TIR Şoförlerinin Görmezden Gelinen Gerçeği
TIR Şoförlerinin Görmezden Gelinen Gerçeği

Tehlikeli Meslek, Asgari Prim: TIR Şoförlerinin Görmezden Gelinen Gerçeği
Türkiye ekonomisinin görünmeyen kahramanları vardır. Onlar ne ekranlarda sık görünür ne de masa başı karar mekanizmalarında yeterince temsil edilir. Ancak ülkenin üretimi, ihracatı ve ticaret zinciri büyük ölçüde onların direksiyon başındaki emeğine bağlıdır: profesyonel TIR şoförleri.
Günlerce süren yolculuklar, uykusuz geceler, sınır kapılarında bekleyiş, ağır trafik riskleri, iklim şartları ve yüksek kaza ihtimali… TIR şoförlüğü yalnızca bir meslek değil, ciddi fiziksel ve psikolojik riskler barındıran bir yaşam biçimidir. Buna rağmen Türkiye’de bu mesleğin sosyal güvenlik boyutunda büyük bir çelişki yaşanmaktadır.
Bugün birçok profesyonel şoförün sosyal güvenlik primleri, fiilen aldıkları ücretler üzerinden değil, asgari ücret üzerinden yatırılmaktadır. Bu durum sadece bir gelir kaybı değil; gelecekte düşük emekli maaşı, eksik sigorta hakları ve sosyal devlet ilkesinin zedelenmesi anlamına gelmektedir.
Daha dikkat çekici olan ise yargı kararlarının uzun süredir bu gerçeğe işaret etmesidir. Yargıtay 10. Dairesi, çeşitli davalarda şoförlerin yaptığı işin niteliği, çalışma koşulları ve fiili kazançları dikkate alınarak primlerin gerçek ücret üzerinden yatırılması gerektiğine yönelik önemli değerlendirmelerde bulunmuştur. Yüksek yargının ortaya koyduğu bu yaklaşım, uygulamadaki sorunun münferit değil, sistematik olduğunu açıkça göstermektedir.
Ancak tüm bu kararlara rağmen uygulamada kayda değer bir değişim görülmemektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik politikalarını belirleyen idarenin, sahadaki bu kronik soruna karşı yeterli denetim mekanizmasını işletmemesi ciddi bir soru işareti doğurmaktadır. Yargı kararları emsal niteliği taşırken, uygulamanın aynı şekilde devam etmesi hukuk devleti açısından tartışılması gereken bir durumdur.
Burada mesele yalnızca prim hesabı değildir. Mesele, tehlikeli bir mesleğin hâlâ “vasıfsız iş” mantığıyla değerlendirilmesidir. Oysa uluslararası taşımacılık yapan bir şoför; lojistik bilgisi, gümrük prosedürlerine hâkimiyet, araç güvenliği, zaman yönetimi ve yüksek sorumluluk gerektiren bir işi yerine getirmektedir. Avrupa’da birçok ülkede bu meslek özel statülerle korunurken, Türkiye’de hâlâ standart işçi kategorisinde kalmaktadır.
Devletin görevi yalnızca yasa yapmak değil, mevcut hukukun uygulanmasını sağlamaktır. Eğer mahkemeler bir soruna işaret ediyor ve çalışanlar yıllardır aynı mağduriyeti dile getiriyorsa, kamu otoritesinin bunu görmezden gelme lüksü yoktur.
Bugün yapılması gereken açıktır: Gerçek ücret üzerinden prim denetimlerinin artırılması, ağır vasıta şoförlüğünün yıpratıcı ve tehlikeli meslekler kapsamında yeniden değerlendirilmesi ve mesleğe özgü sosyal güvenlik düzenlemelerinin hayata geçirilmesi.
Unutulmamalıdır ki direksiyon başındaki bir şoför yalnızca yük taşımaz; ülkenin ekonomisini, üretimini ve ticaret sürekliliğini taşır. Bu emeğin karşılığı ise yalnızca alkış değil, adil ve gerçek bir sosyal güvenlik sistemidir.
Fikri Beran





