13 Nisan 2026 - Pazartesi

Macaristan’dan Türkiye’ye: 23 Yılın Sessiz Muhasebesi

Macaristan’dan Türkiye’ye: 23 Yılın Sessiz Muhasebesi

Yazar - Süleyman Aksoy
Okuma Süresi: 3 dk.
68 okunma
Süleyman Aksoy

Süleyman Aksoy

slmnaksoy@gmail.com - 05073119970
Takip EtGoogle News

Macaristan’dan Türkiye’ye: 23 Yılın Sessiz Muhasebesi

Bazen başka bir ülkenin seçim sonucu, aslında bize kendimizi anlatır.
Macaristan’da sandıktan çıkan tabloyu izlerken, insan ister istemez Türkiye’nin son 23 yılına bakıyor.

Çünkü mesele sadece Viktor Orbán değil.
Mesele, uzun süreli iktidarların doğasıdır.i

Güç birikir… ama denge azalır

Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 23 yıllık bir yönetim tecrübesi oluştu.

Bu az bir süre değil.

Devlet refleksi güçlendi.
Karar alma hızlandı.
Kriz anlarında merkezi hareket kabiliyeti arttı.

Ama aynı süreçte başka bir şey oldu:

Denge yavaş yavaş sistemden çekildi.

Çünkü uzun süreli iktidarlar, fark etmeden şu hataya düşer:
Kendilerini devletle özdeş görmeye başlarlar.

İşte kırılma da burada başlar.

Ekonomi: gerçeğin en sert aynası

Siyaset tartışılır.
Ama ekonomi tartışılmaz, hissedilir.

Bugün sokaktaki vatandaşın gündemi bellidir:
Hayat pahalı.

23 yılın ilk döneminde büyüme vardı.
İkinci döneminde ise kırılganlık birikti.

Enflasyon yükseldi.
Para değer kaybetti.
Gelecek öngörülemez hale geldi.

Burada açık bir gerçek var:

Ekonomik egemenlik yoksa, siyasi egemenlik sınırlıdır.

Macaristan bunu Avrupa Birliği içinde telafi edebiliyor.
Türkiye ise kendi başına ayakta durmak zorunda.

İşte fark burada.

Dış politika: denge mi, sıkışma mı?

Türkiye son yıllarda denge siyaseti yürütüyor.

Bir yanda NATO,
Diğer yanda Rusya,
Bir yanda Batı,
Diğer yanda bölgesel güçler.

Bu bir tercih değil, zorunluluk.

Ama şu soru ortada duruyor:

Bu denge, bir güç göstergesi mi…
yoksa ekonomik zayıflığın zorladığı bir manevra mı?

Cevap net değilse, risk vardır.

Toplum susar… ama unutmaz

Uzun süreli yönetimlerin en büyük yanılgısı şudur:

Sessizliği memnuniyet zannetmek.

Oysa gerçek şudur:

Toplum konuşmaz, biriktirir.

Gençler gidiyorsa,
Üreten kesim zorlanıyorsa,
Adalet duygusu tartışılıyorsa…

Orada görünmeyen bir basınç oluşur.

Ve o basınç, bir gün kendini gösterir.

Asıl soru: sistem mi güçlü, yoksa lider mi?

23 yılın sonunda sorulması gereken en önemli soru şudur:

Bu yapı, liderden bağımsız olarak devam edebilir mi?

Eğer cevap zor veriliyorsa,
orada bir sistem değil, bir denge problemi vardır.

Devlet kalıcıdır.
Siyaset geçicidir.

Ama sistem, ikisinin arasındaki köprüdür.

Son söz

Macaristan seçimleri bize şunu hatırlatıyor:

Güçlü olmak yetmez.
Dengeli olmak gerekir.

Uzun süre iktidarda kalmak başarı olabilir.
Ama o süre içinde sistemi sağlamlaştırmadıysanız,
o başarı kırılgan hale gelir.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey çok açık:

Daha fazla güç değil…
Daha sağlam bir denge.

Süleyman AKSOY
Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss