Bir Kentte Yabancı Kalmak

Necmi Cemal
necmiozdemir@gmail.com -Bir kente yabancı kalmak, çoğu zaman o kente ilk kez gitmekle ilgili değildir.
Asıl yabancılık, yıllardır yürüdüğün sokakta bir sabah kendini misafir gibi hissettiğinde başlar.
Adresin aynıdır.
Durak yerli yerindedir.
Kaldırım taşı, vitrin camı, sabah selamı… Hepsi oradadır.
Ama bir şey eksiktir.
Adını koyamazsın; sadece içinden çekilmiş gibidir.
Bir kent, insanı fark etmediğinde yabancılaşır.
Seni yormaya başladığında…
Sözünü duymadığında…
Emeğini sadece kullandığında…
Oysa yabancılık bazen taşınmak değildir.
Aynı evde, aynı işte, aynı şehirde kalıp;
kendinden biraz daha uzak düşmektir.
Bir durakta beklerken camdan yansıyan yüzüne bakarsın.
Kalabalık akar, sen durursun.
Kimse sana bir şey yapmamıştır ama
hiç kimse de sana dokunmuyordur artık.
Kent büyür, sen küçülmezsin aslında;
sadece görünmez olursun.
İşte tam o an anlarsın:
Yabancı olmak gitmekle değil,
kalmakla ilgilidir.
Bazı şehirler vardır;
terk edilmez.
Sadece sessizce bırakılır.
Ve insan kendine şu soruyu sormadan edemez:
Bir kentte yabancı kalmak…
Gittiğinde mi başlar,
yoksa kalmaya devam ettiğinde mi?