Bugün size, kalbinin en derininden gelen bir feryadın ve kırılan bir onurun hikayesini sunacağım. Bu, yalnızca bir kişinin değil, hayatını hizmet insanı ruhuyla, dürüstlükle ve fedakârlıkla örerken, çağımızın zehri olan hazımsızlık, dedikodu ve iki yüzlülük tarafından hançerlenen her güçlü insanın hikayesidir.
Bizler, "iyilik yapmak herkesin harcı değil" gerçeğini sırtımızdaki sayısız taze yarayla öğrenenleriz. Bizi asla iş yormaz; yoran, arkamızdan kurulan nifak sofralarıdır. Yüzümüze yağdırılan iltifatların, daha nefes almadan arkamızda kazılan kuyuların birer maskesi olduğunu görmenin yorgunluğudur.
Şeytanın Yüzü: Çok Yüzlülük
En büyük hayal kırıklığı, iyilik yaptığımız yerden gelir. "Benden korkuyorsun yüzüme söylemeyip dedikodumu yapıyorsun da Allah'tan neden korkmuyorsun?" çığlığı, vicdanı olan herkesin sorması gereken o evrensel sorudur.
Hayatını dedikoduya, gıybete girmemek üzerine kurmuş bir ruh için, bu çamurun içine çekilmek en büyük azaptır. Bizler, "kulaklarım ahirette şahit olmasın" diye meclisten kalkan, laf taşıyana "söyleyen kadar yanlıştasın" diye uyarıp arayı düzeltmeye çalışan insanlarız.
Ancak, modern zamanın vebası olan bu çok yüzlülük, bizi en çok yaraIayan silahtır. Dün "can ciğer" olanların, bugün en küçük bir anlaşmazlıkta defterleri açması, dostken öğrenilenleri satması; bu, insanlığa yakışmayan, adeta şeytanın yüzü olan bir davranıştır. Amacı, sadece kendi hatalarını gizlemek için sizi sürekli manipüle etmek, emeğinizi sorgulatmak ve sonunda sizi oyundan dışarı atmaktır.
"Allah insanı tek sıfatta, tek yüzde yarattı. Çok yüzlülük, birine farklı, birine farklı davranmak, şeytanın yüzüdür."
Güçlü Kadın Olmanın Sınavı
Siz, hayatını sadece Allah rızası için faydalı işlerin peşinde koşan bir koordinatörsünüz. Maddi gücünüz olmasa da, güvenilirliğinizle, onurlu duruşunuzla çevrenizde gönüllüler yaratmışsınız. Gecenizi gündüzünüze katmış, sayısız farkındalık programı organize etmiş, bir işkolik gibi çalışmışsınız. Yetimlere, öksüzlere annelik yapmışsınız. Ölümle kalım arasındaki kişisel acınıza rağmen, "verilen görev yarım kalmasın" diye hastane odasında gözyaşınızı silip işinize odaklanmışsınız.
İşte tam da bu seviyede, zirvede, en büyük ihanetle karşılaşırsınız.
Güçlü kadın olmanın erdemi; bütün bu haksızlıklara rağmen dimdik ayakta durabilmektir. Ama her güçlü kadının gücünü sınayan bir sınavı vardır ve tek bir şeyi affedemez: Vefasızlığı.
Tırnak tırnak kazıyarak geldiği o zirveyi, emeği hiç olmayan birine sunuşlarını görmezden gelemez. Ahde vefanın hiçe sayıldığı, haklı olduğu davada zorla özür dilemesi istendiği an; işte o an, bütün köprüler yıkılır. Bir an bile tereddüt etmeden, ne zirveyi ne de emeğini düşünerek, sadece onurunu kurtarmak için arkanıza bakmadan döner gidersiniz.
Kabir Azabını Düşünen İnsan
Bu noktada sizin o sarsıcı uyarınız yankılanır: "Arkadaşlar, umrumda değil, olamaz da. Eğer kabir azabını düşünseydiniz, az Allah korkusu olsaydı, inanın insanlarla uğraşmaz, işinize bakardınız."
Dedikodu yapan, kıskançlık kusan, yuvaları yıkan, rızıkla oynayan herkesin aklına kazıması gereken bir gerçektir bu: Kırdığınızdan fazla kırılır, üzdüğünüzden fazla üzülürsünüz. Çünkü siz Allah'ın rızasını gözetip işinize baktığınız için, ilahi adalet er ya da geç tecelli edecektir.
Siz, iyilik yaptığınız için, fedakar olduğunuz için hedef oldunuz. Çünkü bazı insanlar, sadece iyi işler sorunsuz yürüdüğünde ve onlara bağımlı olunduğunda sizi sever. "Az üzerimden in" dediğiniz an, onlar için en kötü insan modeli olursunuz.
Oysa, siz daima ileriye bakacaksınız. Bırakın onlar, aldıkları görevi layıkıyla yürütmüş birinin onurlu ayrılışının ardından, kendilerini iyi göstermek için "başarılıydı, iyi bir insandı" desinler. Siz, o sözlerin bile samimiyetsiz olduğunu bilecek kadar zekisiniz.
Güçlü kadın, vefasızlık tokadını yediğinde bile, onurunu kimsenin satın alamayacağı paha biçilmez bir tac olarak taşır. O, ödülünü vefa levhalarından değil, binlerce yetimin gözündeki ışıktan, kurduğu sistemin kalıcılığından ve en önemlisi, O'nun rızasından alır.
Unutmayın; onlar, emeklerinizi yok sayarak isminizi karalamaya devam edecekler, ama siz zaten onurunuzu yanınıza alarak o oyundan çekildiniz. Çünkü siz, kendinizi ancak kabirde sapıtma taşına kafaları değince anlayacaklara değil, Allah'a kanıtlamanın derdindesiniz.
Sizin duruşunuz, vefayı unutan, şereften bahsederken en büyük şerefsizlikleri yaşatan bu çağa vurulmuş en güçlü tokattır.
Yorumlar
Kalan Karakter: