İzmit’in bugünkü Yürüyüş Yolu, hızın, ışığın ve kalabalığın içinde akıp gidiyor. Oysa aynı hattın yıllar önce bambaşka bir ritmi vardı: küçük dükkânların sıcaklığı, selamların tanıdıklığı ve çokkültürlü hayatın ağır ağır akan zarafeti…
İşte o ritmin tam ortasında anlatılır Biberköylü Saatçi Ali Efendi.
Bir saat ustasından daha fazlasıydı o. Sözünün ağırlığı, yaptığı işin inceliği ve insanın içindeki güven duygusunu tamir eden ustalığıyla, kentin vicdanına nakşolmuş bir isimdi.
Dükkânına giren herkes, sadece bozuk bir saati değil; kimi zaman gönlündeki sıkıntıyı da bırakırmış. Çünkü onun tezgâhında tamir edilen şey, çoğu zaman zamanın kendisi değil, insanın içindeki güven duygusuydu.
Emanetin Ağırlığı ve Birlikte Yaşamanın İnceliği
Anlatılır ki İzmit’in Rum, Ermeni ve Yahudi aileleri, çalkantılı yıllarda kıymetli eşyalarını Ali Efendi’ye emanet edermiş.
O da bu emanetleri dükkânının duvar içlerinde açtığı gizli oyuklarda saklarmış.
Kurtuluş öncesinin zorlu günlerinde bu aileler şehri terk etmek zorunda kalırken, arkalarında bıraktıkları değerleri gönül rahatlığıyla teslim ettikleri kişi yalnızca bir tamirci değil, şehrin güvenilir adamı bir “emin" olarak görülmüştür.
Bu hikâye, güvenin, sözün ve toplumsal sorumluluğun zaman değişse de nasıl korunabileceğinin sessiz bir işaretidir.
Bu aslında sadece bir saatçinin değil, bir arada yaşama kültürünün; sözü değerli kılan bir güven ikliminin güçlü bir hikâyesidir.
Bu topraklarda emanet ağırdır.
Altın değil, söz ağırdır.
Ve o sözü tutanlara “emin adam” denirdi.
Konağın Hikâyesi: Şehir Hafızasının Birleştiği Yer
Kent belleğinde “Saatçi Ali Efendi Konağı” olarak bilinen, 18. yüzyıldan kalma yapı bir dönem Etnografya Müzesi olarak hizmet vermişti.
Yeni bilgiler gösteriyor ki; bu konağın sahibi ile Yürüyüş Yolu’ndaki iki katlı ahşap dükkânda saat tamirciliği yapan kişi aynı Ali Efendi’dir.
(Bahsi geçen dükkân, kapanan SSK’nın karşısında; Şemsi Başaran’ın yaptığı binada, bugün optik mağazası olarak kullanılan ve bir dönem Kaya Elektrik’in ilk işletme yeri olan mekândır.)
Ali Efendi her sabah konağından çıkar, Yürüyüş Yolu üzerindeki bu dükkâna yürür, akşam olunca yine konağına dönerdi.
Dükkânla bütünleşik küçük hamam ise dönem dönem mahalleliye açılırmış; bu bile dönemin paylaşma kültürünü, komşuluk hukukunun ne kadar ince ve zarif yaşandığını gösteren önemli bir ayrıntıdır.
Ayrıca, bazı kaynaklarda Ali Efendi’nin eski Kuyumcular Çarşısı girişinde ortaklı bir sarraf dükkânı olduğu da aktarılır. Bu da onun mesleki itibarının yalnızca bir çarşıya değil, tüm şehre yayıldığının kanıtıdır.
Şehr-i Emin: İzmit’teki Sessiz Karşılık
Ali Efendi’nin hikâyesi bizi ister istemez eski bir kavrama götürür:
Şehr-i Emin.
Yani şehrin güvenilir kişisi.
Emanetin ehli, sözüne sadık, toplumun yükünü omuzunda taşıyan insan…
Bugün bu kavramın modern karşılığı belediye başkanlığıdır.
Ama burada bir kişiyi değil; bir makamın tarih boyunca temsil ettiği duruşu ve anlayışı konuşuyoruz.
Saatçi Ali Efendi’nin hikâyesi bize şunu hatırlatıyor:
Bir şehir ancak emaneti bilen, insanını dinleyen, güveni temel değer kabul eden bir anlayışla ayakta durur.
Bu nedenle bu hikâye bir saatçinin hikâyesi değildir sadece.
Mesele, bir şehrin hafızasında güven duygusunun ne kadar yaşadığıdır.
Son Söz: Emaneti Kim Taşıyacak?
Yürüyüş Yolu değişti, dükkânlar değişti, zaman değişti…
Ama şehirlerin bir tek ihtiyacı hiç değişmiyor:
Emin insanlara, sağlam bir toplumsal omuza, güveni yeniden çoğaltacak bir ortak iradeye duyulan ihtiyaç.
Saatçi Ali Efendi’den geriye belki bir taş bile kalmadı.
Ama onun bıraktığı şey hâlâ duruyor:
Güvenin değeri.
Ve bugün şehirlerin sorumluluğu yalnızca makamlara değil;
toplumun sözünü tutan insanlarına,
henüz bir karşılık beklemeden kapı açan komşularına,
iyiliği örgütleyen sivil toplum kuruluşlarına,
şehrin yükünü kendi omzunda hisseden gönüllülerine emanet.
Bugün bu emaneti taşıyacak olanlar;
dürüstlüğü kişisel bir erdem değil, toplumsal bir görev sayanlardır.
Yarın ise bu emaneti yaşatacak olan,
şehirdeki her bireyin, her kurumun,
her sivil inisiyatifin “emin duruşu” olacaktır.
Çünkü şehirler, aslında güvenin olduğu yerde nefes alır;
güveni yaşatanlarda ise
geçmişin sessiz bir hatırası değil,
geleceğin sağlam bir adımı saklıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: