Voldo sen neden burada değilsin?

Adına ne derseniz deyin. Faşizm,  yobazlık,  hoşgörüsüzlük veya linç kültürü...  Popüler ve boş kültür esaretindeki bir düşünce ile durum değerlendiren insanlar (aslında insanlar demesem iyiydi de) çok çabuk adam harcar...

Voldo sen neden burada değilsin?

Adına ne derseniz deyin. Faşizm,  yobazlık,  hoşgörüsüzlük veya linç kültürü...  Popüler ve boş kültür esaretindeki bir düşünce ile durum değerlendiren insanlar (aslında insanlar demesem iyiydi de) çok çabuk adam harcar...

Voldo sen neden burada değilsin?
Editor: admin
21 Temmuz 2018 - 11:59

 

İki Arkadaş...  Aynı görüş ve düşünceyi paylaşan iki arkadaş ve biri hapistedir, diğeri dışarıda... 
— Henry...  Neden oradasın? 
— Valdo, sen neden burada değilsin?
...

Adına ne derseniz deyin. Faşizm,  yobazlık,  hoşgörüsüzlük veya linç kültürü...  Popüler ve boş kültür esaretindeki bir düşünce ile durum değerlendiren insanlar (aslında insanlar demesem iyiydi de) çok çabuk adam harcar. 

Cımbızla seçilmiş kelimeleri ayıklayarak, insanların derisini yüzmek o kadar kolaydır ki...  Anlamak istememek. İroni ve empati denen kavramları, sadece iki dünya savaşında seksen milyon zayiat veren batı dünyasına ait bir lütufmuşcasına kenara itmek, o kadar kolay yaptığımız bir şey oldu ki... 

Hemen aklıma geldi...  "Mavi Marmara hükümete bir komplodur."  Kim diyordu bunu? 

Bugün için düşünürsek,  ihh başkanına Reis'in sözlerinden sonra, birileri kraldan daha kralcılıkla söylüyor. Popüler siyasete yalakalık için söylenen bir söz... Ya dün? Dün, uluslararası sulardaki eşkıyalığı meşru görüp "İsrail otoritesine karşı gelinmez" diyen şarlatan da aynen böyle diyordu.

Dün...  Yani  2010 yılında. Açın arşivi bakın. Bütün cia, mossad ve fetö camiası ve medyası neler yazmıştı?

Bügün 15 Temmuz ne ise, o gün Mavi Marmara o idi. Yoksa 15 Temmuz da bir süre sonra böyle mi olacak?  Ya da Olmaya başladı mı? Kontrollü diyenler yüzde kaç ediyor acaba? Yarın, biraz daha unutuldukça ne olacak? 

Hepimiz insanız. Kimse ve hiç bir şey asla ve asla putlaştırılmamalı...  Hata ve günah, insan için, beşer için...

Sesler ve tepkiler... O kadar çok "ama..."  duydum ki. "Ama onlar..." demek kimsenin kul hakkına girmemizi haklı kılmaz. 

Algı ve kitle hipnoz çalışmaları yapanlar var ama şimdiye kadar kimse, bir başkasının beynine girip bilgi transfer edemedi. Kimse kimsenin kalbini açıp ta,  "aaa bak, ben demiştim. Bu adam kötü işte" diyecek nitelikte bir delil getiremedi. 

Erbakan yaşarken linç edenler,  şimdi Erbakan havarisi. Görmüyor musunuz? 

Fransız bir hukukçu sözüdür:
"Bana yarım sayfa bir ifade getirin. Ne söylediğinin önemi yok. Ben o ifadeden idam kararı çıkartırım."

Ne kadar çok idam kararları verdik,  Allah aşkına... 

Afganistan temalı bir Norveç filminde diyordu: "Amerikalılar önce öldürür, sonra yargılar."

İstiklal Mahkemeleriyle biz de yapmadık mı? Hala şimdi de HAKK  adına kul hakkına girmiyor muyuz, niyet okuma ustası değil miyiz?

Popüler kültür esiri olmakla, sürü ve ezici bir güruhun parçası olmak arasında ne fark vardır?  Buyrun. 

Emeviler, kötüydü ve zalimdi...  Kabul. İmam Azam Ebu Hanife ve İmam Hanbel adil (?!) Abbasi zindanlarında ölmedi mi? 

Bir topluluk hakkındaki olumsuz kanaatimiz bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevketmemeli... 

Önceki gün Afrin... Üç yeni kaymakam atandı. Üst düzey bir bürokrat ile bir aşiret ileri geleninin konuşması:

- Pekeke diyor, Tece'den kim gelirse vurun. Size onbin dolar.
- Herkesi mi?
- Herkesi. Ama sen büyük müdürsün yirmibin dolar edersin.
- Sevdim ben bu işi. Daha sık gelelim buraya...

Bizim arkadaş muzip... İşi gırgıra vurmuş. Eskiden de hep öyleydi... Bir bakanlıkta yeni daire başkanı... Afrin'de gördüklerini anlattı biraz. 7 yıldır elektrik yok. 7 yıldır herşey Kürtçe ve latin harfi ile. 7 yıldır Arapça yok ama herkes Fransızca biliyor. Su yok. Zemin kaygan ve zayıfladığımız an karşı tarafa geçecek bir çoğunlukta olan laplaik bir Kürt halkı söz konusu. Her yer zeytin ve Türkiye'den çok şey bekliyorlar.

Bugün durum bu... 

Şeytan, kendi icadı olan demokrasi ile de yeniliyor. Ama yılmıyor, oyun üstüne oyun kuruyor. Boş durmuyor.

İçimizdeler.  Her yerimizdeler. Satın alınabilen ve öfkesine kurban olabilen, düşünmeyen herkesin kalbinde ve kalp atışındalar.  

Emevi - Abbasi örneği bunun en güzel ifadesi. Abbasileri tahta çıkaran Ebu Müslim Horasani'nin sonuna da bir bakın bu arada... Ziyafet sofrası sonu oldu.

Dışarıdaki düşmandan daha tehlikelisi,  içerideki gafildir. Gafil bir de cahil olursa vay halimize...

Bazen de, mağlubiyetimizi kazanmak... Kazanırken aslında kaybetmek... Kaderimiz bu olmamalı. Bir şeyler yaparken adil olmalı ve düşmana benzememeliyiz.

Efela tezekkerûn / Hiç düşünmüyor musunuz?

Selam ve dua ile.
Özel haber / Gündüz Demirhan / Ülke postası

YORUMLAR

  • 0 Yorum