18 Mayıs 2026 - Pazartesi

*MİZAH, GÜÇLÜYE KARŞI ZAYIFIN SİLAHIDIR*

*MİZAH, GÜÇLÜYE KARŞI ZAYIFIN SİLAHIDIR*

Yazar - Necmi Cemal
Okuma Süresi: 3 dk.
30 okunma
Necmi Cemal

Necmi Cemal

necmiozdemir@gmail.com -
Takip EtGoogle News

*MİZAH, GÜÇLÜYE KARŞI ZAYIFIN SİLAHIDIR* 

Bir toplumun gerçek zekâ seviyesi,
sadece kurduğu cümlelerle değil;
hangi zamanda gülebildiğiyle de ölçülür.
Çünkü mizah, çoğu zaman bir kahkaha değil;
insanın
“Henüz tamamen susmadım…”
deme biçimidir.
Tarih boyunca güçlü olanlar hep vardı.
Saraylar…
Ordular…
Sermaye…
Makamlar…
Kürsüler…
Ama halkın elinde başka bir güç daha vardı:
Nükte…
Bazen bir fıkra, uzun nutuklardan daha etkili oldu.
Bazen tek karelik bir karikatür, sayfalar dolusu eleştiriden daha fazla iz bıraktı.
Çünkü mizah;
bağırmadan konuşur.
Kırmadan düşündürür.
Ve insanı, en hazırlıksız anında gerçekle yüzleştirir.
Bu yüzden gerçek mizah sıradan bir eğlence değildir.
Bir kültür seviyesidir.
Bir medeniyet refleksidir.
Kendisiyle yüzleşebilen toplumlar gelişir.
Eleştiriyi nezaketle taşıyabilen şehirler güçlenir.
Tebessümünü tamamen kaybeden toplumlarda ise zamanla iletişim zayıflar.
Çünkü mizahın olmadığı yerde insanlar sadece konuşur;
ama birbirini anlayamaz.
Bu nedenle geçmişin şehir kültürlerinde meddah vardı.
Nasreddin Hoca vardı.
Karagöz vardı.
Onlar yalnızca insanları güldürmüyordu.
Toplumun yükünü hafifletiyor,
insanların düşünmesini sağlıyor,
hayatın sertliğini yumuşatıyordu.
Aslında büyük şehirler sadece binalarla büyümez.
İnsan ilişkileriyle büyür.
Nezaketle büyür.
Birbirine tebessüm edebilen insanların varlığıyla büyür.
Bugün modern şehircilik anlayışı da artık bunu konuşuyor.
Sadece altyapıyı değil;
insanın psikolojik huzurunu, sosyal güven duygusunu ve aidiyet hissini de merkeze alan yönetimler öne çıkıyor.
Çünkü geleceğin şehirleri;
yalnızca yüksek binalarla değil,
yüksek yaşam kalitesiyle hatırlanacak.
İnsanların kendini rahat ifade edebildiği,
gülümseyebildiği,
birbirini dinleyebildiği şehirler daha güçlü olacak.
Çünkü bir şehrin gerçek zenginliği;
sahip olduğu beton miktarında değil,
koruyabildiği insan kalitesindedir.
Belki de bu yüzden mizah hâlâ çok kıymetlidir.
Çünkü mizah;
insanı küçültmeden eleştirebilme sanatıdır.
Ve aslında en büyük toplumsal olgunluk da burada başlar.
Çünkü güçlü toplumlar;
sadece konuşabilen değil,
birbirini incitmeden eleştirebilen toplumlardır.
Bir yöneticinin en büyük gücü bazen sadece konuşması değil;
toplumun sesini duyabilmesidir.
Bir şehrin gerçek huzuru da yalnızca meydanlarında değil;
insanların yüzündeki ifadede saklıdır.
Çünkü tebessümünü kaybetmiş bir toplumun,
umutlarını uzun süre koruması kolay değildir.
Ve tarih bize şunu defalarca göstermiştir:
Bazı dönemler tanklarla, parayla, makamlarla hatırlanır.
Bazı dönemler ise insanların hafızasında kalan ince bir cümleyle…
Çünkü bazen bir milletin hafızasını;
en sert sloganlar değil,
hakikati zarafetle söyleyebilen insanlar şekillendirir.
Bu yüzden mizahı küçümsemeyin.
Çünkü bazen bir tebessüm;
bir toplumun hâlâ ayakta olduğunun
en sessiz,
en zarif
ve en güçlü kanıtıdır.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss