KARADENİZ BOĞAZ GİRİŞİNE NATO KARAKOLU MU KURULUYOR
KARADENİZ BOĞAZ GİRİŞİNE NATO KARAKOLU MU KURULUYOR

Süleyman Aksoy
slmnaksoy@gmail.com - 05073119970KARADENİZ BOĞAZ GİRİŞİNE NATO KARAKOLU MU KURULUYOR
MSB Duyurusu Işığında: MNF-U Deniz Unsur Komutanlığı ve Türkiye’nin Karadeniz’deki Stratejik Denge Arayışı
24 Mart 2026 tarihinde Millî Savunma Bakanlığı’nın (MSB) resmî duyurusuyla kamuoyuna yansıyan ziyaret, Türkiye’nin Karadeniz politikasının önemli bir test noktası haline geldi. MSB açıklamasına göre; Çok Uluslu Kuvvet-Ukrayna (MNF-U) Operasyonel Karargâhı Komutanı Tümgeneral Jean-Pierre Fague (Fransa) ve Komutan Yardımcısı Tümgeneral Richard Stewart Charles Bell (Birleşik Krallık) başkanlığındaki heyet, Anadolukavağı/Beykoz’da konuşlanması planlanan Deniz Unsur Komutanlığı’nı (Maritime Component Command - MCC) ziyaret etti. Ziyarete İstanbul Boğaz Komutanı Tuğamiral Özgür Erken ve Mayın Filosu Komutanı Tuğamiral Birol Orak da katıldı.
MNF-U Nedir ve Ne Amaçlıyor?
MNF-U, İngiltere ve Fransa önderliğinde yaklaşık 30 ülkenin katılımıyla tasarlanan “istekli ülkeler koalisyonu” modelinde bir yapıdır. NATO’nun resmî bir unsuru değildir. Temel amacı, Ukrayna’da olası ateşkes sonrası kalıcı bir güvenlik şemsiyesi oluşturmak, Ukrayna ordusunun yeniden inşasını desteklemek ve Rusya’nın yeni bir saldırısını caydırmaktır. Kara, hava ve deniz bileşenlerinden oluşan bu kuvvetin deniz ayağı, Karadeniz’de mayın temizleme, deniz iletişim hatlarının güvenliği ve liman erişiminin korunması gibi görevleri üstlenecektir. Beykoz/Anadolukavağı’nda planlanan Deniz Unsur Komutanlığı da tam olarak bu deniz komponentini koordine edecek merkez olarak tasarlanmaktadır.
MSB duyurusunda “konuşlanması planlı” ifadesiyle belirtilen bu yapı henüz kurulmamıştır; planlama ve koordinasyon aşamasındadır.
Montrö ve Egemenlik Boyutu
Bu gelişme, doğal olarak 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni gündeme getirmektedir. Montrö, Türkiye’ye Boğazlar üzerinde tam egemenlik verirken, Karadeniz’i büyük güçlerin çatışma alanından uzak tutmak için kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerine tonaj ve süre sınırlaması getirmiştir. Atatürk’ün en önemli diplomatik başarılarından biri olan bu rejim, Türkiye’ye hem savunma hem de denge aracı sağlamıştır.
Boğaz’ın Karadeniz girişine çok yakın stratejik bir noktada yabancı komuta unsuru barındıracak bir yapının planlanması, hukuken Türk toprağında ve Türk komutanlarla koordinasyonlu olsa da, stratejik açıdan Montrö’nün ruhunu ve Karadeniz’deki denge mekanizmasını aşındırma riski taşımaktadır.
Rusya’nın Beklenen Tepkisi
Rusya, MNF-U’yu baştan beri “yabancı müdahale” ve “savaşın devamı” olarak nitelendirmektedir. Moskova, Ukrayna’da veya Karadeniz’de Batı askeri unsurlarının konuşlandırılmasını “meşru hedef” olarak görebileceğini daha önce açıkça ifade etmiştir. Anadolukavağı planı, Rusya açısından özellikle hassastır çünkü Karadeniz’i kendi stratejik arka bahçesi olarak görmektedir. Diplomatik nota, Karadeniz’de askeri varlık artırma ve Türkiye’ye yönelik sert uyarılar muhtemel tepkiler arasındadır.
Atatürk’ün Denge Politikası Işığında Değerlendirme
Atatürk’ün dış politika yaklaşımı, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi etrafında şekillenmiş, duygusal olmayan, gerçekçi ve millî menfaat odaklı bir denge politikasıdır. Millî Mücadele’de büyük güçleri ustaca dengelemesi ve Montrö sürecindeki başarısı bunun en somut örnekleridir. Atatürk için ittifaklar araçtır, amaç ise tam bağımsızlık ve millî egemenliktir.
Bugün aynı realist bakışla bakıldığında, Türkiye ne Rusya’nın arka bahçesi ne de Batı’nın Karadeniz’deki ileri üssü olmamalıdır. MNF-U Deniz Unsur Komutanlığı gibi projelerde asıl soru şudur: Bu yapı Türkiye’nin stratejik özerkliğini güçlendiriyor mu, yoksa bizi üçüncü ülkelerin rekabetinde daha fazla taraf mı yapıyor?
Hür Düşünce Hareketi olarak görüşümüz: Bu tür girişimler, Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” idealine ve tam bağımsızlık ilkesine uygun değildir. Karadeniz güvenliğinde yabancı komuta unsurlarının Boğaz’ın hemen girişinde yer alması, Montrö ruhunu ve Türkiye’nin stratejik özerkliğini zedeleme riski taşımaktadır. Gerçekçi ve onurlu duruş, Karadeniz’de kendi inisiyatifimizi öne çıkarmayı, uluslararası işbirliğini ise egemenlik sınırlarımızı aşındırmadan ve dengeyi bozmadan yürütmeyi gerektirir. Türkiye, ne bir blokun ileri karakolu ne de başka güçlerin hesaplaşma alanı olmalıdır. Millî menfaat, egemenlik ve Atatürk’ün denge politikası her zaman öncelikli olmalıdır.