22 Ocak 2026 - Perşembe

Ey Dipdiri Meyyit: Kendini Yeniden İnşa Et

Yazar - Ömer Karataş
Okuma Süresi: 4 dk.
Ömer Karataş

Ömer Karataş

karatasomer@gmail.com -
Google News

Değerli Dostlar,

Lafı hiç dolandırmayacağım.

Bugün biraz canınızı sıkacak,

Hatta belki sizi kızdıracak bir gerçeği konuşacağız.

Ama söz veriyorum;

Sonunda F E R A H layacağız.

İstiklal Şairimiz Mehmet Akif,

Safahat’ta bize öyle bir ayna tutuyor ki...

O aynaya bakmaya cesaret ister.

İnsan okuyunca yerinde duramıyor:

“Ey dipdiri meyyit!”

Yani...

"Ey yaşayan ölü!"

Nasıl? Yutkunması zor, ağır bir ifade değil mi?

Ben inşaat mühendisiyim, bildiğim dilden konuşayım:

Kolonları kesilmiş bir bina düşünün.

Ayakta duruyor gibi görünür ama ilk rüzgarda yerle birdir.

İşte iradesi kırılmış insan da böyledir.

Dik duramaz.

Peki, Kimdir Bu "Dipdiri Meyyit"?

Bakın kendimize bir soralım:

Nefes alıyor muyuz? Evet.

Kalp atıyor mu? Atıyor.

Çarşı pazar geziyor muyuz? Geziyoruz.

Dışarıdan bakan "Yaşıyor bu adam" der.

Ama soruyorum size:

Ruhunun direksiyonu kimin elinde?

Hatırlar mısınız o filmi?

2009’da vizyona girmişti...

Başrolünde Bruce Willis vardı.

Adı 'Suretler' (Surrogates).

Tıpkı oradaki gibiyiz bazen...

Filmde insanlar sözde güvenli (!)  evlerinde, paspal halleriyle,

Bir operatör koltuğunda "yaşayan ölü" gibi yatarken;

Sokaklarda onların yerine genç, kusursuz, hiç yaşlanmayan robotları geziyordu.

Bizim de asıl halimiz evde, koltukta, pijamalarla çürürken...

Dışarıda, yani o Instagram’da, Twitter’da...

Kusursuz, hep gülen, hiç derdi olmayan "kopyalarımız" geziyor.

Akif işte tam da bu hissizliğe, bu vurdumduymazlığa bağırıyor:

“His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?”

İnterneti bulduk, her şeyi çözdük sandık değil mi?

Elimizdeki o akıllı telefonlar, yapay zekalar...

Bunların hepsi "Akl-ı Meaş".

Yani karın doyuran, hesap yapan akıl.

Bu akıl sana evi en kralından yaptırır.

Mühendislik harikası gökdelenler diktirir.

Ama unuttuğumuz bir şey var:

"Akl-ı Meâd"...

Yani gönül aklı, mana aklı.

Hesap kitap aklı sana o beton yığınlarını diktirir de...

O evin içinde "huzurla" nasıl oturacağını anlatamaz.

Teknoloji sana "Nasıl" yaşayacağını söyler...

Ama "Niçin" yaşadığını söyleyemez.

Ruhun o betonların arasında neden daralıyor?

İşte cevabı o unuttuğumuz manada saklı.

En Büyük Düşmanımız: Ye's (Ümitsizlik)

Neden böyle "yaşayan ölü" gibi dolaşıyoruz biliyor musunuz?

Akif’in "Düşman" dediği o illet yüzünden: "Ye’s".

Yani ümitsizlik.

Bugün buna "Öğrenilmiş Çaresizlik" diyorlar.

"Denedim olmadı", "Ne yapsam boş", "Düzelmem ben"...

Deyip salıveriyoruz kendimizi.

O boşluğu da telefonun o renkli yalanlarıyla doldurmaya çalışıyoruz.

Yapmayın...

Akif uyarıyor bak:

“Ye’s öyle bir bataktır ki; düşersen boğulursun.”

Kendini Yeniden İnşa Et

Kardeşim...

Bu ölü toprağını üzerinden atmanın vakti gelmedi mi daha?

Reçete yine Safahat’tan...

Bakın nasıl silkeliyor bizi:

“İki el bir baş içindir. Davransana!”

Bu ne demek biliyor musun?

"İpler hala senin elinde" demek.

İrade dediğin şey inşaatın betonu gibidir;

Üzerine gittikçe, zorladıkça, hareket ettikçe sağlamlaşır.

Öyle oturup bekleyerek iyileşemezsin.

Harekete geçeceksin.

Unutma:

Sen beklersen duygu gelmez, sen yaparsan duygu arkandan gelir.

Hadi gel...

Bugün o sahte "yükseliş" vaatlerini,

O sanal beğenileri falan elinin tersiyle bir it.

Sen o ekran başında çürümek için yaratılmadın.

Sen "Eşref-i mahlukat"sın. Göğe bakmak yakışır sana.

Kendi binanı ve ruhunu yeniden inşa et.

Ama bu sefer harcına manayı kar.

Ve hiç unutma;

“Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar!”

KÜTÜPHANEMİZDEN

Bu zorlu değişim yolculuğunda heybemiz boş kalmasın.

Bundan böyle her hafta... Yazdıklarımı pekiştirecek, yaralarımıza merhem olacak bir "yol arkadaşı" tanıştıracağım sizinle.

Listemizin en başındaki eser belli:

Safahat - Mehmet Akif Ersoy

(Lütfen, bunu sadece şiir olarak okumayın. Satır aralarında iradenizi yeniden ayağa kaldıracak reçeteler saklı. Sindire sindire okuyun.)

Sağlıcakla kalın...

 

Ömer KARATAŞ 

(Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği YK Başkanı)

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss