Hukukta
Hukukta "Popülist Savunma" Tehlikesi:

Hukukta "Popülist Savunma" Tehlikesi: Sosyal Medya Verileri ile Müvekkil Tatmini ve İhlal Edilen Meslek Etiği

Adalet mekanizması, algı yönetimi ve yüzeysel şovların gölgesinde nitelik kaybı yaşıyor. Müvekkilin egosunu tatmin etmek adına sosyal medyadan toplanan açık kaynak görüntülerini "kesin delil" gibi dosyaya sunan anlayış, savunma makamının saygınlığını ve meslek etiğini derinden yaralıyor.
Son yıllarda yargı dünyasında endişe verici bir eğilim dikkat çekiyor: Hakiki bir hukuki inceleme, somut delil araştırması ve doktrinsel derinlik yerine; sırf "iş yapıyormuş" izlenimi vermek amacıyla yürütülen illüzyonist savunma pratikleri. Bu zihniyetin en somut örneği ise sosyal medya platformlarından rastgele elde edilen açık kaynak görüntülerinin, hukuki bir süzgeçten geçirilmeden mahkeme heyetlerinin önüne "yıkıcı delil" gibi sunulması.
Sosyal Medya Verilerini Delil Yapmak Ne Kadar Etik?
Açık kaynaklardan erişilen her görüntünün ya da paylaşımın doğrudan ve sarsılmaz bir delil niteliği taşımadığı, hukuk disiplininin temel ilkelerinden biridir. Dijital verilerin manipülasyona açık yapısı, bağlamından koparılma riski ve kaynağının güvenilirliği göz önüne alındığında; bu tür içerikleri derinlemesine analiz etmeden sırf dosyayı kabartmak amacıyla mahkemeye sunmak son derece manidardır.
Bu yaklaşım, iki temel etik ihlali beraberinde getirir:
Müvekkili ve Yargıyı Yanıltma: Müvekkilin gözünü boyamak, onayını almak veya egosunu beslemek adına dosyanın esasına hizmet etmeyecek niteliksiz görselleri sunmak; müvekkile sahte bir güven duygusu aşılar. Bu durum, adaletin tecelli etmesinden ziyade kişisel ve maddi menfaatlerin öncelendiği ticari bir zihniyetin ürünüdür.
Adalet Sistemini Meşgul Etme: Delil değeri taşımayan, hukuki mantıktan uzak açık kaynak verileriyle dava dosyalarını doldurmak, yargılama sürecini uzatarak mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmesine ve gerçek mağduriyetlerin gecikmesine yol açar.
"Diploma Sahibi Olmak" ile "Hukukçu Olmak" Arasındaki Derin Uçurum
Adaletin tecelli etmesi için çabalayan gerçek hukukçular, müvekkiline duymak istediği popülist söylemleri değil, dosyanın objektif ve hukuki gerçekliğini sunar. Ancak ülkesinin adalet sisteminin menfaatlerini değil, kendi kişisel ikbalini ve kısa vadeli çıkarlarını gözeten anlayış; savunma hakkını bir şov arenasına çevirmektedir.
Sosyal medya görüntülerinden medet uman, etik değerleri kişisel ikbal uğruna feda eden bu yaklaşım; ne kadar "okumuş" olursa olsun hukukun özünden fersah fersah uzaktır. Hakikati aramak yerine algıyı yönetmeye çalışan bu zihniyet, toplumun yargıya olan güvenini aşındırmakta ve hukuk mesleğinin tarihsel saygınlığına en büyük zararı vermektedir.






