06 Şubat 2026 - Cuma

Neden Bana “Deli Kız” Diyorlar, Biliyor musunuz?

Yazar - Nur Delice
Okuma Süresi: 6 dk.
Nur Delice

Nur Delice

nurdelice77@gmail.com -
Google News

Hayat yolculuğunda kimine göre ismim gibi “Nur”, kimine göre ise soyadım gibi “Delice” oldum. Bana sergilenen tavırların karşılığı, ya ismimle ya soyadımla buldu yerini. Eğer insanlar beni bugün iyi biri olarak anıyorlarsa, bilin ki onlara bir iyiliğim dokunmuştur. Ama hakkımda negatif konuşuyorlarsa, orada durun; çünkü mutlaka bir adaletsizliğe karşı durmuş, birinin haksız yere üzerine basılan kuyruğunu kurtarmış, hakkı ve hakikati suratlarına haykırmışımdır.

​Bana neden sürekli “Deli Kız” ya da “Asena” diyorlar, biliyor musunuz? Çünkü mertliğimle, duruşumla ve güvenilirliğimle sınandığım her an, sessizlerin sesi olmayı seçtim. Mücadeleden kaçmadım. Bundan gocunmak bir yana, aksine gurur duyuyorum.

​Ben hayatım boyunca Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sav), Hz. Ali’ye verdiği o öğüdü kendime rehber edindim. Efendimiz sorar: "Ya Ali, sana kötülük yaptıklarında ne yaparsın?" Hz. Ali, "İyilik yaparım efendim," der. Bu soru üç kez tekrarlanır, cevap hep aynıdır: "Yine iyilik yaparım." İşte bu yüzden Hz. Ali’yi çok severiz. Kötülüğe karşı yapılan iyilik, belki o kişinin kurtuluşuna, belki doğruluşuna vesile olur; husumetleri giderir. Ama herkes Hz. Ali olabilir mi? İşte bunu insanların kendi nefsine sorması gerekir. Ben, bana ne kadar kötülük yapılırsa yapılsın, asla kötü biri olmayı seçmedim; her zaman iyilikle karşılık vermeye gayret ettim.

​Basın camiasına girmemin altında yatan o "kırılma noktasını" hiç unutamam. Gazze’de çocuklar ölmesin diye, dezavantajlı gruplarla bir program hazırlamıştım. Tek bir kuruş geliri olmayan, tamamen gönül işi bir projeydi. Ölmeden önce bu dünyada bırakmak istediğim bir izdi; çünkü Gazze’li çocukların zamanı yoktu, onlar ölüyordu. Bir yerel basın kuruluşuna gittim, destek istedim. Aldığım cevap yüreğimi yaraladı: "Ben sayfa başına para ödüyorum, parasız gazete basamam. Filanca gazeteye git, onlar ücretsiz yapar." Eğer bana "sayfam dolu" deseydi canım bu kadar yanmazdı. Ama o "paracı" yaklaşım, o "insan taklidi yapan" tavır beni derinden sarstı. Gözyaşlarımı içime akıtıp oradan ayrıldım. İşte o gün karar verdim. Basın, sivil toplumun sesi olmak zorundaydı. Ben basında ilerleyecek ve tüm sivil toplumun ücretsiz sesi olacaktım. Öyle de yaptım.

​Program bittiğinde 150 çocuk, engelli yavrularımız ve dezavantajlı gruplar dünyanın o ölüm sessizliğine karşı gür bir ses olmuşlardı. Sıra teşekkür belgelerine geldiğinde, Genel Başkanım ve ekibimle kapı kapı dolaştık. Destek olan, olmayan, gelen, gelmeyen herkese o belgeleri götürdük. O gün bana kapıyı kapatan gazete sahibine de gittim. Belki yanımda cevabına kızdığı için Başkan yoktu ama elimde o çocukların mutluluğu vardı. Ona, "O çocukların sesi olduğunuz için teşekkür ederim," diyerek belgeyi takdim ettim. Hiçbir şey yapmamış olmasına rağmen, o belgeyle fotoğraf çektirip, "Katkılarımdan dolayı bana teşekkür belgesi verdiler," diye haber yaptı. Sadece gülümsedim.

​İşte bana bu yüzden "Deli" diyorlar. Bana bu yüzden "Omurgalı" diyorlar. Yapılan yanlışa karşı onun seviyesine inmedim, aksine ona basın önünde bir saygınlık kazandırarak özeleştiri yapmasını sağladım (anladıysa tabii). Her yürek bunu yapabilir miydi?

​Ben kalabalıklar bile menfaati için yanlışa el uzatırken, o eli tutmayan kadınım. Aykırı dediler, asi dediler, her şeye karşı çıkıyor dediler... Lakin ben ne inandığım değerleri çiğnedim ne de yanlışa tamah ettim. Uyuşturucu satıcısına destek verenlerin baskılarına, korkutmalarına boyun eğmedim; çocuklarımızı zehirleyenlerin parasına ortak olmadım. FETÖ’cü olduğunu bildiğim hiç kimseyle aynı havayı solumadım. Bir şehit eşine, emanetimize hakaret eden patron yakınlarına el pençe divan durmadım; masaya vurup "O şehit eşi bizim emanetimizdir, bunu yapamazsınız!" diyecek yüreği ortaya koydum.

​Hiçbir zaman kanunsuzluğun ortağı olmadım. "Korkak" deseler de ben sadece ahlakımdan ve kendime olan saygımdan korktum. Milyonlar kazansam da, kellemi kesseler de askerimin kanına giren teröristleri besleyen hiçbir gücün reklamını yapmadım. "Belediye ayrımı yapma, hepsinin hizmetini anlat" dediklerinde, devletime ve milletime kastedenlerin propagandasını yapmayı reddettim.

​Evet, bunun için bana "Asi" diyebilirler, iftiralar atabilirler. "Bu kız deli, bu Asena ele avuca sığmıyor" diyebilirler. Ama şundan emin olun ki; hiç kimse bana "omurgasız, şerefsiz, namussuz, ahlaksız ya da vatansız" diyemedi. Diyemezler!

​Çünkü benim duruşum belli, onurum belli. Beni eğip bükemedikleri için, sadece Allah’ın huzurunda rükuya eğildiğim için arkamdan konuşurlar. Eğer beni kötülüyorlarsa bilin ki; ya haysiyetsizliklerine ya şerefsizliklerine ya da namussuzluklarına dokunmuşumdur. Adaletsizliğin, kul hakkının ve kahpeliğin altına asla imza atmadım, attırmayacağım.

​Ne mutlu Türk’üm diyene! Ne mutlu Türk evladıyım diyene!

​Bu yazı, haksızlığa karşı susmayan, "deli" ya da "asi" denilmek pahasına onurunu çiğnetmeyen tüm yürekli insanlara ithaf edilmiştir.

Nur Delice

Ülke Postası Gazetesi Ankara Temsilcisi

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss