*RAHATINI BOZMAZSAN, RAHATIN SENİ BOZAR*
*RAHATINI BOZMAZSAN, RAHATIN SENİ BOZAR*

Necmi Cemal Akademisyen Köşe Yazarı
necmiozdemir@gmail.com -*RAHATINI BOZMAZSAN, RAHATIN SENİ BOZAR*
“İnsan rahatını bozmazsa, rahat insanı bozar.”
Anooshirvan Miandji’nin bu sözü, kısa olmasına rağmen insanın en sinsi tuzaklarından birine işaret ediyor.
Çünkü insanın en büyük yanılgılarından biri, alıştığı düzeni hayatın kendisi sanmasıdır. Her şey yolunda gittiğinde, hiçbir şey sarsılmadığında, yeni bir risk almak zorunda kalmadığında… İnsan bulunduğu yere tutunur. Sonra o tutunuşu zamanla “güven” diye adlandırır. Oysa güvenlik ile durağanlık arasındaki çizgi, çoğu zaman fark edilmeyecek kadar incedir.
Konfor alanı, dinlenmek için güzeldir. Ama hayatı büyütmek için yeterli değildir. Gelişim, rahat ettiğimiz yerde değil; ayaklarımızın altındaki zemin kaymaya başladığında başlar. Yeni bir şey öğrenmek zordur. Yeni bir yola girmek korkutucudur. Hata yapma ihtimali insanı durdurabilir. Oysa insanı büyüten de çoğu zaman tam olarak bu gerilimdir.
Bazen kendimize bilerek bir rahatsızlık vermeliyiz. Yeni bir fikir dinlemeli, yanlış bildiğimizi sorgulamalı, “Ben bunu yapamam” dediğimiz şeyin üzerine yürümeliyiz. Çünkü hayat, yerinde kalana değil; yerinden kalkmaya cesaret edene yeni kapılar açar. Ve o kapıların anahtarı dışarıda değildir. Anahtar, korkumuzun tam ortasındadır.
İnsan çoğu zaman yorulmaktan değil, değişmekten korkar. Rahatını korumak için gösterdiği çaba, bir süre sonra onu değiştirmekten alıkoyabilir. Oysa insanı her zaman dışarıdan gelen fırtınalar yıpratmaz. Bazen içeride biriken durağanlık daha sessiz, ama daha derin bir yorgunluk yaratır.
Bu yüzden zaman zaman kendimize şu soruyu sormalıyız:
“Ben gerçekten huzurlu muyum, yoksa sadece alıştığım hayatın içinde miyim?”
Çünkü konfor alanı bizi koruyabilir…
Ama bizi ileriye taşıyan, o alanın dışına attığımız ilk adımdır.
Ve belki de en önemli gerçek şudur:
Rahatını bozmayı göze almayan insan,
bir gün rahatının bozduğu insan olur.
Belki de mesele rahat yaşamak değildir.
*Rahatına rağmen yaşamaya devam edebilmektir.*