EKRANIN ARKASINDA SAKLANAN ÇOCUKLARIMIZ
EKRANIN ARKASINDA SAKLANAN ÇOCUKLARIMIZ

Ömer Karataş
karatasomer@gmail.com -EKRANIN ARKASINDA SAKLANAN ÇOCUKLARIMIZ

Ömer Karataş
Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
Geçen hafta bir annenin mesajı düştü telefonuma.
"Oğlum gece boyunca bilgisayar başında oturuyor, sabah okula gitmek istemiyor." diyordu.
Sonra şunu ekledi:
"Bir de VPN denen bir şey kurmuş. Ne olduğunu sormaya korktum, anlayamam ki zaten..." O anne, yaşananı anlamak için yanlış soruyu sormuştu.
Asıl soru şu değil: "VPN ne işe yarıyor?"
Asıl soru şu: "Çocuğum neden saklanmak istiyor?"
Görünmek İstemiyorlar Ama Neden?
VPN (Sanal Özel Ağ), teknik olarak kullanıcının internet trafiğini şifreleyerek konumunu ve kimliğini gizleyen bir araçtır. Gençlerin büyük çoğunluğu bunu iki temel amaç için kullanıyor: erişim engeli bulunan platformlara ulaşmak ve dijital izlerini silmek. Yani hem "kapıdan girmek" hem de "görünmez olmak" için.
Ama işin ruhuna bakacak olursak, bu araç bir semptomdur; hastalık değil.
Yıllardır bağımlılık alanında çalışıyorum.
Madde bağımlısı bir gençle dijital bağımlısı bir gencin davranış örüntüleri arasında şaşırtıcı benzerlikler görüyorum: gizlilik, yalancılık, hayattan kopma, uyku düzeninin bozulması ve en önemlisi gerçek hayattaki ilişkilerin anlamsızlaşması.
Ekranın arkasında kurulan sahte dünya, zamanla gerçeğin yerini almaya başlıyor.
Gençler şunları saklamak için VPN kullanıyor:
Yaş sınırı olan içeriklere erişimlerini.
Türkiye'de yasal olarak erişimi kısıtlanan platformların önemli bir kısmı; başta şiddet ve cinsellik içeren oyunlar, bahis siteleri ve sosyal medya mecraları olmak üzere pek çok zararlı içerik barındırıyor.
VPN bu duvarları yerle bir ediyor.
Aile ve okul denetiminden kaçışlarını.
Ebeveynin kurduğu denetim yazılımları VPN ile kolaylıkla devre dışı bırakılabiliyor.
Bu, bir çocuğun evde kilitli odaya girmeye çalışmasından çok daha tehlikeli;
çünkü dijital dünyada o odanın kapısı sonsuz genişlikte.
Oyun içi kimliklerini ve harcamalarını.
Özellikle mikro ödeme sistemleriyle çalışan oyunlarda gençler, aile kartlarından yapılan harcamaları gizlemek için farklı coğrafyalardaki sunuculara bağlanıyor.
Burada en can alıcı noktaya gelmek istiyorum.
Büyük oyun şirketleri ve sosyal medya platformları, milyarlarca dolarlık bütçelerle davranışsal bağımlılık mühendisliği yapıyor.
Bu bir komplo teorisi değil; kendi itirafları.
Eski bir Facebook yöneticisi yıllar önce şunu söylemişti:
"Beyin kimyasının zayıflığını kullanarak insanları platforma bağlı tutmak için bilinçli bir sistem inşa ettik."
Oyunlarda kullanılan algoritmalar şunları biliyor:
Çocuğun ne zaman sıkıldığını, ne zaman başarısız hissettiğini ve tam o anda ona bir "ödül" vererek dopamin salgılatmayı.
"Bir oyun daha oyna, bir seviye daha geç" döngüsü, kumarhane tasarımcılarının onlarca yıldır uyguladığı "kayıptan sonra kazanma yanılsaması" ilkesinin dijital versiyonudur.
Çocuğunuz o oyunu oynamıyor. Oyun, çocuğunuzu oynuyor.
Sosyal medya algoritmalarına bakacak olursak:
Ergen beyninin onay mekanizması, bir "beğeni"aldığında tam anlamıyla ateşleniyor.
Her bildirim, her yorum, her yeni takipçi bunların hepsi küçük dozda dopamin patlaması.
Yeterince alamayan genç, daha fazlası için içerik üretiyor, kimliğini şekillendiriyor, sahte mutluluk performansı sergiliyor.
Bunun adı artık sadece "sosyal medya kullanmak" değil;sanal kimlik bağımlılığı.
VPN Yasakları: Bir Bant Mı, Yoksa Gerçek Çözüm Mü?
Şimdi gelelim VPN yasaklarına.
Ülkemizde son yıllarda belirli dönemlerde VPN trafiğine yönelik kısıtlamalar uygulandı. Bu kısıtlamaların ilan edilen amacı; zararlı içeriklere erişimi engellemek, ulusal güvenliği korumak ve özellikle gençleri dijital tehlikelerden uzak tutmak.
Ben bu niyete saygı duyuyorum.
Ama şunu da açıkça söylemek zorundayım:
VPN yasakları, bir kanayan yarayı bantla kapatmaya benzer.
Yarayı örter, ama iyileştirmez.
Hatta zaman zaman enfeksiyonun daha da derinleşmesine zemin hazırlar.
Neden mi?
Çünkü VPN engellemek teknik olarak tam anlamıyla mümkün değildir.
Yeni protokoller, gizlenmiş bağlantılar, proxy zincirleri…
Bir kapı kapandığında, teknoloji meraklısı bir genç beş dakikada başka bir kapı buluyor.
Dahası, yasak kimi engeller?
Dijital okuryazarlığı düşük, risk farkındalığı zaten sınırlı olan kesimleri.
Hedef kitleyi değil.
Öte yandan bu yasaklar, toplumsal bir güven krizine zemin hazırlıyor.
Devletimizin interneti kısıtladığı algısı, gençlerde "yasaklanan her şey ilginçtir" refleksini güçlendiriyor.
Psikolojide buna reaktif isyan diyoruz.
Yasakla büyütülen merak, bazen bağımlılığın kendisinden daha güçlü bir tetikleyici olabiliyor.
Ben devletin bu konuda sorumluluktan kaçmasını savunmuyorum.
Aksine, sorumluluk alınmalı ama doğru araçlarla.
VPN yasağı yerine şunlar yapılabilir:
1. Algoritma şeffaflığını zorunlu kılan yasal düzenlemelerşart.
2. Oyun ve sosyal medya şirketlerine yönelik etik tasarım standartları getirilmeli.
3. Okullarda dijital bağımlılık okuryazarlığı eğitimleriyapılmalı.
4.Ebeveynlere yönelik somut rehberlik programlarıuygulanmalıdır.
Anneye Cevap
O mesajı atan anneye şunu söyledim:
"Oğlunuza 'VPN nedir, neden kullandın?' diye sormayın.
Yanına oturun ve 'Son zamanlarda nelerle uğraşıyorsun, bana gösterir misin?' deyin.
Kapıyı yasakla değil, merakla açın."
Çocuklarımız ekranın arkasında saklanan birer suçlu değil.
Onlar, yeterince güvenli hissetmedikleri için saklanan, yeterince görülmedikleri için görünmek istedikleri bir dünyaya sığınan bizim çocuklarımız.
Algoritmalar onları yakalamadan önce biz onlara yetişebilmeliyiz.
Çünkü onlar bizim geleceğimiz.
Geleceğinize sahip çıkın.