Ruhun Görünmez İntiharı; Bir "Yol Arkadaşını" Kendi Elleriyle Uğurlama
O asil yol arkadaşı uzaklaştığında, arkanızda sadece sizi sömürenlerin gölgesi kalır. Geriye dönüp baktığınızda, sizi vezir eden ellerin çoktan kendi yoluna gittiğini, sizinse o "yanlış renklerin" içinde kimliğinizi yitirdiğinizi görürsünüz.

Nur Delice
nurdelice77@gmail.com -İnsan, hayat denilen bu uçsuz bucaksız yolda sadece attığı adımlardan ibaret değildir; o yolda koluna girdiği kişinin ruhuyla sarmalanır. Kadim bir öğreti der ki: "İnsan, gönül hizasında kim varsa ona dönüşür." Bu bir boyanma değil, bir sızmadır. Yanınızdaki insanın haysiyeti haysiyetinize, onun sığlığı ise sizin derinliğinize sızar. Siz fark etmeden, o çok güvendiğiniz karakter kaleleriniz, yanınızda tuttuğunuz "yanlışın" zehriyle içten içe çürümeye başlar.
Emeğin Kutsallığı ve Körlüğün Zulmü ince bir çizgidir. Anlamak için sadece biraz insan olmak gereklidir. Bazı insanlar vardır; hayatınıza girdiklerinde sadece boşlukları doldurmazlar, size yeni bir dünya inşa ederler. Sizin en dağınık halinizi toparlayan, toplum içindeki saygınlığınızı bir zırh gibi kuşanan, en sert kavgalarınızda bile sizin haysiyetinizi sizden daha çok koruyan o asil ruhlardan bahsediyorum. Onlar, sizin liderliğinize giden yolu taşlarını elleriyle döşeyerek açarlar. Giyiminizden konuşmanıza, ruhunuzun estetiğinden zihninizin berraklığına kadar her şeye titizlikle dokunurlar.
Fakat insanın en büyük trajedisi, bu saf sadakati "nasılsa gitmez" dediği bir garanti belgesi sanmasıdır. Siz, hayatınızı kolaylaştıran bu devasa emeği görmezden gelip; sizi sadece kullanan, emeğinizi sömüren, narsist eylemleriyle sizi bir basamak olarak gören sahte kahramanları hayatınızın başköşesine oturttuğunuzda, aslında kendi sonunuzu imzalarsınız. O "yanlış" kişinin sığlığını övüp onu yüceltirken, yanınızdaki okyanusu bir damla su yerine koymak, yapılabilecek en büyük vefasızlıktır.
Sessizliğin En Gürültülü Hali ise Vazgeçiştir.
Bir kadının, bir yol arkadaşının çırpınışları aslında en büyük bağlılık yeminidir. Konuşuyorsa umut vardır, eleştiriyorsa iyileşmenizi istiyordur, uyarıyorsa hala "biz" olduğunuzu hatırlatıyordur. Ancak o narsist karanlıklara olan ilginiz, o değersiz insanlara kattığınız değer, bir noktada bu yüce ruhu yorar.
O an geldiğinde, çığlıklar biter ve yerini o korkunç sessizliğe bırakır. Bu sessizlik bir küskünlük değil, bir kabule geçiş ayinidir. Sizin kendi kendinizi yok etme arzunuzu, değersizlikle olan o garip bağınızı gördüğünde; "Benim artık burada bir hükmüm yok," der ve ruhunu sizin ikliminizden çeker. O vakit anlarsınız ki; insan sadece yanındakine benzemez, yanındakinin aynasında kendi değerini görür. Siz aynanızı çamurla kapladığınızda, kendi siluetinizi de kaybedersiniz.
Kimin Ruhuyla Hemhâl Oluyorsunuz?
Unutmayın ki; dünya üzerindeki hiçbir saygınlık, sizi aşağı çeken birine duyduğunuz o anlamsız sadakati affetmez. Siz, size emek verenleri elinizin tersiyle itip, sizi hiçe sayanları hayatınızda bir tahta oturttuğunuzda; çevreye verdiğiniz mesaj şudur: "Ben bu değersizliğe layığım." Ve toplum, size sizin kendinize verdiğiniz değer kadar saygı duyar.
O asil yol arkadaşı uzaklaştığında, arkanızda sadece sizi sömürenlerin gölgesi kalır. Geriye dönüp baktığınızda, sizi vezir eden ellerin çoktan kendi yoluna gittiğini, sizinse o "yanlış renklerin" içinde kimliğinizi yitirdiğinizi görürsünüz. İnsan, kaybettiği insanın değerini değil, o insanla birlikte kaybettiği kendi onurunu arar aslında.
Şimdi kendinize sormanız gereken o acı soru? Emeğini sizin yolunuza sermiş o insan, şu an sustuysa ve sadece izliyorsa; bu sessizlik fırtınadan önceki son duraksa; bilin ki o artık gitmeye hazırlanmıyor, sizi kendi yarattığınız o sığ çukurda çoktan terk etmiş demektir. Zira bir insanı bedenen uğurlamak kolaydır; ancak sizi vezir eden bir ruhun, sizi kendi elleriyle 'hiçliğe' iade edişini izlemek, yaşayan bir ölü için bile fazla ağır bir cenaze törenidir. O sustuğunda fırtına kopmaz; asıl felaket, fırtınanın bile sizi kurtarmaya değer görmeyeceği o mutlak ıssızlıktır. Siz sahte alkışların gürültüsüyle sarhoşken, asalet sessizce kapıyı çekip çıkmıştır; geriye kalan tek şey, aynada tanımayacağınız o yabancının sönük gölgesidir."
Nur Delice
Ülke Postası Gazetesi Ankara Temsilcisi