Demografi Üzerinden Yeni Bir Kuşatma.
İsrail devleti, dünya gündeminin tozu dumanı arasında yine sessiz ama son derece kritik bir hamle yaptı. Tel Aviv yönetimi, Hindistan’daki Bney Menaşe Yahudilerinin tamamını 2030 yılına kadar İsrail’e taşıma planını resmen onayladı. Kâğıt üzerinde “doğal göç”, “diasporayı toplama” gibi masum kavramlarla süslenen bu karar, sahada ise çok daha derin bir stratejinin ürünü.
Karara göre Hindistan’dan ilk etapta 1.200 kişi 2026 sonuna kadar göç ettirilecek; toplamda 5.800 Yahudi İsrail’e taşınacak. Son yirmi yılda Hindistan’dan yaklaşık 4 bin kişinin daha göç ettiği düşünülürse, bu hareketliliğin tesadüf değil, planlı bir nüfus mühendisliği olduğu açıkça görülüyor.
Bu yeni nüfusun büyük bölümünün Nof Hagalil gibi Rus kökenli Yahudilerin yoğun yaşadığı bölgelere yerleştirilecek olması da ayrı bir mesaj taşıyor:
İsrail, kuzey hattında –yani Lübnan ve Suriye sınırına komşu bölgelerde– demografiyi tek elden konsolide ediyor. Çünkü Tel Aviv yönetimi, savaşın yalnız top ve tüfekle değil, nüfus akışıyla, kimlik aktarımıyla ve stratejik yerleşimlerle kazanıldığını çok iyi biliyor.
Bu adımı hafife almak, Ortadoğu’nun geleceğini kavramamak demektir. Zira İsrail sadece insan taşımıyor; geleceğini yeniden kodluyor. Yahudi kimliğini küresel bir rezerv gibi görüyor ve ihtiyaç duyduğu yerlere takviye ediyor. Üstelik bunu, acil durumlarda dünya çapında kitlesel göçün canlandırıldığı tatbikatlarla destekleyecek kadar sistematik hale getirmiş durumda.
Aliyah ve Entegrasyon Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği geniş çaplı tatbikat, İsrail’in “Her an büyük bir göçe hazır olma” stratejisini resmileştiriyor. Yarın Afrika’da, Avrupa’da ya da Asya’da yaşayan yüz binlerce Yahudi, bir gecede uçaklarla İsrail’e taşınsa kim şaşırır? Tel Aviv’in planlamasına bakılırsa kimse…
Peki biz ne göreceğiz?
Bugün Filistin’de çocuklar ölürken, Gazze yerle bir edilirken, uluslararası hukuk ayaklar altına alınırken İsrail başka bir cephede daha savaşı sürdürüyor: Demografik koridor savaşı.
Toprak genişletmeden nüfus genişleten, sınır değiştirmeden bölgesel ağırlığını artıran bir strateji…
Türk milleti için bu tablo, bir gerçeğin altını yeniden çiziyor:
Bu coğrafyada ayakta kalmak yalnızca askerle, siyasetle, diplomasıyla değil; bilgiyle, öngörüyle ve strateji aklıyla mümkündür.
İsrail nüfus topluyor.
İngiltere hâlâ dünya çapında istihbarat ağlarını diri tutuyor.
Amerika kıtalararası güç devşirmeye devam ediyor.
Biz ise Turan coğrafyasını, Türk dünyası hattını, kültürel ve demografik damarlarımızı güçlü tutmak zorundayız. Çünkü devletler artık yalnız toprak kaybederek değil, insan kaybederek zayıflıyor.
İsrail’in Hindistan’dan taşıdığı her aile, her çocuk, her yeni yerleşim; Orta Doğu’nun geleceğine çakılan bir çividir.
Bu çivilerin nasıl bir duvarın parçası olduğunu görmek için büyük resmi okumak gerekir.
Gökalp Şentürk
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Yorumlar
Kalan Karakter: