Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro’ya yönelik gerçekleştirdiği kaçırma operasyonu, modern uluslararası sistem açısından açık ve tartışmasız bir hukuk ihlalidir. Bu eylem, herhangi bir iddia ya da varsayım değil; doğrudan bir devletin, başka bir egemen devletin seçilmiş cumhurbaşkanını zorla alıkoyarak kendi ülkesinde yargılama sürecine tabi tutmasıdır.
Bu durum, uluslararası hukukun temelini oluşturan egemenlik, iç işlerine karışmama ve halkların kendi kaderini tayin hakkı ilkelerine açık bir saldırı niteliği taşımaktadır. Venezuela halkının sandık yoluyla ortaya koyduğu irade, bir başka devlet tarafından zor kullanılarak yok sayılmıştır. Bu, yalnızca Venezuela’ya değil, tüm ulus-devlet sistemine yönelmiş bir tehdittir.
Egemen Bir Devletin Seçilmiş Cumhurbaşkanının Kaçırılması
Ulusal bir devletin, başka bir ulusal devletin seçilmiş cumhurbaşkanını operasyonla kaçırması, hiçbir koşulda kabul edilebilir değildir. Bu tür bir eylem:
• Devletler arası eşitliği fiilen ortadan kaldırır,
• Uluslararası hukuku işlevsiz hale getirir,
• Güçlü olanın hukuku dayattığı bir dünya düzenini normalleştirir.
Venezuela Cumhurbaşkanı’nın zorla alıkonulması, yalnızca bir kişiye yönelik değildir; doğrudan Venezuela halkına yapılmış bir saldırıdır. Bu, halkın iradesine karşı işlenmiş siyasi bir suçtur. Aynı zamanda ahlaki açıdan da savunulamaz bir eylemdir. Bir ülkenin, başka bir ülkenin demokratik ya da siyasal tercihini zorla geçersiz kılması, modern çağda en ağır egemenlik ihlallerinden biri olarak değerlendirilmelidir.
Uluslararası Sistem Açısından Tehlikeli Bir Emsal
Bugün Venezuela’da yaşananlar, yarın başka ülkelerde de tekrarlanabilecek bir modelin önünü açmaktadır. Eğer görevdeki bir cumhurbaşkanı, güçlü bir devlet tarafından kaçırılıp başka bir ülkede yargılanabiliyorsa, hiçbir ulusal liderin güvenliği garanti altında değildir. Bu durum, özellikle bağımsızlığını korumaya çalışan ulus-devletler açısından ciddi bir alarmdır.
Sessizlik, bu tür eylemleri meşrulaştırır. Uluslararası toplumun suskunluğu, hukuksuzluğu besler. Bu nedenle mesele yalnızca ABD–Venezuela ilişkileri bağlamında değil, küresel düzenin geleceği açısından ele alınmalıdır.
Uluslararası Topluma Açık Çağrı
Başta ABD’yi eleştiren ve ulusal egemenlik ilkesini savunan ülkeler olmak üzere, tüm bağımsız devletler bu konuda açık ve net bir tutum almak zorundadır. Venezuela halkının iradesi gasp edilmiştir. Bu gasp karşısında duyarsız kalmak, yarın benzer müdahalelerin başka ülkelere yönelmesini kabullenmek anlamına gelir.
Egemenlik pazarlık konusu değildir.
Seçilmiş bir cumhurbaşkanının kaçırılması meşrulaştırılamaz.
Uluslararası hukuk, güçlünün keyfi kararlarına teslim edilemez.
Venezuela yalnız değildir.
Bu saldırı, tüm ulusal devletlere yöneliktir.
Bugün Venezuela, yarın başka bir ülke,
sonra ise sessiz kalan herkes hedef olacaktır.
Şefik Arman
Yorumlar
Kalan Karakter: