DOST VAR…, T(D)OST VAR.

Necmi Cemal
necmiozdemir@gmail.com -Dost var…
Bir sıkıntın olduğunda,
ona ihtiyacın olduğunu
fizanda da olsan hisseder
ve gelir.
Bir de T(d)ost vardır…
Yanı başındadır.
Zorda olduğunu görür.
Ama yönünü değiştirir,
yemene kaçar.
Bu ayrım sadece insanlar arasında değildir.
En çıplak hâliyle,
ülkelerin birbirleriyle kurduğu ilişkilerde de
sıkça karşımıza çıkar.
Kriz anı, dostluğu tartar.
Rahat zamanlar değil.
Herkesin masada olduğu günlerde
dostluk kolaydır.
Fotoğraflar verilir,
cümleler süslenir,
niyetler parlatılır.
Ama iş zorlaştığında,
bedel ortaya çıktığında,
risk kapıya dayandığında
gerçekler konuşmaya başlar.
İşte o an anlarsın:
Kim gerçekten dost…
Kim sadece oradaymış gibi duran T(o)st.
Aslında bu tür gelişmeleri
ara sıra yaşamak iyidir.
Can yaksa da iyidir.
Çünkü öğretir.
Davranışları analiz etmeyi öğretir.
Sessizliği okumayı öğretir.
Zamanlamanın,
yokluğun,
kaçamak bakışların
ne anlama geldiğini öğretir.
Ve en önemlisi şunu hiç hatırlatır:
Dostluk, söylem değil;
reflekstir.
Çağrılmadan gelmektir.
Hesap yapmadan durmaktır.
Kâr–zarar tablosu açmadan
yanında saf tutmaktır.
Bugün birey olarak da,
şehir olarak da,
ülke olarak da
bu ayrımı net yapmak zorundayız.
Kimle yol yürüyoruz?
Kimle sadece yan yana duruyoruz?
Kim ihtiyaç anında omuz veriyor,
kim göz temasından kaçıyor?
Çünkü gelecek,
dostlukla kurulur.
Ama yanlış dostluk,
en pahalı hatadır.
Bizim hedefimiz nettir:
T(o)stlarla aynı sofraya oturup
günü kurtarmak değil;
gerektiğinde yemeği bir kenara bırakıp,
ekmeği bölüşerek
uzun süre
gerçek dostlarla birlikte yürümektir.
Ve şunu hiç unutmamak gerekir:
Gerçek dost,
zor günde gelir.
Diğeri zaten
hiç gitmemiş gibi yapar.