Bu Ülkede Konuşmak Yetmiyor, Düşünmek de Yetmiyor

Süleyman Aksoy
SuleymanAksoy@gmail.com -Bu ülkede uzun zamandır konuşuluyor.
Herkes konuşuyor.
Siyaset konuşuyor, ekranlar konuşuyor, sosyal medya konuşuyor.
Ama bir şey eksik:
Konuşulanların bir yere bağlanması.
Biz tam da burada durup şunu söylüyoruz:
Türkiye’nin sorunu fikir yokluğu değil.
Türkiye’nin sorunu, fikrin sorumlulukla buluşmaması.
Eleştirmek kolay.
Haklı olmak daha da kolay.
Ama mesele haklı olmak değil,
haklılığın altını akıl, emek ve süreklilikle doldurmak.
Biz bu ülkenin meselelerine bakarken
yüksek sesle değil,
yüksek dikkatle bakmayı tercih ediyoruz.
Çünkü biliyoruz ki;
bağırarak değil, düşünerek inşa edilir.
Türkiye’nin bugün ihtiyacı olan şey
yeni kamplar, yeni cepheler değil.
Birbirini duymayan kalabalıklar hiç değil.
İhtiyaç olan şey,
farklı düşünen insanların aynı masa etrafında konuşabilmesi.
Biz “ya bizdensin ya karşıdasın” kolaycılığına hiç inanmadık.
Bu ülke, bu dilden çok çekti.
Bize göre asıl ayrım;
düşünenlerle düşünmeyenler arasında değil,
sorumluluk alanlarla almayanlar arasındadır.
Gençlere bakıyoruz.
Onlar bizden slogan istemiyor.
Büyük laflar hiç istemiyor.
Sadece şunu soruyorlar:
“Bu ülkede sözümüz gerçekten bir yere değecek mi?”
Emeklilere, çalışanlara, esnafa bakıyoruz.
Hepsinin dili farklı ama duygusu aynı:
“Biz bu hikâyenin neresindeyiz?”
Biz bu soruları duymazdan gelerek yol alınamayacağını biliyoruz.
O yüzden konuşurken de, yazarken de
kendimizi merkeze değil,
Türkiye’yi merkeze koyuyoruz.
Bizim derdimiz iktidar hesabı değil.
Bizim derdimiz, bu ülkenin aklının da vicdanının da
yeniden ayağa kalkması.
Ne vaat dağıtıyoruz,
ne de kolay umut satıyoruz.
Sadece şunu söylüyoruz:
Türkiye, düşünmekten korkmadığı gün toparlanır.
Bu pencereyi açık tutmamızın sebebi de bu.
Çünkü biz inanıyoruz ki;
bu ülke hâlâ
aklı hür, vicdanı hür insanlarla yol alabilir.
Yeter ki meseleye
kimin söylediğinden önce,
ne söylendiğine bakabilelim.