtan bir durumu paylaşayım:

Biz bugün binaları yaparken betona ve petrole mahkumuz. "Mantolama" yapacağız diye binaları petrol artığı köpüklerle sarıyoruz. Evlerimize resmen naylon poşet giydiriyoruz.

Sonra da "Neden kanser vakaları arttı, neden bu evler nefes almıyor, neden çocuklarımız hep hasta?" diye soruyoruz.

İşte o hor görülen kenevir, tam burada imdadımıza yetişiyor.

Dünyada "Hempcrete" denilen, bizim "Kenevir Betonu" dediğimiz malzeme, inşaatçılıkta ezberleri bozuyor.

Meslektaşlarım iyi bilir; biz yıllardır binayı sağlamlaştırmak için "daha çok beton dökelim, daha kalın demir atalım" dedik. Ama artık devir değişti.

Gelin, bu malzemenin farkını herkesin anlayacağı dilden, maddeler halinde anlatayım:

 Depremde Hayat Kurtarır (Hafif Yapı, Güçlü Direnç):

Marmara’nın göbeğinde, fay hattının üzerinde oturuyoruz. Depremde binayı yıkan en büyük düşman, binanın kendi ağırlığıdır. Klasik beton ağırdır, hantaldır. Oysa kenevir betonu, tuğladan 7 kat daha hafiftir. Binayı hafifletmek demek, deprem anında binaya binen yükü azaltmak, yani canımızı kurtarmak demektir.

Nefes Alan "Akıllı" Evler:

Bugün modern binaları köpükle boğuyoruz dedik ya... İşte kenevir harcıyla örülen duvar nefes alır. Evin içindeki nemi sünger gibi dengeler; rutubet yapmaz, küf tutmaz. Astım hastası çocuğu, nefes darlığı çeken yaşlısı olanlar için bu evler ilaç gibidir.

 Faturayı Yarıya İndiren "Yeşil" Yalıtım:

Kışın doğalgaz, yazın klima faturası belimizi büküyor. Kenevirli duvar, kendinden yalıtımlıdır. Öyle ekstra köpük masrafına falan gerek yoktur. Kışın sıcağı, yazın serinliği hapseder. Paranız cebinizde, huzurunuz evinizde kalır.

Ateşe Meydan Okuyan Duvar:

Haberlerde görüyoruz; dışı petrol malzemesiyle (mantolama) kaplı binalar en ufak kıvılcımda çıra gibi yanıyor. Kenevir kireçle karışınca zamanla taşlaşır. Yanmaz, alev almaz. Ailenizi ateşten koruyan doğal bir zırh olur.

Karbon Nötr Gelecek: Havayı Temizleyen Beton:

Çimento fabrikaları havayı kirletir, tozu dumanı eksik olmaz. Ama kenevir betonu tam tersidir! Duvarınız örüldükten sonra bile yıllarca havadaki kirli gazı emerek taşlaşmaya devam eder. Yani evinizin duvarları, bir ağaç gibi çalışır.

Davos Konuşur, Kocaeli Yapar: Tarihi Fırsat

Dernek Başkanı olarak Sanayinin Başkenti Kocaeli’ye sesleniyorum.

Biz sadece dumanı tüten bacalar değil, insanı yaşatan fabrikalar istiyoruz. Kocaeli, bu işin merkezi olmaya en büyük adaydır.

Otomobilin kapı panelinden inşaatın tuğlasına kadar her şey bu bitkiden üretilebiliyor.

Kocaeli sanayisi bu fırsatı görürse, sadece Türkiye’ye değil, dünyaya parça satar. Doları dışarı göndermez, aksine ülkeye getirir.

Sosyal Yaralara "Üretim" Merhemi şart.

"Hocam, hani bağımlılıkla mücadele ediyorduk, konu sanayiye geldi?" diyenler olabilir.

Unutmayın; "Tarlası boş kalanın, kahvehanesi dolu olur."

Gençlerimizi zehir tacirlerinin, torbacıların elinden kurtarmanın en sağlam yolu, onlara iş, aş ve onurlu bir gelecek sunmaktır.

Bu fabrika bacaları tüterse, tarlalar ekilirse; on binlerce gencimize "ekmek kapısı" açılır. İşleyen demir ışıldar, üreten gençlik zehirden, sokaktan uzak durur.

Söz Bitti, Sıra Eylemde: "Kocaeli Modeli"

Geçen yazımızda "Gelin bu işi öğrenin, korkmayın" demiştik.

O aşamayı geçtik veya geçtiğimizi ümit ediyorum.

Artık teoriyi bırakıp sahaya inme, "temel atma" vaktidir.

Bir Sivil Toplum Başkanı ve bir Teknik Öğretmen olarak, Kocaeli’ye "genel geçer" bir çağrı değil, altına imzamı atacağım somut bir proje teklifi sunuyorum:

1. Yerel Yönetimlere "Numune Bina" Çağrısı:

Belediye Başkanlarımıza sesleniyorum: Gelin, Kocaeli’de küçük ölçekli bir "Pilot Kamu Binası" (bir park kafeteryası, bir muhtarlık binası veya sosyal tesis) belirleyelim. Bu binayı klasik betonla değil, tamamen Kenevir Betonu (Hempcrete) ile inşa edelim. Halkımız içine girsin; yazın serinliğini, kışın sıcaklığını, duvarın nefes aldığını bizzat yaşasın. "Bakın yaptık, oldu" demenin en güzel yolu, eser ortaya koymaktır. Biz teknik desteğe hazırız.

2. İnşaat Sektörüne "Yerli Yalıtım" Çağrısı:

Müteahhitlerimize ve malzeme üreticilerine sesleniyorum: Binaları petrol türevi malzemelerle boğmaktan vazgeçelim. Kocaeli’de kurulacak tesislerde, kendi "Biyo-Tuğlamızı" ve "Doğal Yalıtım Sıvamızı" üretelim. Milli sermayemiz dışarıya akmasın; bu şehrin kaynağı, yine bu şehrin kalkınması için kullanılsın.

3. Üniversite ve Sanayi İşbirliği:

Üniversitemizdeki değerli hocalarımızdan ricamız şudur: Bu malzemenin "Deprem Dayanıklılık Testlerini" ve "Isı Yalıtım Raporlarını" yerli üretim üzerinden belgeleyelim. Sanayicinin eline "Bu malzeme TSE standartlarına uygundur" belgesini verelim ki, onlar da gönül rahatlığıyla üretime geçsin.

Özetle Biz diyoruz ki:

"Ektiğimizi tuğla yapalım, o tuğlayla Kocaeli’yi yeniden, en sağlıklı şekilde inşa edelim."

Betonun o soğuk yüzüne değil, toprağın sıcaklığına ve bereketine talibiz.

Kocaeli buna hazır, biz hazırız.

O zaman beklemenin alemi yok; Haydi Bismillah!

Sağlıcakla, şuurla ve projeyle kalın…

Ömer KARATAŞ

(Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği YK Başkanı)

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss