Haritalar Üzerinden Konuşanlara Karşı Ekonomik Egemenlik
Haritalar Üzerinden Konuşanlara Karşı Ekonomik Egemenlik

Süleyman Aksoy
SuleymanAksoy@gmail.com -Haritalar Üzerinden Konuşanlara Karşı Ekonomik Egemenlik
Bazen bir cümle kurulur.
Ama o cümle sadece söz değildir; bir zihniyetin yansımasıdır.
Geçtiğimiz günlerde, bir büyükelçinin ağzından çıkan “Nil’den Fırat’a kadar” ifadesi de böyle bir cümleydi. Teolojik bir referans gibi sunulsa da, jeopolitik bir ima taşıdığı açıktır.
Haritalar üzerinden konuşmak kolaydır.
Ama haritalar, kutsal metin yorumlarıyla değil, uluslararası hukukla çizilir.
Bugün dünya kırılgan bir dönemden geçiyor. Enerji yolları güvensiz. Lojistik hatlar baskı altında. Gıda ve su güvenliği artık askeri güvenlik kadar stratejik. Böylesi bir atmosferde sınır iması taşıyan her söylem, sadece diplomatik bir gaf değil; ekonomik dengeleri de etkileyen bir mesajdır.
“Fırat” kelimesi tesadüfi değildir.
Fırat; sudur, tarımdır, enerjidir, güvenliktir.
Fırat; Türkiye’nin stratejik varlığıdır.
Bu meseleye hamasetle değil, devlet aklıyla bakmak gerekir.
Türkiye’nin cevabı bağırmak olmamalı.
Ama susmak da olmamalı.
Çünkü mesele bir cümle değil; zihniyettir.
Bizim önceliğimiz, başkalarının harita hayallerine tepki üretmek değil; kendi ekonomik egemenlik mimarimizi inşa etmektir.
Ekonomik güvenlik, krizlere karşı korunmaktır.
Ekonomik egemenlik ise kriz üretme kapasitesine sahip güç merkezlerine rağmen ayakta kalabilmektir.
2025 itibarıyla Türkiye için temel başlıklar nettir:
• Su egemenliği korunmalı.
• Tarımda dışa bağımlılık azaltılmalı.
• Enerji depolama ve iletim altyapısı güçlendirilmeli.
• Stratejik sektörlerde millî kontrol artırılmalı.
• Finansal sistem kırılganlıklardan arındırılmalı.
Dünya büyük güç rekabetine hazırlanırken, ekonomik dayanıklılığı olmayan ülkeler siyasi olarak da bağımlı hale gelir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, bir coğrafyanın üzerinde yaşamak değil; o coğrafyanın kaderine sahip çıkmaktır.
Devlet kutsal değildir.
Ama devletin egemenliği hayati önemdedir.
Egemenlik, sadece sınır çizgisi değildir.
Egemenlik; suya, toprağa, üretime, enerjiye ve karar mekanizmalarına sahip olmaktır.
Bugün bize düşen, duygusal tepkiler vermek değil; 2035’e uzanan bir ekonomik egemenlik doktrini inşa etmektir.
Haritalar konuşulabilir.
Ama geleceği haritalar değil, üretim gücü belirler.
Ve güçlü olan, bağıran değil; hazırlıklı olandır.