Yakup Erdem-Zeliha Ok Röpörtaj 7 (Ailesiz Toplum Projesi)
Yakup Erdem

Yakup Erdem

Genç Yazar

Yakup Erdem-Zeliha Ok Röpörtaj 7 (Ailesiz Toplum Projesi)

#Soru1
Ailesiz toplum projesi diye bir sorunumuz var. Sizce bu proje nasıl olabilir?
#Cevap1
Aile toplumun temel yapı taşıdır. İnsanlar birlik ve beraberliği, vicdan-din, kültür, gelene-görenek, yeme -içme alışkanlığı oturup-kalkma adabı , vs. pek çok şeyi aile de öğrenir. Bu yüzdendir ki eğitim ilk aile de başlar. Fakat günümüzde modernizmin her alanda üstünlüğü kabul ettirdiği bu devirde malesef ki aile kurumu da bundan nasibini almaktadır.
Bütün dünyada özellikle Norveç, Danimarka,Finlandiya,Şili,Fransa, Estonya gibi ülkelerde ailesiz dünyaya gelen çocuk oranı %70’ lere dayanmıştır. Avrupa aslında kendisi de aile kavramının ne kadar önemli olduğunu bilmekte fakat bunu örtbas etmektedir. Çünkü aile kurumu sağlam olan bir ülke daha çok gelişecek ve kalkınacaktır. İşte tam da bu yüzden toplumumuzun bünyesinde bulunan din, vicdan, ahlak, namus, gelenek, görenek, kültür ve ananelerimizi yok sayan bu projeye Türkiye ‘yi de yavaş yavaş sürüklemektedir.

#Soru2 
Peki sizce bu projenin önüne geçmek için ailenin ne tür önlem alması gerekebilir ?
#Cevap2
Bu anlamda anne ve babaya çok önemli rol düşmektedir. Çocuk için anne ve baba en büyük modeldir. Çünkü biz ebeveynler ne yaparsak çocuklarda bizi taklit edicektir. Bu yüzden çocuklarımızı “ batıya özenti” bir nasıl olarak değilde “ islam özüne” uygun bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Onlara tarihimizi, zengin kültürümüzü okuduklarını anlatmalı; ceddimizi, atalarımızı, bilen okuyan ve uygulayan bir nesil olmaları için örnek olmalıyız.

#Soru3
Aynı zamanda eğitimcisiniz de okulda bunla alakalı ne gibş tedbirler alınmalıdır.
#Cevap3
Çocuk ihmal ve istismar konusunda uzmanlardan yardım almalıyız. Hatta bu konuda pedogojik eğitim almış insanları okullarımıza davet edip, öğrencilerimizin bu insanların bilgilerinden faydalanmalarını sağlamalıyız. Eğer böyle bir imkan bulamıyorsak bile çocuklarımızı bilinçlendirici videolar, slaytlar izlettirmeliyiz. Eğitimci olarak biz öğretmenlerede uzmanların seminerlerine katılmalı ve edindiğimiz bilgileri öğrencilerimizle paylaşmalıyız.

#Soru4 
Sosyal medya kullanımıyla alakalı sorunlardan ve güzelliklerden bize bahsedebilirmisiniz? 
#Cevap4 
İnternet dünyanın en büyük bilgi havuzudur. Bilgilere çok kısa zamanda erişebilme kolaylığı sağlar. Ayrıca milyonlarca kişi birbirleriyle zaman ve mekan kısıtlaması olmadan görüşebilmektedir. Bunun gibi pek çok faydaları bulunan internetin aynı zamanda zararlarınıda saymakla bitmez. Şiddet ağırlıklı oyunlar yüzünden son yıllarda birçok çocuğumuz intihar etti. Aynı zamanda şiddet ve pornografik bilgi içeren siteler ve akımlar toplumun ruh ve ahlak yapısını bozmaktadır. Örneğin ; “yeşil uzaylı akımı “ diye bir akım başlatıldı. Fakat gençler altında neler yatıyor diye araştırmadan bu bazı akıma katıldı. Oysaki hem söyleri hem de hareketleriyle gençlerin ahlaki yapısını bozacak bir akımdı. İnternette fazla zaman geçiren gençler hem internet bağımlısı olmakta hemde giderek yalnızlaşıp asosyalleşmektedir. Aile içi kopuklukların sebeplerinden biride hiç şüphesiz ki internettir.

#Soru5 
Genç jenerasyonun önündeki en büyük tehdit nedir. Bununla gençlerimiz nasıl mücadele edecektir ?
#Cevap5
Bana göre en büyük tehdit internet ve sosyal medya bağımlılığıdır. Ayrıca insanların birbirine duyduğu güveni yitirmesidir. En basitinden kendimden örnek vereyim çok erken bir tarihte değil 90’larda çocuktum ben. Bizler çocukken özgürdük. Şimdiki çocuklar ebeveynlerine bağımlı ya da onlardan tam bağımsız yaşıyorlar. Gece geç saatlerde kadar mahallede oyun oynardık. Şeker toplardık. Fakat şimdi toplum olarak birbirimizde korkar olduk” güven” duygusunu yitirdik. Bu yüzden çocuklarımız ve gençlerimiz “ oyun” kavramını unutup, “internet, tablet, cep telefonu” kavramlarına yöneldiler.Bunun sonucunda da internet ve sosyal medya bağımlısı nesil yetişti.

#Soru6 
Onlar mücadele ederken biz onların mücadelesinin neresindeyiz. Bizlere düşen görevler nelerdir ?
#Cevap6
Elimizden geldiğince çocuklarımızı internette uzak tutmalıyız. Bunu yapamıyorsak bile en azından belli işlerini bitirdikten sonra (örneğin ödevini bitirdikten sonra) bir ödül olarak fakat( kısıtlı) bir süre bilgisayarın başına geçmelerine izin vermeliyiz. Bilgisayarda vakit geçirmek yerine bütün aile bireyleri her gün en azı bir saat kitap okuma alışkanlığı edinmeli, ailenin diğer üyeleri ya da arkadaşlarla çeşitli ev dışı organizasyonlar düzenlemeliyiz.

#Soru7 
Dikkat çekmek istediğiniz husus varmı. Tavsiyelerini alabilirmiyim ?
#Cevap7
Gelenek-görenek, örf ve adetlerimizi gelecek nesillere aktarmak üzere canlı tutmalı ve yaşatmalıyız. Milli kültürü ve tarihi değerlerimizi gençlere anlatmalıyız. Vicdani ve dini değerlerimize sahip çıkmalıyız. Gençlere aile kavramının önemini sık sık telkin etmeliyiz. Kısacası birbirimize güvenebilecek, daha bilinçli bir nesil yetiştirmeliyiz.

#Soru8 
Aynı zamanda bir annesiniz tehlikeleri bir de anne sıfatıyla cevaplayabilirmisiniz ?
#Cevap8
Bir anne olarak her geçen gün kaygılarım ve endişelerim artıyor. Kötü haber duymakta toplum olarak çok sıkıldık. Artık iyi haberler duyma ümidini taşıyoruz.  “Benim çocuğuma bişe olmaz.” gibi yanlış tutum ve davranışlar sergilememeliyiz. Çocuklar hepimizin gelecek teminatıdır. Onları art niyetli insanların kötü, hastalıklı düşüncelerinden korumak için elimizden geleni yapmalıyız. 

#Soru9
Çocuk tecavüzcüleri son bir haftadır bizi derinden sarstı. Ne gibi önlemler alınabilir. Özellikle sizde anne olduğunuz için ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz ?
#Cevap9
Türkiye’de son yıllarda malesef ki çocuklara karşı istismar olayları artış gösterdi.Adalet bakanlığı 2017 yılında 21.700 gibi bir rakamdan bahsetmektedir. Uzmanlara göre bu artışın en büyük nedeni kadınların toplumdaki statüsü ve erkeklere biçilen üstün roldür.
Çocuk yaşta kız çocuklarını evlendirmenin önüne geçmeliyiz. “Erkektir yapar.” gibi cümleler kullanıp erkek çocuklarını teşvik edici kelimelerden uzak tutmalıyız. Çocuklarımıza ve gençlerimize internete vakit geçirmektense kitap okuma yönünde model olmalıyız. Sorgulayıcı, eleştirici- baskıcı tutumlardan uzak durup onlarla konuşmayı denemeliyiz. Uzmanlar “ Suçlu çocuk yoktur. Suça itilmiş çocuk vardır.” ifadelerini kullanmaktadırlar. Tam da bu nokta da aile eğitiminin çok önemli olduğunu görüyoruz. Çocukluk döneminde yaşanan travmaların (fiziksel ya da ruhsa) ihmal ya da istismardan kaynaklandığını görürüz.
Çocuklarımızda davranışlarımızda dengede durmayı çok iyi bilmeliyiz. Onlara sevgimizi, şefkatimizi gösterirken aynı zamanda neyin doğru, neyin yanlış olduğunu görebilmek açısından bazı yasakları koymamız gerekir. Çocuklarımız bedeninin her bir bölgesinin önemli olduğunu benimsetip (yabancı olsun, olmasın) bir başkasının bedenine dokunmaması konusunda hassas olmalarını uyarmalıyız. Çocuklara yapılan her türlü ihmal ve istismara toplum olarak tepki göstermeli, istismarcı, pedofili, kötü niyetli insanlara gereken cezanın verilmesi için sesimizi duyurmalıyız.

       

Yakup Erdem/Ülke Postası

YORUMLAR

  • 0 Yorum