01 Eylül 2026 - Salı

Yeni Dönemde Türkiye’nin Önündeki Beş Temel Mesele

Yeni Dönemde Türkiye’nin Önündeki Beş Temel Mesele

Yazar - Süleyman Aksoy Köşe Yazarı
Okuma Süresi: 3 dk.
30 okunma
Süleyman Aksoy Köşe Yazarı

Süleyman Aksoy Köşe Yazarı

slmnaksoy@gmail.com - 05073119970
Takip EtGoogle News

Yeni Dönemde Türkiye’nin Önündeki Beş Temel Mesele

Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü.

Dün, 30 Ağustos Büyük Zaferi’nin 104’üncü yıl dönümünde milletimizin bağımsızlık iradesini bir kez daha hatırladık. Bugün ise bu bağımsızlığın barış, adalet ve refahla nasıl güçlendirileceğini konuşmak zorundayız.

Çünkü barış, yalnızca silahların susması değildir. Barış; hukukun üstünlüğü, adaletin tesisi, insan onurunun korunması ve milletlerin kendi gelecekleri hakkında özgürce karar verebilmesidir.

Dünyamız yeni bir çatışma döneminden geçiyor. Savaşlar genişliyor, güç mücadeleleri sertleşiyor, milyonlarca insan yurdunu terk etmek zorunda kalıyor. Enerji, gıda, su, teknoloji ve ticaret yolları yeni çatışma alanlarına dönüşüyor.

Böyle bir dünyada Türkiye’nin edilgen kalma hakkı yoktur. Türkiye, başkalarının kurduğu denklemlerde kendisine yer arayan değil; barışı, dengeyi ve hakkaniyeti esas alan yeni denklemler kurabilen bir merkez ülke olmak zorundadır.

Yeni döneme girerken önümüzde beş temel mesele bulunmaktadır.

Birincisi, ekonomide güveni yeniden tesis etmek ve hayat pahalılığıyla mücadele etmektir. Üretenin karşılığını aldığı, çalışanların insanca yaşayabildiği ve hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir ekonomik düzen kurmalıyız.

İkincisi, hukuk devletini ve kurumlarımızı yeniden güçlendirmektir. Adaletin zayıfladığı bir ülkede toplumsal barış da ekonomik kalkınma da kalıcı olamaz. Devlet şahısların değil, kuralların ve liyakatin hâkimiyetinde olmalıdır.

Üçüncüsü, gençlerimize kendi ülkelerinde gelecek sunmaktır. Gençlerimizi işsizliğe, umutsuzluğa ve başka ülkelerde hayat kurmaya mecbur bırakamayız. Eğitimden istihdama kadar bütün sistemi yeniden ele almalıyız.

Dördüncüsü; üretimde, enerjide, teknolojide ve dijital altyapıda bağımsızlığımızı güçlendirmektir. Verisini koruyamayan, teknolojisini üretemeyen ve enerjisini yönetemeyen bir ülke, siyasi kararlarını da bütünüyle özgür veremez.

Beşincisi ise toplumsal kutuplaşmayı aşmaktır. Türkiye’nin yeni kavgalara değil, ortak bir geleceğe ihtiyacı vardır. Farklılıklarımızı çatışma gerekçesi değil, millî bütünlüğümüzü zenginleştiren değerler olarak görmeliyiz.

Türkiye’nin yeni bir tartışmaya değil, yeni bir yönetim aklına ihtiyacı vardır.

Bu akıl; içeride adaleti, dışarıda barışı, ekonomide üretimi, devlet yönetiminde liyakati ve millet hayatında hürriyeti esas almalıdır.

1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle çağrımız açıktır:

Savaşların kazananı, masum insanların ise kaybedeni olmadığı bir dünya mümkündür. Türkiye, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinin ışığında bölgemizde barışın, dünyada hakkaniyetin güçlü sesi olmalıdır.

Devlet güçlü olacak.
Millet hür olacak.
Cumhuriyet sağlam kalacak.

Dünya Barış Günü kutlu olsun.

Süleyman Aksoy
Hür Düşünce Hareketi Genel Başkanı

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları
ss