DOĞRU YERİN DEĞERİ
DOĞRU YERİN DEĞERİ

Mustafa Murat Karahan
mmuratkarahan38@gmail.com -DOĞRU YERİN DEĞERİ
Eşyalar da insanlar da birbirine benzer.
Bir vazo, en pahalı porselen bile olsa mutfak tezgahında “fazlalık”tır. Aynı vazo, salonun tam ortasında, ışığı doğru aldığında evin ruhu olur.
Bir insan da öyledir.
Doğru yerde durduklarında yalnızca bulundukları ortama değer katmazlar... "O ortamı yaşanır kılarlar. Anlamlı kılarlar. Dönüştürürler."
Yanlış yerde durduklarında ise, ne kadar kıymetli, ne kadar yetenekli, ne kadar iyi niyetli olurlarsa olsunlar, hep bir “uyumsuzluk” yayarlar. Tıpkı kütüphaneye bırakılmış bir çekiç gibi.
Siyasetteki Karşılığı: Liyakat Meselesi
Siyasetin en büyük hastalığı budur. Ekonomist olmayanı ekonomi masasına, çiftçi yüzü görmemişi tarım komisyonuna, dava şuuru olmayanı teşkilatın başına oturtmak.
Sonra da “Neden yürümüyor?” diye sormak.
Çünkü çekiçle vida sıkılmaz. Çünkü herkes her yerde olmaz.
Doğru insan, doğru görev. Bu kadar basit. Bu kadar zor.
Kimseyi küçümsemek için söylemiyorum. Sadece şunu söylüyorum: Herkesin bir “doğru yeri” var. Orayı bulunca hem kendisi parlıyor, hem partisi büyüyor.
Eşya da öyle değil mi? Sandalye masada, kitap rafta değerlidir.
Hayattaki Karşılığı: Huzur Meselesi
İnsan ömrünü en çok ne tüketir biliyor musun? Yanlış yerde durma çabası.
Ait olmadığı masada konuşma çabası.
Sevmediği işte başarılı olma çabası.
Oysa doğru yerde duran insan yorulmaz.
Çünkü akışa direnmez. Değer katar ve değer görür.
Bu yüzden acele etmeyelim. Kızmayalım. Kırmayalım.
Önce soralım: “Benim doğru yerim neresi?”
Parti olarak da soralım: “Bu arkadaşımızı en çok parlatacak yer neresi?”
Çünkü dünya, doğru yerde duran insanlarla güzelleşiyor.
Çünkü sıkılmış bir limondan limonata çıkmaz. Ama doğru ağaçtaki limondan, en tatlı limonata çıkar.
Unutmayalım: Mesele kıymetli olmak değil. Mesele kıymetli olduğun yerde olmaktır.
-