Cangılda bir ceylan !  

Politika söz konusu olunca dürüstlük gerçekçilik ve duygusallık ortadan kalkar denilse de, benim için tamamı ve fazlası da halen bire bir geçerli hasletlerdir...

Cangılda bir ceylan !  

Politika söz konusu olunca dürüstlük gerçekçilik ve duygusallık ortadan kalkar denilse de, benim için tamamı ve fazlası da halen bire bir geçerli hasletlerdir...

09 Mayıs 2021 - 02:33 - Güncelleme: 10 Mayıs 2021 - 22:02
Çoğu insan bu kadar güzel ve dirençli insanın bir araya gelmesini seçicilikten veya tesadüfen bir araya geldiğini sanır ben diyeyim hareket'te, siz GSB-Öncü'de anlayın.
Ben de öyle sanırdım yakın zamana kadar. Ama değilmiş. Kassetleri dinlerken anladım nedenini.
Eleyen de seçen de ortammış meğerse.
Düşünün bir, 12 Mart esip gürlüyor, Bütün İstanbul'da sokağa çıkma yasağı uygulayıp ev ev arama yapıyor. Dar ağaçları kurup gencecik insanları sallandırıyor. Havan toplarıyla gencecik insanları param parçe ediyor Kızıl derede ve tam da bu havalarda örgütlenenler var, arananları saklayanlar, meslek öğrenip fabrikalara girmeye çalışanlar var. Varını yoğunu, her şeyini fedaya hazır insanlar var ve bunlar hareket !.
İnsanları eleyen elek mi istemiştiniz, alın size en incesinden, seçmek mi istemiştiniz cesareti ve fedakarlığı, alın size en kalbur üstünde kalanlarını.
Kimse onları seçmedi, seçilmişlerdi  onlar.
1970-75 12 Mart cehennemi böyle bir kadro çıkarmıştı ve eşi yoktu bu kadronun.
12 Eylu geldiğinde bu kadro hiç mi hiç şaşkınklığa düşmedi, '' İllegal mücadele öğretilmez yaşanır ve ortam öğretir illegal mücadeleyi'' sözü pratikte kendini göstermişti.
Dostluğun, fedakarlığın, yiğitliğin, cesaretin, gözünü budaktan esirgememnin simgesiydi hareket.
1976 sonrası sola  katılanlarla, hareket arasındaki fark kendini 12 darbesi ertesinde iyot gibi ortaya serdi, tümüyle sahte bir kıyafete bürünmüş Eminönü kliğinin dünyadan habersizliği ve sahteliği tüm pespayeliğiyle ortaya dökülmüştü. 12 Martı sinerek nve sadece arkadaş grubu olarak geçirmiş partizan kliği beceriksizliği ve tecrübesizliğiyle tam bir komedya idi. 83 yılında illegalite dersi adı altındaMoskovada verilen derslerin ne kadar komedi olduğunu gördüğümde, İllegal mücadelenin anlatılanlardan öğrenilemeyeceğini, ancak yaşanarak öğrenebileceğini ve hareket içinde olanların yaşam biçimi halinde içselleşebileceğini bir kez daha anlamıştım ...
Yurt dışında ülkeden yıllarca uzakta kalmış nerdeyse Türkçesi bozulmuş insanlarla ilşkiye girince karşımıza TKP olarak çıkan Partizan kliğinin o zamanki gençlik içindeki kadro sayısını İGD başkanı Ahmet Muhtar sökücü'yü buradan kürsüye çağırıyorum. Nabi Yağcıdan hiç umudum yok. TİP'ten Yavuz Çizmeci, İGD'den Ahmet Muhtar Sökücü  ve GSB'den ben olmak üzere ortak dergi ve ortak gençlik örgütü kurmak için çok sayıda toplantı yaparken hiç bir gerekçe gösterilmeden bu toplantılar neden torpillendi. Bunun için de Yavuz Çizmeciyi kürsüye çağırıyorum, tabi A.M.S'Yİ de. 
TKP'ye katılmanın en şiddetli karşıtı iken bir gün de İGD'nin Aksaraydaki merkezine gidip oturan Haluk Tan İpekçi'yi bu davranışının nedenini açıklamak üzere kürsüye davet ediyorum.
TKP'ye katılmama konferansının ikinci gecesinde, katılmamalıyızın başını çeken Mehmet Yelkenci'nin bu davranışında neyin rol oynadığını açıklamak üzere Merhmet Yelkenci'yi de kürsüye davet ediyorum.
B.G. TKP'ye katılşmayı red ettiğinin ertesi günlerde Bizim Radyo'dan B.G'nin ajan olarak ilan edilmesi raporunu kim verdi. Onu da kürsüye davet ediyorum...
NİÇİN Mİ ?
NEYSE, O İÇİN !!!

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum

<