25 Ocak 2026 - Pazar

Çocuklarımız Dijital Dünyada Güvende mi?

Yazar - Ömer Karataş
Okuma Süresi: 6 dk.
Ömer Karataş

Ömer Karataş

karatasomer@gmail.com -
Google News

Günlerdir konuşuyoruz…

Suç örgütlerinin ağına düşen gençler, dijital çeteler, okul önlerindeki torbacılar…

Herkes bir suçlu arıyor.

Kimi "Kanunlar yetersiz" diyor, kimi "Polis nerede?" diye soruyor.

Evet, kanunlarda boşluk olabilir.

Evet, sokaklar tekinsiz olabilir.

Şunu en baştan teslim edelim: Devletimiz, emniyet güçlerimiz bu şer odaklarıyla gece gündüz demeden, fedakârca mücadele ediyor.

Ancak bu topyekûn mücadelede devletin yetişemeyeceği, kanunların uzanamayacağı ve polisin giremeyeceği tek bir kale var: İnsan Kalbi.

Gelin, bugün aynayı kendimize, evimizin içine, o 'yürek' dediğimiz vicdan terazisine tutalım.

Biz evlatlarımıza "Aman oğlum/kızım başın belaya girmesin, polisten kork" dedik.

Ama unuttuk ki;

Polisin, kameranın olmadığı yerde, o çocuğu yapayalnızken suçtan ne koruyacak?

Polisin olmadığı yerde insanı durduracak tek bir güç vardır:

Allah korkusu ve Vicdan.

Eğer biz çocuklarımıza "Kimse görmese de Allah (c.c.) görüyor" şuurunu aşılayamazsak; hiçbir kanun maddesi onları o haram paradan uzak tutmaya yetmez.

İşte tam da bu manevi zırhtan, bu iç denetimden mahrum bıraktığımız çocuklarımız;

Şu an evlerimizde sirenleri çalmayan, topu tüfeği görünmeyen sinsi bir savaşın ortasında savunmasız kaldı.

Düşman kapıdan, pencereden değil;

Evlatlarımızın avuçlarındaki o renkli ekranlardan, o incecik internet kablolarının içinden sızıyor.

Eskiden, "Çocuğum evde, dizimin dibinde, kapı da kilitli… Çok şükür güvende" derdik.

O devir kapandı kardeşim.

Artık o çelik kapıların, kalın duvarların bir hükmü kalmadı. Çünkü dijital dünya, evin anahtarını çoktan kopyaladı.

Çocuğunuz en güvenli sandığınız yatağında, pijama terliğiyle otururken;

Uluslararası bir suç şebekesinin tam göbeğinde, dünyanın en tehlikeli "piyonu" olarak kullanılıyor olabilir.

Biz "çocuk odasında sessizce ders çalışıyor" diye sevinirken...

Onlar aslında o sessizlikte "görünür olma" ve "ait olma" ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor.

Oyun platformlarında, Discord odalarında karşılarına çıkan o "sanal arkadaşlar", çoğu zaman maskeli birer yabancı.

Çocuğunuz "takım arkadaşım" derken; karşıdaki kişi onun kimlik bilgilerini, mahremiyetini ve hatta masumiyetini çalmayı planlayan bir "siber avcı" olabiliyor.

Genç kardeşim, sözüm sana!

Oynadığın oyunlarda sana durduk yere pahalı "kostümler", silahlar hediye eden o "kibar abiler" var ya... Onlar senin kara kaşına, kara gözüne hayran değil.

Mekanizma çok sinsi işliyor:

Önce hediyelerle seni borçlu hissettiriyorlar. Sonra "Şu linki paylaş", "Şu hesaba yorum yap" diyerek seni suçun parçası yapıyorlar.

Bugünlerde en çok duyduğumuz yalan şu:

"Abicim hesabımda bloke var, parayı senin hesabına atalım, sen çek bize ver, sana da komisyon verelim."

Genç kardeşim, sana bir mühendis, bir ağabey olarak net söylüyorum:

Hiçbir tanımadığın insan, sana durduk yere para kazandırmaz.

Bu tuzağın adı Para Kuryeliği (Money Muling).

Senin hesabına giren o para; dolandırılan bir garibanın emekli ikramiyesi veya zehir tacirlerinin uyuşturucu parası olabilir.

Sen o parayı kabul ettiğin an, TCK 158. maddeye göre "Dolandırıcılık" suçuna ortak oluyorsun.

Cezası; 4 yıldan 10 yıla kadar hapis.

Onlar klavye başında yeni kurbanlar ararken, demir parmaklıklar ardında çürüyen sen olursun.

Mesele sadece hapis değil, mesele insanlığımızı kaybetmek.

Bilim insanları bas bas bağırıyor: Sürekli şiddet içerikli oyunlar oynamak, beyindeki merhamet sinyallerini bıçak gibi kesiyor.

Çocuk ekranda adam öldürüp puan kazanmaya alıştıkça, sokaktaki kavgayı da bir "bölüm geçme" oyunu sanıyor.

"Karşısındakinin canı yanar mı, annesi ağlar mı?" diye düşünmüyor.

Çünkü beyni uyuşmuş, vicdanı nasırlaşmış.

Yazının başında söyledim; polisten önce vicdan lazım diye.

Ama o vicdanın yeşermesi için de "aile sıcaklığı" lazım.

Bu akşam o ekranları kapatalım.

Çünkü hiçbir "like", bir annenin şefkatli bakışı, bir babanın güven veren sohbeti kadar değerli değildir.

Çocuğunuzun dijital dünyada kaybolmasını istemiyorsanız, ona gerçek dünyada sığınabileceği güvenli bir liman olun.

Kendini Yeniden İnşa Et Genç Adam!

Ve sen genç kardeşim…

Sana kolay para, sahte güç vadeden o "dijital abilerin" tek derdi, kendi suçlarını senin üzerine yıkmaktır.

Sen o ekran başında çürümek, birilerinin suç piyonu olmak için yaratılmadın.

Kendi binanı, kendi karakterini yeniden inşa et.

Ama bu sefer harcına o sanal yalanları değil; alın terini, vicdanı ve iradeyi kar.

Unutmayın;

"Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar!"

Sağlıcakla ve şuurla kalın…

KİTAP ÖNERİM

Yazıda bahsettiğimiz "ekranın soğuk yüzü" ile "ailenin sıcaklığı" arasındaki o ince çizgiyi ve dijital çağda çocukların ruhsal ihtiyaçlarını en iyi analiz eden şu eseri mutlaka okumanızı öneririm:

 DİJİTAL ÇOCUK – Prof. Dr. Kemal Sayar & Sezin Benli

(Neden Bu Kitap? Kemal Hoca, "Sanal dünyada çokça 'bağlantı' var ama çok az 'bağ' var" diyerek, yazımızın ana fikri olan "dijital yalnızlık" meselesine ışık tutuyor. Çocuğunuzla kaybettiğiniz o "gönül bağını" yeniden kurmak için eşsiz bir rehber.)

 

Ömer KARATAŞ

İnş. Müh. & İnş.Teknik Öğrt. | Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele Derneği Bşk.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss