Bir Bayram Hayal Ediyorum
Bir Bayram Hayal Ediyorum

Ömer Karataş
karatasomer@gmail.com -Bir Bayram Hayal Ediyorum

Gözlerimi kapatıyorum. Ve görüyorum.
Bir bayram sabahı hayal ediyorum. Henüz güneş doğmamış. Ezan okunuyor.
Ve o sesin içinde bu sabah farklı bir şey var. Sanki daha derinden geliyor.
Sanki minare daha yakın. Sanki o ses doğruca yüreğe düşüyor.
Bir genç kalktı bu sabah.
Yavaşça. Yüzünü yıkadı. Abdestini aldı. Aynaya baktı.
Ve uzun zaman sonra ilk kez zorlamadan, sahte değil, içinden gelen bir gülümsemeyi yüzüne ve gözlerine yansıtarak gülümsedi kendine.
İşte o gülümsemeyi hayal ediyorum.
Bir anne hayal ediyorum. Bayram sabahı mutfakta.
Çay demliyor. Elleri titremiyor bu sabah.
Çünkü o eller artık temiz, o eller artık özgür.
Ve bu basit, bu küçücük şey, ona dünyanın en büyük lüksü gibi geliyor.
Sadece çay demlemek.
Sadece eller titremeden.
Sadece bu.
Bir baba ve oğlu hayal ediyorum. Bayram namazından dönüyorlar.
Çocuk babasının eline yapışmış. Adam eğiliyor, çocuğun saçını okşuyor.
Ve o dokunuş bu sabah farklı. Çocuk hissediyor, nedenini bilmiyor ama hissediyor.
Babasının eli bu sabah daha sıcak. Daha güvenli. Daha orada.
İşte o eli hayal ediyorum.
Bir genç hayal ediyorum. Sabahın erken saatinde.
Elinde telefon yok. Ekran yok. Sadece pencere önünde duruyor.
Dışarıya bakıyor. Ağaçlara bakıyor. Gökyüzüne bakıyor.
Ve içinde bir şey açılıyor. Henüz adını koyamıyor ama hissediyor.
Hiçbir şey yapmadan, hiçbir yere gitmeden, sadece var olarak dolduğunu hissediyor.
Bir sofra hayal ediyorum.
Üstünde sigara tablası yok. Şişe yok.
Sadece sıcak çay var, börek var, gülüşmeler var.
Ve o sofranın etrafındakiler biliyor. Söylemeye gerek yok.
Bu sofra bu yıl farklı. Bu bayram bu yıl gerçek.
İşte o sofrayı hayal ediyorum.
Daralan birisinin ekrana değil pencereye yöneldiği.
Sıkışan birisinin şişeye değil secdeye kapandığı.
Yalnız hisseden birisinin bir ekranda kaybolmadığı, birinin kapısını çaldığı.
Acı çeken birisinin o acıyı bir maddeyle örtmek yerine taşıdığı, aktardığı, paylaştığı.
Bir şehir hayal ediyorum.
Kocaeli. Bu güzel, köklü ve çalışkan şehir.
Sokaklarında başları dik, gözleri açık, adımları sağlam insanlar yürüyor.
Geçmişte boğuşmuşlar: kimisi sigara dumanıyla- kimisi şişenin dibinde kaybettiği yıllarla- kimisi ekranın içinde kaybolduğu gecelerle.
Ama bu sabah yürüyüşleri bir hikâye taşıyor adımlarında:
“Düştüm. Kalktım. İşte buradayım.”
Bir anne hayal ediyorum.
Gözleri dolu ama bu sefer korkudan değil, sevinçten.
Oğluna veya kızına bakıyor. Yıllardır içinde taşıdığı ağır taş bu sabah düşüyor.
Ve anne anlıyor: Beklemenin bittiğini. Duanın karşılık bulduğunu.
O anneyi, o gözleri, o taşın düşüşünü hayal ediyorum.
Ramazan boyunca sahur vaktinde semaya açılan elleri hayal ediyorum.
O eller bayram sabahı sigara paketine değil, şişeye değil, sadece açık duruyor.
Bu sefer boş değil, dolu.
Ramazan-ı Şerif ayı onlara yirmi dokuz gün boyunca gösterdi:
Ve o eller bu sabah bunu biliyor.
Belki bu satırları okuyan biri var şu an.
Bir şeyle boğuşuyor. Bilmiyor neyle. Ama boğuşuyor. Ve yoruldu.
Sana şunu söylemek istiyorum: Sen de o hayalin içindesin.
Şu an orada değilsen bile. Sen de o sofranın etrafındasın. O yürüyüşün içindesin.
O annenin gözlerindeki sevinç senin için de mümkün.
Bu hayal boşlukta durmuyor.
Rehabilitasyon merkezinden çıkan o adamın gözlerinde duruyor.
“Bıraktım” diyen o kadının sesinde duruyor.
Babasının elini sımsıkı tutan o çocuğun avucunda duruyor.
Gerçek oldu. Defalarca. Yüzlerce kez.
Ve her seferinde, her birinde benim de içim doldu.
Bir bayram hayal ediyorum.
Ve o bayramda sen de varsın.
Başın dik. Ellerin temiz. Gözlerin açık.
Yüzünde zorlanmadan gelen, içten taşan, gerçek gülümseme.
BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN. VE O BAYRAMI BİRLİKTE GÖRELİM.
Ömer Karataş
Kocaeli Bağımlılıkla Mücadele ve Rehabilitasyon Derneği Yönetim Kurulu Başkanı