Dilin Kemiği Yok, Ruhun da Omurgası :

"Ruha göre dünya ve ahiret arasında fark yoktur

Dilin Kemiği Yok, Ruhun da Omurgası :

"Ruha göre dünya ve ahiret arasında fark yoktur

Dilin Kemiği Yok, Ruhun da Omurgası :

"Ruha göre dünya ve ahiret arasında fark yoktur.

Feriüddin Attar der ki: ‘ Kalplerin, ruhların ve nefislerin bir arzusu vardır. Ruhların arzusu; Allah’a yakın olmak, kalplerin arzusu; O’nu müşahede etmek ve nefislerinki de rahatlıktan zevk almaktır.

Gazali’ye göre Ruh; diğer varlıklarda olmayan bir bilme haliyle hem kendini hem de kendi dışındakilerini bilmektedir. Allah ruhu kendi sureti ile yaratmıştır. Bu itibarla ruhun kendini bilmesi, kendinde Allah’ı bulması ve bilmesini gerektirir. Zira, Allah alemin Rabbi, Ruh’ta bedenin Rabbidir. Kendinin bedendeki halini bilen Ruh, aynı şekilde Allah’ın da cümle alemdeki halini bilir. İnsanın hakikatı Ruh’tan ibarettir. Ruh ahiret yolculuğu için yaratılmıştır. Onun hazinesi Allah’ı tanımak ve bilmektir. Bu hazine, mahlukatı ibret gözüyle seyredip her birindeki ilahi esrarı keşfetmektir. Ruh ne emrederse, hükmü yerine gelir. Ruh kalp ve akıl vasıtasıyla bedene hakimiyetini kurar. Ruh Allah’ın cemalini görebilmek için kendini adamıştır. Öyle ise Allah azze ve celle bilinmek arzusu sebebiyle ruhu kendine hizmetçi olarak seçmiştir.

Ruhî insani veya Nefsi natıka nur ve zulmet arasındaki berzah gibidir. O güçlü yönün faaliyetlerinin etkisi altındadır. Beş çeşit ruh vardır: Hayvani, hayali, fikri, akli ve kutsi olmak üzere. Allah insanda ruh için tasarruf edebileceği organlar yaratmıştır: Göz, kulak, burun ve damak uzuvlar ve bunlardan sadır olan iş ve eylemler olmak üzere. Ruh tasarruf edebilme kuvveti ile cisimlere ait olan bilgileri elde eder, daha sonra elde ettiği bilgileri terkipler halinde düzenler. Uyku esnasında görülen rüyalar işte bu terkiplerin meydana getirdiği faaliyetler bütünüdür.

Vücut insanın hakikati olan vahidiyyet mertebesinden, ruhlar mertebesine tenezzül ettiği vakit; üç marifet hasıl olmuştur. Nefis marifeti yani kendi zatını ve hakikatini bilmek, marifet-i mübdi yani kendisinin mucidini bilmek, O’na karşı fakr ve ihtiyacını bilmektir. Bu ruh Muhammedi Ruh’tur. Bu Ruh Külli Aklın suretidir ki o da Adem-i Hakikidir. Külli nefsin sureti ise Havva’nın hakikatidir. Bütün oluşlar Külli Akıl ve Külli Nefsin izdivacıyla meydana gelmiştir. Yaratılış mertebesinin üçüncüsü olan ruhlar mertebesi öyle bir alemdir ki hissi işaretlerle onu anlamak mümkün değildir. Bu mertebede her bir ruh idrak etme özelliğine sahiptir. Böylece Ruh, hem kendini hem de Rabbi’ni bilme gücüne sahip olur.  Ruhlar alemi (emr, gayb, ulvi ve melekut alemi ) vahidiyyet mertebesinin zahiri, vahidiyyet mertebesi ise onun batınıdır. (M.İbn-i Arabi)

Kutsi Hadis: Benim Arş’tan daha büyük, Kürsi’den daha geniş, melekuttan daha süslü, cennetten daha tatlı bir hazinem vardır. Yeri iman, göğü marifet, güneşi şevk, ayı muhabbet, yıldızları düşünce, bulutları akıl, yağmuru merhamet, nehirleri hizmet, ağaçları taat, meyveleri güzel ahlak ve köşkleri himmettir. Onun için 4 esas vardır: Tevekkül, feyzlenme, sabır ve rızadır. Onun için de 4 kapı vardır: İlim, hilm, zikir ve üns. Dikkat et! O, kamil olan arif kulumun kalbidir.(Erzurumlu İbrahim Hakkı, Marifetname) 

Bütün büyük insanlarda entüisyon (içine doğma) özelliği vardır. Muhakeme ve analiz yapmadan kendileri için önemli olanı bilirler. Bazı şeyler hakkında onlarca duyu organları ile elde ettiklerinden daha emin bilgiler verir. Onlar için bir insanın düşüncelerini okumak, yüz ifadelerini görüp, tahlil etmek kadar kolaydır. Fakat okumak ve hissetmek kelimeleri onların şuurundakini tam olarak ifade etmiyor. Onlar bakmazlar, aramazlar. Bilirler… (Alexis Carrel)

Hakikate giden yol, manevi aydınlanmadır. En düz, en yüce ve lahuti olan budur. (Karl Hutter)

Ahlak terbiyesi insanlar için ekmek ve elbiseden daha önemlidir. (Sokrates)

Amerikakı Fizikçi Robert Millikan: Hayatta en mühim mesele manevi gerçeklere ve ahlaki değerlere inanmaktır. Bu inancın yıkılışı toplu savaşların çıkmasına sebep olmuştur. Şimdi bu inancı sağlamlaştırmak veya kuvvetlendirmek için çaba harcamazsak ilmin bir değeri kalmaz. Hatta ilim insanlık için felaket kaynağı olur.

Mareşal Montgomery 4 Mart 1951 tarihli konuşmasında şunları söylüyor: "Savaşta zaferi sağlayan en büyük faktör ahlaktır. Hiçbir kumandan askerlerini son çabalarını harcamaya sevk edemez. Ancak askerler yaptıkları şeyin doğruluğuna vicdanen inandıkları zaman bu mümkün olabilir. Ben öyle inanıyorum ki, ordu Allah’ın hoşlanmayacağı bir yolda yürürse, hiçbir zaman doğruya ulaşamaz. Bir orduyu oluşturan askerler arasında baş gösteren ahlaki düşüklüğün arzettiği tehlike ordu içine düşman birliğinin sızmasından daha büyüktür. Bunun için diyorum ki, önce kendi içimizde zaferler kazanmadan hiçbir savaşta muzaffer olamayız."

Kaynak: haber delider/Kasım'16

M.Mücahit DEMİR/Ülkepostası

 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum