Engellenme Duygusu?
Ezgi Akgül

Ezgi Akgül

Engellenme Duygusu?

İnsanı en çok öfkelendiren şey nedir? Sorusunun cevabı bana göre hiç şüphesiz "Engellenme" duygusudur.

Birisi sizi bişeyi yapmaktan alıkoyduğu zaman sonsuz öfkelenirsiniz.

Ya birde öfkelenmenize bile izin verilmediyse?

Muhafazakâr cenahın ve bana göre Kürtlerin öfke patlaması yaşamasının altın da yatan en büyük sebeplerden birisi işte bu "Engellenme" hissiyatı.

Düşünsenize Kemalizm balyozu ile yıllarca yaşamışsınız. Konuştuğunuz her Kürtçe kelime için beş kuruş ödediğiniz günler görmüşsünüz.

Ya da en temel haklarınızdan biri olan eğitim görme hakkı devlet eliyle inançlarınızdan dolayı engellenmiş.

Ve tüm bunların yanında öfkelenmenize bile izin verilmemiş o bile suç sayılmış.

Bugünler de bu insanların Mustafa Kemal üzerinden geçmişin dolmuşluğunu boşaltma ihtiyacını çok iyi anlıyorum.

Biriken öfke bi şekilde heykel yıkma, bazen istemesekte küfür etme boyutuna ulaşabiliyor.

Öncelikle şunu idrak etmemiz gerekiyor; bugün bu ülkede yaşayan ve kendini “Müslüman” olarak tanımlayan insanların derdi doğrudan Mustafa Kemal olmaktan çıkmalıdır artık.

Türkiye Cumhuriyeti’ni senelerce bir keşmekeşin içinde oradan oraya savuran asıl güç Kemalizm anlayışıdır ve bu anlayış Mustafa Kemal’i bile kendi medeniyet tasavvuru doğrultusunda eğip bükmüş, şekilden şekle sokmuştur.

28 Şubat sürecinden sonra "Ulusalcılık" maskesi takan ve daha keskin söylemler ile gelen bu bağnaz kafa ile mücadele edilmesine kesinlikle inanıyorum.

Ancak bu mücadelenin yolu doğrudan Mustafa Kemal’i hedef almaktan geçmemeli artık. Bu ülkede hâlâ milyonlarca insan tarafından sahiplenilen birinin heykellerine savaş açmak, ismini hayatımızdan çıkarmak için kendimizi paralamak bize bir fayda sağlamaz.

Önce kafalarda dikilen heykeller ile mücadele etmemiz gerekiyor.

Kemalizmin köhne yapısının dünyanın değişen değerleri ile uzaktan yakından alakasının olmadığına, ve dünyanın sorunlarına "o olmasaydı Marmarayın adı Yorgoray olurdu" kafasından öte çözüm sunamadığına, insanları ikna ettiğiniz de o insanlar o heykelleri kendi elleri ile yıkacaktır zaten.

“Atama saygı duruşu istiyoruz! Saygı duruşunda bulunacaksanız!” diye kendilerini paralamalarına katıla katıla güldüğümüz insanlar gerçekten varlar ve bizimle birlikte yaşıyorlar.

Atatürk’e karşı bu denli güçlü, adeta ‘tanrısal’ bir sevgi besleyen; bu sevginin neticesinde de kendini komik duruma düşürecek davranışlarda bulunan insanların heykellerini yıkarak kemalizmden özgürlüğe yumuşak bir geçiş yapamayız.

Biliyorum çok zor bir süreç, yıllarca size örümcek kafalı cahil yobaz diyen, kendilerini üst sınıf görüp halkı ezilmiş zeytin gibi gören bu kafa ile mücadele etmek çok zor.

Tamam meselenin "eğlenme/iğneleme" kısmını yapalım hep birlikte bence bunu hak ettik, ancak işi küfüre, heykel yıkmaya,  toplumu ayrıştırmaya Mustafa Kemal'in cinsel kimliği üzerinden bir sistemi yıkmaya çalışarak başaramayız.

Nereye kadar gideceğimizi, nerede durmamız gerektiğini bilmeden bu yola çıkmayalım.

...

YORUMLAR

  • 0 Yorum