18 Ocak 2026 - Pazar

Masonlar Kimlermiş

Bu nasıl masonluksa yemin töreninin yapılacağı alan bile aydınlık ortamdan uzak karanlık dehliz bölmelerde yapılmakta

Yazar - Serdar Aydın
Okuma Süresi: 7 dk.
Serdar Aydın

Serdar Aydın

sserdarayd64@gmail.com -
Google News

Kapalı kutu anlayışını değiştiren bir ketumlar topluluğu bir “GİZ” den bahsedelim. Gizemli sırrın söylenilmeyeceğine dair yemin ettirilen masonluk nedir neymiş bir görelim.

Bu nasıl masonluksa yemin töreninin yapılacağı alan bile aydınlık ortamdan uzak karanlık dehliz bölmelerde yapılmakta. Ne diyelim gizemlilik bu ya, işte her şey bu loş karanlık ortamda gerçekleşmekte.

Kendisine refakat eden loca görevlisi tarafından gözler bağlanıp boyna geçirilen halka şeklinde bir urgan eşliğinde locanın tam ortasına alındığında kendisine yemin ettirilir.

En nihayetinde zemine işlenmiş Siyon yıldız sembolü öptürülüp akabinde biat merasimi tamamlanır. Bundan böyle gizlilikleriyle birlikte masonluk payesini kazanmış olur.

Evet, masonluk öylesine sırlar küpü muamma bir kapalı kutudur ki; mensupları arasında bile konuşma diliyle değil, bulundukları derecelerine göre gizem içeren işaret ve semboller kullanılarak iletişim kurulur.  Asla alt kademede yer alan bir mason biraderin, bir üst dereceye terfi etmiş bir mason biraderin sahip olduğu bilgilerin öğrenmesine izin verilmez.

Ali Kami Akyüz’ün Sebat locasında; “Masonluk ve Ahlak” adlı konferansında gizlilik prensiplerini nasıl izah ediyorlar: “Mesleğimizin en göze çarpan özelliklerinden biri de gizliliktir. Hatta aramızda bile kat kat,  derece derece gizlilikler vardır. Bundan başka herhangi bir dereceye çıkmış olmak, o derecenin bütün mahiyetine vukuf için kâfi gelmiyor. O derecenin sırrını içeriğini de perde perde gizlilikler arasından seçmek icap ediyor.”

Görüldüğü üzere kendi biraderleriyle paylaştıkları gizliliğe riayet ilkesi dikkat çekici bir unsur olarak göze çarpıyor. Bu gizlilik birazda Siyonizm’le bağlantısını örtbas edilmesinden kaynaklanan bir durumdur. Zira bu teşkilata giren ilk üyenin mensup olduğu yolun Siyonizm’le olan bağlantısını ilk etapta fark etmese de zamanla masonluğun üst kademelerine yükseldikçe bu sır küpü ideolojiye göbekten bağlı olduğunu bilmek durumunda kalacaktır.

Atatürk büyük gizlilik içerisinde faaliyet gösteren mason teşkilatlarını milli menfaatlerimize aykırı olduğunu fark edip 1935’te kapatmayı yeğlemiştir. Ne var ki; Atatürk kapatırken, maalesef 01.04.1963 yılında Başbakan İsmet İnönü, Başbakan Yardımcısı Turhan Fevzioğlu ve Çalışma Bakanı Bülent Ecevit gibi birçok tanınmış isimlerin altında imzası bulunan bakanlar kurulu kararıyla LIONS INTERNATIONAL kulübünün Türkiye’de kurulmasına resmi gazetede yayınlanmasıyla birlikte yürürlüğe girmiştir.

İşte tüm bu gizliliğe rağmen 1951 yılı dönemin Dâhiliye vekili tarafından her ne hikmetse Meclis kürsüsünden Mason derneğinin cemiyetler kanununa göre kurulduğunu söyleyecek kadar da şeffaf olabilmişlerdir. Bu demek oluyor ki; hem gizlilik, hem de kanunlar çerçevesinde kurulduğundan kanunlardan dem vurmak gibi çelişik ifadeler duruma göre şekil alabiliyor.

Masonların yayınladıkları kitapların satır aralarında kendi bakış açılarını görmek mümkün, madem öyle şöyle sayfaları karıştırıp bakalım ne diyorlar:

“Masonluğun ahlaki kıymetini hariciler anlayamazlar (Mason dışı olanlar)… Bizi tanımayanlar ne derlerse desinler biz Sami azam kâinatın şanı celiline istinat ederek masonluğun yüksek ideallerine ve derin felsefi ahlakiyyesine iman ile iftihar ederiz. Cemiyetimizin müessisi; Fenikeli Mimar Hiram’dır. Süleyman mabedi miladın takriben bin sene evvel inşa edilmiş olduğuna göre, masonluğun üç bin senelik bir mazisi olması lazım gelir. Onu kaybettikten sonra miladın onuncu asrında, fakat bu sefer Avrupa’nın göbeğinde tekrar buluyoruz.” 

Mason dergilerinde; “Özgürlüğün engelleri birkaç sözcükte saklıdır: Günah, ayıp, yazık, haram” (Bkz. Mason dergisi, S.28 sf.10).

Bir zamanlar mason Ali Kami Akyüz, dokunulmazlık zırhına bürünerekten mebus olmanın vermiş olduğu rahatlığı içerisinde işin boyutunu daha da ileri taşıyıp Orta çağda Gotik mimarlığının masonların eseri olduğunu takdim edebilmiştir.

Ve şöyle der: “Bunlar Avrupa’daki ilk mason ecdadımızın vücuda getirdikleri mümtaz eserlerdir.”

Mason Ali Kami Akyüz, “1502 de İngiltere Kralı 8. Henry cemiyete dâhil oldu ve kendi sarayında bir loca açtı. Masonluk 1725'de Fransa’ya girdi. İlk Alman locası 1735 de açıldı.”

 “Bazen hükümetlerin tatbikatına maruz kalan masonluk bütün tazyiklere rağmen ayakta kalmış, fakat muhtelif tarikatlara ayrılmıştır. Bizim mensup olduğumuz İskoçya tarikatıdır. Buna eski tarikat denir. Elyevm İskoçya’da, İngiltere’de, Almanya’da ve Amerika’nın bir kısmında yürürlüktedir,  yeni tarikat veya Fransız tarikatı Fransa’ya münhasırdır. Bir de Mısır tarikatı vardır.

Muhterem Biraderlerim! Bizim mensup olduğumuz İskoçya Tarikatı Sami Azam kâinatın şanı celiline istinat ettiği için ahlaki umdeleri de dinden ilham alır.”

Düşünebiliyor musunuz hem İngiliz masonluğu üzerinde Anglikan kilisesinin etkisinden bahsedip ahlakını benimseyeceksin, hem de İskoçya locasına mensubiyetinden bahisle din gibi mukaddes kavramları referans alıp ilahi bir kılıf imajına bürünen masonluk tanımı sergileyeceksin, doğrusu şaşmamak elde değil. Peki, adama demezler mi; bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Hiç boşuna yorulmayın, feraset mayası güçlü Türk insanını kandıramazsınız. Çünkü satır aralarında geçen şu sözler ipliklerini pazara çıkarmaya yetiyor:

“Ne din, ne ırk, ne dil, ne milliyet farkı masonluktaki dayanışma (tesanüt) hissini akamete uğratamaz!”

Kaldı ki; masonluğun alt derecelerine inildiğinde Allah inancı ‘Kâinatın Ulu Mimarı’  ibaresiyle ifadelendirilir, orta derece kademesine gelindiğinde bir anda “Kâinatın Ulu Mimarı” terapisinin tabiat ve enerjiye dönüştürüldüğünü görürüz, derken daha üst derecede katmanlara erişildiğinde ise “Kâinatın Ulu Mimarı” telkininden maksat Allah olmayıp insanın tâ kendisi olduğu anlaşılmış olur.

Din, milliyet ve ahlak gibi mukaddes kavramlar hak getire, bir anda mason biraderliği uğruna feda edilebiliyor. Kelimenin tam anlamıyla hiçbir kavram ve değer masonluğun üzerine çıkamaz, zaten izin verilmez de.

Anlaşılan o ki  Masonlukla ilgili hiçbir araştırma yapmaksızın sadece kendi ifadelerini kurcalamakla bile masonluk denen derin ucubenin ardındaki gizli sis perdesini aralamak pekâlâ mümkünmüş.  Gerçekler er geç ortaya çıkabiliyor,  her ne kadar sır olarak saklanmaya çalışılsa da arka planda kodlanan şifreyi çözmek hiçte zor değilmiş. Meğer satır araları iyi analiz edildiğinde masonluğun gerçek maskesi düşebiliyormuş.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
ss