29 Nisan 2026 - Çarşamba

Sarsılan Yuvalar, Kaybolan Roller:

Sarsılan Yuvalar, Kaybolan Roller:

Yazar - Nur Delice
Okuma Süresi: 5 dk.
59 okunma
Nur Delice

Nur Delice

nurdelice77@gmail.com -
Takip EtGoogle News

Sarsılan Yuvalar, Kaybolan Roller: Cennet Hangi Ayakların Altında Kaldı?

​Gün ağarırken bir şehre bakmak, sadece binaları görmek değildir aslında; o binaların içindeki ruhu, yani ailenin nabzını tutmaktır. Bugün toplum olarak en büyük "eyvahımızı" söylemek zorundayız: Kale içeriden değil, bizatihi temelinden sarsılıyor. Bir yanda Yaratıcı’nın "Rahim" isminden pay alan, doğurganlık vasfıyla şereflendirilmiş kutsal bir "Anne" kavramı; diğer yanda evin atısı, disiplini ve sarsılmaz otoritesi olması gereken bir "Baba" figürü... Peki, biz bu kutsal dengenin neresinde ipin ucunu kaçırdık?
​Anne Olmak mı, Her Şey Olmak mı?
​Efendimiz (sav), "Cennet anaların ayakları altındadır" buyururken, kadını sadece bir birey olarak değil, bir neslin mimarı olarak konumlandırmıştı. Anne; karşılıksız sevginin yeryüzündeki tek adresidir. Ancak modern dünya ve Batı’nın bize dayattığı "güçlü kadın" imajı, kadını yüceltmekten ziyade, onun omuzlarına taşıyamayacağı yükler bindirdi.
​Kadın bugün iş hayatında, sokakta, markette, direksiyon başında... Hayatın her alanında var olmaya çalışırken, farkında olmadan "erkekleşen" bir kimliğe büründürüldü. "Ben her şeyi yaparım" dediğimiz her an, aslında babadan, erkekten bir rolü çaldık. Baba; rızkın ve disiplinin sembolüyken, annenin bu rolleri de üstlenmesiyle maalesef evdeki otorite şirazesinden çıktı. Baba "rolsüz", anne ise "aşırı yüklü" kaldı. Sonuç? Kimin reis olduğunun tartışıldığı, çocukların ise bu çatışmada rehbersiz kaldığı parçalanmış ruhlar...
​Batı’nın "Cinsiyetsiz" Tuzağı ve Kanayan Yaralarımız, ​Toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında bize sunulan parlak ambalajlı paketlerin içinden, maalesef "cinsiyetsiz bir toplum" projesi çıktı. Biz "kadın ayakta dursun" derken, emperyalist düzen erkeğin direncini kırdı, kadını fıtratından uzaklaştırdı. Bugün okullarda saç saça kavga eden, erkeklerden daha ağır küfürler savuran kız çocuklarımızı gördükçe içimiz yanmıyor mu? Bu çocuklar bizim aynamız değil mi?
​Daha acısı ise dijital dünyanın karanlık dehlizleri... Ekranlarda mantar gibi türeyen, ne kadın ne erkek olduğu belli olmayan, Allah’ın yarattığı fıtrata müdahale eden "yaratıklar" gençliğimize model olarak sunuluyor. Bir gelecekten, sağlıklı bir nesilden nasıl söz edebiliriz ki? Ailenin altına dinamiti kendi ellerimizle koyduk; "çalışıyoruz, çocuğa kim bakacak?" diyerek neslimizi azalttık, yerini yabancı kültürlerin rüzgarlarıyla doldurduk.

​Sadakatten-ihanete Rahim Sıfatına Ne Oldu?
​İnsan söylemeye hicap duyuyor, ancak bir toplumun araştırmaları aldatma oranlarının kadın ve erkekte yarı yarıya olduğunu söylüyorsa, kıyamet kopmuş demektir. "Kocam aldatırsa ben de aldatırım" diyen, kendisine vadedilen Rahim sıfatını ve iffetini bir intikam aracına dönüştüren kadının, o mukaddes annelik makamıyla bağı kalır mı?
​Bir rahimde birden fazla DNA'nın izi kalırken, o rahimden doğan çocuğun fıtratının bozulmaması mümkün mü? Yasak ilişkilerin, kirletilen nesillerin faturası sadece bireylere değil, tüm topluma çıkıyor. Bizler, "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" dedikçe, o yılanın gelip kendi evladımızı sokacağını unuttuk. Yanlışı gördüğünde uyarmayı emreden bir dinin mensuplarıyken, "hayat tarzı" diyerek her sapkınlığı normalleştirdik.
​Son Çağrı: Kendimize Dönelim
​Aile biterse, ahlak biter; ahlak biterse, vatan biter. Bugün gençlerimiz savruluyorsa, bunun baş faili aynadaki yüzlerimizdir. Önce kendi öz saygımızı kazanmak, sonra eşimize ve çocuklarımıza o kutsal saygıyı yeniden aşılamak zorundayız.
​Unutmayalım; biz bu toplumun hem katili hem de kurtarıcısı olabiliriz. Eğer bugün bu yozlaşmaya dur demezsek, yarın ağlayacak bir omuz, sığınılacak bir yuva bulamayacağız. Ailenin ve kadının Rahminin saflığına, temizliğine  sadık kalmalı, fıtrata dönmeli ve aileyi o eski, huzurlu, disiplinli ve sevgi dolu kalesine geri taşımalıyız.
​Çünkü gelecek, sadece çalışanların değil, iffetini ve ailesini koruyanların omuzlarında yükselecektir.
Nur Delice
Ülke Postası Ankara Temsilcisi

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss